Ayvalık'taki arkadaşlar belki anımsarlar: "galat-ı meşhur"a, yani "doğru bilinen yanlışlar"a savaş açan birisiyim. Bu duruşum İstanbul'da da sürmekte. Geçen gün bankadan emekli maaşımı çekmek üzere yolda yürürken eşim mealen dedi ki:
"Dün yeni yıl tartışması yaptım bir mağazada. Mütedein bir kız çocuğu; noel benim yeni yılım değil ki! Bir türlü anlamıyorum bu günü kutlayanları? Benim yeni yılım "muharrem" ayıdır. vs vs
Pericik gerçi gerekeni söylemiş ona ama ben yine de ekledim -bu da mealen-:
"keşke her miladi ayın son günü maaşının ödenmesini isteyen bu kıza, Santa Claus'un (Agios Nikolaos > Άγιος Νικόλαος) yani Noel Baba'nın Demre'li (Antalya) olduğunu da söyleseydin!"
O gün, yıllar önce bir gazetenin blogunda çıkan bir yazım aklıma geldi. O günlerde Milliyet Blog'da aşçılık uğraşımdan kaynaklı yemek yazıları yazıyordum ve yılbaşı da gelmek üzere idi. Ben de:
"İsa'nın ve Mitra'nın doğum günü", "noel ağacı", "santa claus ve kırımızı kostümü" ile "hindi" üzerine bir kaç şey yazalım."
diye başlayan bir blog yayımlamıştım (Köksal,26 Aralık 2008).
![]() |
| (foto.01) İki yıl yazılarım yayımlanan Milliyet Blog'da çıkan "Yılbaşı Menuleri" adlı yazım. kaynak: HKK, 2008. |
Bu blogda da elbette galat-ı meşhura savaş açmaktaydım ve ayrıca o günlerde din konusunda oluşturduğum bir okuma planına göre "noel meselesini" de araştırıyordum.
Bu yazıyı yıllar sonra yeniden okuyunca, bir kez daha yayımlamayı, aslında bir yazı dizisinin ilk yazısı yapmayı planladım. İkinci yazının "İslam'da zaman ve yeni yıl kavramı", üçüncü yazının "Demre'li Agios Nikolaos" ve son yazının da "Osmanlı İmparatorluğu'nda yeni yıl kutlamaları" üzerine olmasını düşündüm.
2008 yılında yazdığım bu yazı ile sizi baş başa bırakayım...
- * -
yayın tarihi: 28 Aralık 2008
BİR YÖRE/BİR ÜLKE MUTFAĞI 13.
YENİ YIL MÖNÜLERİ-1
Uzun bir aradan sonra merhaba...
Bir türlü tamamlanamayan işler ve burnumu da yeni konulara sokmamdan dolayı (ney üflemeye başladım) bir süredir, Milliyet Blog'a yazamıyordum. Şimdi durum sakinleştiği için "Bir yöre/Bir ülke mutfağı" yazılarıma, yılbaşına kadar sürecek yoğun bir "yeni yıl yemekleri" tarif bombardımanı ile devam ediyorum. Ama tariflere geçmeden önce isterseniz; "İsa'nın ve Mitra'nın doğum günü", "noel ağacı", "santa claus ve kırımızı kostümü" ile "hindi" üzerine bir kaç şey yazalım.
Öncelikle söylemeliyim ki; İsa'nın doğum günü tarihi net olarak bilinmemektedir. Hatta yılı da. Ancak doğumu hakkında bilinen şudur ki, ne 24 aralık veya 1 ya da 6 ocak'ta doğmamıştır (abç.).
Luka İncili'ne göre İsa, çobanlar çayırlarda sürülerini otlatmakta iken doğmuştur [1]. Yine aynı incile göre Yahudi vaiz Vaftizci Yahya, Yahudilerce 15 nisanda kutlanan Fısıh (mayasız ekmek) Bayramı'nda doğmuştur ve İsa'da onun doğumunu izleyen altıncı ayda yani ekim ayında dünyaya gelmiştir (abç.).
İbn-i Kesir'in [2] Kuran tefsirlerinde yazdığına göre de Yahya'nın annesi aynı zamanda Meryem'in de teyzesidir ve yaklaşık aynı dönemlerde hamiledirler. Meryem'in İsa'dan başka çocuğu olmadığı Kuran'da da yazmaktadır Ve ayrıca Meryem Suresi'nde doğumun "hurmaların taze olduğu bir zamanda" olduğu belirtilmektedir [3].
Toparlarsak İsa'nın doğumu din kitaplarına göre güz aylarında olmuştur (abç.).
İsa'nın doğum yılı da çelişkilidir. Yani şu kesindir, İsa 0 yılında doğmamıştır (abç.). İsanın doğumu "isadan önce" 6 ya da 4 yılıdır.
Değişik incillerde yazdığına göre Casper, Melchior ve Balthasar adlarında 3 zerdüşt, çok güçlü bir yıldızın ışımasını görünce, bunun "yeni bir haber getirici yıldız" olduğuna inanırlar ve bu Berthelem (Beytüllahim) yıldızının İsa'nın doğduğunu kendilerine müjdelendiğine karar verirler.
Halbuki bu "çok güçlü ışıma", jüpiter ve satürn gezegenlerinin önlü arkalı gelip tek yıldız gibi görünmelerinden kaynaklanmaktadır. Bunun üzerine bu üç zerdüşt; güllük bitkisi, mürrusafi [4] ve altından oluşan üç hediye ile birlikte bilmedikleri bir yere doğru yola çıkarlar. Yaklaşık 6 ay süren ve yaklaşık 1.500 kilometrelik bir yürüyüşten sonra, "isadan önce" 6 yılının 17 Nisan günü, İsa 8 aylık iken hediyelerini Meryem'e verirler (abç.).
Bugün Noel ağacının en üstüne takılan tek yıldız işte o Berthelem yıldızıdır. Ve bazıları gezegenlerin arka arkaya gelmelerini temsil edebilmek için de kuyruklu yıldız gibi tasvir edilmektedir.
Meraklısına bilgi vermeliyim bu üç zerdüşt hakkında: halk arasında yaygın inanç, bu üç zerdüştün mezarlarının Adıyaman Nemrut yakınlarındaki bir timülüsde olduğudur. Ama bu üç zerdüştün kemikleri olduğu iddia edilen "kutsal emanet" ise her yıl 6 Ocak günü Köln Katedralinde ziyarete açılır.
Peki 25 Aralık neyin tarihidir?
25 Aralık çok tanrıya inanılan dönemde Roma İmparatorluğu'nun en büyük koruyucu tanrısı olan Mitra'nın, yani güneş tanrısının doğum günüdür. Kaldı ki daha sonra düzeltilen Julyen takviminde bu tarihin de doğru olmadığı anlaşılmıştır.
Çok tanrılı Roma'nın İmparatoru Konstantin, Hıristiyanların dinlerini uygulama hakkını 313 yılında resmen kabul etti. Hıristiyanlık kısa bir süre içinde imparatorluk tebasında yaygınlaşmaya başladı. Ancak Konstantin, pagan dönemi ritüellerinin çoğu ile bu yeni kabullenilen dinin harmanlanmasını da gerçekleştirdi.İmparatorluk topraklarında ilk İsa'nın doğum günü kutlaması bayramı 325 yılında başladı. Ve seçilen tarih de 25 Aralık yani Mitra'nın doğum günü oldu. Bu yıl önemlidir çünkü İznik'de 325 yılında toplanan 1. Roma Konsülü Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etti ve toplantılar sonucunda Hıristiyanlık mezheplerinin bugün uyguladıkları birçok ritüelde bu toplantılarda kabul edildi. Bu kararlara uymayacaklarını açıklayan gruplar da oldu: Üniteryenler, Mormonlar ve Yehova'nın Şahitleri ...
Bu 25 Aralık tarihinin resmi olarak ilanı ise 354 yılında Papa Liberius tarafından yapıldı. Ve 1582'ye kadar uygulandı. 1582 yılında reformu cizvit papazı ve astronom Christopher Clavius, Jülyen takviminde bir yılın "11 dakika" eksik olduğunu buldu ve bugün kullanılan Gregoryan takvimini hazırladı. Bu yeni takvim, 24 Şubat 1582'de uygulamaya sokuldu. Ve İsa'nın doğum günü bayramı tarihi, 24 Aralık geceyarısı olarak yeniden belirlendi.
Ancak bu yeni takvime Ortodoks kiliseleri muhalefet etti ve o güne kadar uyguladıkları tarihi yani yenilenmiş biçimi ile 6 Ocak gününü noel olarak kutlamaya devam ettiler.
Evet... Kutsal noel ağacı ve o ağacın süslenmesi öyküsü de ilginç.
Aslında şeytanı korkutmak manasına gelen, ev ya da çevresinde kesilmiş ağaç bulundurmak bir İskandinav pagan geleneği. Ve bunun çam ağacı olması ise, yaprak dökmeyen ağaçların "ölümsüzlük" verdiği anlamına gelmesinden dolayı. Geleneğin Almanya'dan yayıldığı sanılıyor. Alman pagan toplulukları, günlerin yeniden uzamaya başlamasını kutlamak amacıyla evlerine Yule adını verdikleri ağaçlar koyuyorlardı. Bu gelenek Hıristiyanlığın kabulü sonrasında sürdü ve ayrıca bu ağaçlara "evharistya"yı (ekmek ve şarap ayini) temsil etmek için mayasız ekmek asmaya başladılar.
Ağaçların ışıklarla donatılması ise 16. yüz yılın sonrasında başlamıştır. Protestanlığın kurucusu Martin Luther ormanda dolaşırken çamların ardından parıldayan yıldızlardan çok etkilenmiş ve evindeki noel çamına kandiller asmıştır. Bu ağacın kıtada yayılması bir yüz yıl sürmüş, Britanya adasına ise ancak 19. yüz yılın başında Kraliçe Victoria'nın Alman eşi Prens Albert ile girebilmiştir.
Bu ağacın yanında aynı odada bulundurulan ve İsa'nın beklenmesini temsil eden, her biri içine değişik şekerlemeler ve ikonalar gizlenmiş 24 penceresi bulunan Advent takvimleri/yılbaşı piramidi de bir süre sonra ağaç ile birleştirilerek hediye asma geleneği başlatılmıştır.
Sıra geldi 4. yüzyılda yaşamış bizim Antalya Demre'li Nikola'ya...Bugün fanatik kesim tarafından "hiç alakası yok, Antalya'da kar mı var?" gibi düşük bir reddiye ile reddedilse de, aslında Noel Baba, Antalya'lı hemşehrimiz Nikola'dır (abç.).
![]() |
| (foto.02) St. Nikolaos Anıt Müzesi, Demre/Antalya. kaynak: vikipedi |
Onun geyikler üzerinde uçarak gelmesi ise bir İskandinav pagan inancıdır. Mitolojiye göre her yıl 12 ayrı karaktere bürünen koruycu tanrı Odin, aralık ayında sekiz bacaklı atı Sleipnir ile dünyaya gelip yoksullara yiyecek dağıtır. Bu efsane Hollanda'da Sint Klaas'a dönüşür. Sint Klaas'da Odin gibi, aralık ayında bir atla dolaşır ve çocuklar ayakkabıları içine, atı için saman ve havuç koyarak kapıda bırakır. Sint Klaas’da atı için olan bu yiyecekleri alır, o ayakkabıların içine de çocuklar için hazırladığı hediyeleri koyar.
Yüzyıllar içinde bu iki efsane, Demre'li Peder Nikola'ın tüm varlığını, yoksul bir çiftçinin üç kızına çeyiz olması için evin bacasından içeriye atması ile birleşmiş ve üç zerdüştün İsa'ya hediye götürmesi ile de birlikte değerlendirilerek kutsal bir gelenek haline getirilmiştir.
Peki hemşehrimiz Nikola nasıl Santa Claus oldu?
İşte burası çok hoş... 19. yüz yıldan itibaren Amerika'ya göç eden Hollandalılar, çam ağaçları ile birlikte yanlarında bir efsane olan Sint Klaas'ı da taşıdılar. Ve New Amsterdam'ı (bugün New York diyoruz) kurarak buraya yerleştiler. Flemenkçe Sint Klaas, bu kıtada yanlış telaffuz edilerek Santa Claus'a dönüştü.
![]() |
| (foto.03) Haddon Hubbard tarafıondan 1931 yılında Coca Cola firması için tasarlanan Noel Baba kaynak: quizmastertrivia.co |
Ama hala beyaz tüylü kırmızı elbiseleri yoktu. Bunun için 1 yüzyıl daha geçti ve 1930 yılında, grafik tasarımcı Haddon Sundblom tarafından hazırlanan bir Coca Cola reklam kampanyasında Santa Claus bugünkü kostümü ile tanınmaya başlandı. Santa Claus yeni kostümü ile Haddon Sundblom tarafından tasarlansa ve öyle tanınsa da, burada hak yememek gerekir, ilk Noel Baba çizimleri daha eskidir.
![]() |
| (foto.04) Haddon Hubbard (22 Haziran 1899 – 10 Mart 1976) kaynak: unrememberedhistory.com |
Çizer Thomas Nast, Amerika iç savaşı yıllarına denk gelen 1862 yılında Harper's Weekly dergisi kapağında Noel Baba'yı ilk kez kullanmış, ardından 1875 yılında Canadian Illustrated News dergisinde de bir çizim yayınlanmıştır.
![]() |
(foto.05) Thomas Nast (27 Eylül 1840 – 7 Aralık 1902) kaynak: vikipedia.com |
![]() |
| (foto.06) Thomas Nast tarafından tasarlanan Noel Baba. kaynak: wosonst.eu |
Ve nihayet hindi...Hindinin, "yeniyıl yemekleri geleneği" ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hindi Amerika'nın keşfinden çok sonra Avrupa kıtasına gelmiştir. Dolayısı ile tamamen Amerikan yemek kültürüdür. Ve bizim hindi de dahil yılbaşı kutlaması biçimimiz, 20. yüzyılın başlarında "müthiş bir çaba ile çalışan" Amerikalıların tanıttığı biçimdir. Yani yeniyıl masası için hindi kesin gerekli değildir.
Örneğin Kuzey Denizi sahili ülkeleri ile Portekiz ve İspanya'da yeniyıl masaları mutlaka deniz ürünleri ile doludur. Britanya Adasında tatlılar ve özellikle kurabiye ve pudingler yapılır. Orta Avrupa'da et ağırlıklı mönüler masaları donatır.
Evet, bu yazının yemekle uzaktan yakından alakası yok ben de farkındayım. Ama uzun süredir bende biriken bir paylaşım arzusu idi bunlar ve sandığımdan da uzun sürdü. Bunun "patlaması" ve yazıya dönüşmesi de, bir çok fanatik sitenin yeni yıl için yazdıkları ipe sapa gelmez yanlış kelamlardan dolayı oldu. Tabi herkes inandığında özgür bir toplum olduğumuz için benim onlara katkım olamayacak ama durum da bu!
Buraya kadar sabırla okuyan okurlara teşekkür ediyorum.
Yarın görüşmek üzere,
Dostluk ve saygılarımla...
---
DİPNOTLAR
[1] Bu yazı 2008 yılında yazılmıştı. Benim için bugün ki bilgilerimle kıyaslandığında kimi eksiklikler de içermektedir. O günlerde, sadece Luka tarafından yazılan İncil'in İsa'nın doğumundan bahsedildiğini sanıyordum. Ayvalık'a yerleştikten sonra yaptığım sonraki okumalarda, yazar Matta'nın da bu konuda yazdığını öğrenmiştim.
Müjdeci Luka veya Evanjelist Luka (Λουκᾶς), İsa'nın kanonik (otoritelerce doğrulanmış) incillerin yazarı olan Dört Müjdeci'den biridir. Luka, Antakya (Hatay) kentinin yerlisiydi. Erken dönem kiliseler Luka İncili'ni Luka'ya atfettiler. Bu durum önemli Hıristiyan önderler tarafından da teyit edilmektedir. Buna karşık hem laik hem de dinî alimler arasında eserlerin yazarının gerçek kimliğine dair delil yetersizliği nedeniyle tartışmalar sürdürülmektedir.
Lukas'ın Pavlus'un Koloseliler'e mektubunda bir hekim olarak anılması nedeniyle onun hekim olduğu ve Pavlus'un da bir öğrencisi olduğu düşünülmektedir. Roma Katolik Kilisesi'nde ve diğer büyük mezheplerde sanatçıların, hekimlerin, cerrahların, öğrencilerin ve kasapların azizi Müjdeci (Evanjelist) Luka olarak kutsanır. Bayram günü 18 Ekim'dir.
Çoğu bölümü diğer İncil'lerde bulunmayan Luka İncili (τὸ εὐαγγέλιον κατὰ Λουκαν) ise yaklaşık MÖ 3 yılında Yahya'nın doğumu ile başlar ve MS 33'ün ilkbaharında İsa'nın dirilişi (?) ile tamamlanır. En uzun İncil'dir. Yunanca Kutsal Yazıların ya da Yeni Ahdin üçüncü kitabıdır.
Luka İncili (2:1-7)
İsa'nın Doğumu
1.O günlerde Sezar Avgustus'tan, tüm dünyanın sayımını amaçlayan yazılı bir buyruk çıktı.2.Bu ilk sayım Kirinius'un Suriye valiliği döneminde oluyordu.3.Herkes sayıma katılmak üzere kendi kentine gitti.4.Yusuf’da Galile'nin Nasıra Kenti'nden Yahudiye'de Davut'un Kenti'ne, Beytlehem diye bilinen yere gitti. Çünkü Davut'un soyundan ve ailesindendi.5.Amacı çocuk bekleyen nişanlısı Meryem'le birlikte sayıma katılmaktı.6.Onlar oradayken Meryem'in doğurma zamanı geldi.7.İlk oğlunu dünyaya getirdi. O'nu kundağa sarıp hayvan yemliğine yatırdı. Çünkü handa yer bulamamışlardı.
Matta İncili (1:18-25)
İsa Mesih'in Doğumu18.İsa Mesih'in doğumu şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf'la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem'in Kutsal Ruh'tan gebe olduğu anlaşıldı.19.Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan sessizce ayrılmak niyetindeydi.20.Ama böyle düşünmesi üzerine Rab'bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem'i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh'tandır.21.Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa[a] koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.”22.Bütün bunlar, Rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu:23.“İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.24.Yusuf uyanınca Rab'bin meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem'i eş olarak yanına aldı.
[2] İbn Kesîr, 1301 - 1373 yılları arasında yaşayan, Suriyeli yazar ve tarihçi idi. İslam dünyasında kaynak bir tarih kitabı olan El Bidaye ve'n Nihayeyi yazmıştır.
[3] Yazar ve çevirmen Muhammed Hamdi Yazır, Kuran'ı Türkçeye ilk çeviren kişi idi. Onun çevirisi ile Meryem Suresi'nin İsa'nın doğumu ile ilgili bölümü şöyledir:
Meryem Suresi (22-25)
22.Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.
23.Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.24.Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."25."Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."
[4] Küçük dikenli yaprakları olan, 10 metre yüksekliğine ulaşan bir ağaçtır. Bu ağacı saran kabuğunun çizilmesi ile elde edilen reçinenin diş eti hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Günümüzde kimi diş macunlarında ağız ve boğaz bölgesinin hijyeni için kullanılmaktadır. Arabistan, Somali ve Habeşistan dağlarında yetişir. Türkiyer'de mirra veya mirri safi olarak tanılır.
Diğer yazılar
---
KISALTMALAR
(abç.) Altını Ben Çizdim.






