6 Kasım 2026 Cuma

AYVALIK'lı YAZARLAR DERMESİ
Yakup Dinç

(resim-01) Yakup Dinç.
(kaynak: gazeteayvalik.com)

Yakup Dinç 1 Ekim 1969 tarihinde Konya'da doğdu. Konya Atatürk Lisesi'ni bitirdi. 1988-1992 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Balıkesir Mühendislik Fakültesi'nde turizm öğrenimi gördü. Balıkesir Üniversitesi'nde 1999 yılında yüksek lisansını ve 2002 yılında ise doktorasını tamamladı. 2002-2015 yılları arasında Ayvalık MYO Turizm bölüm başkanlığı yaptı. 2015-2019 yılları arasında Ayvalık MYO Turizm Bölümü Pazarlama ve Reklamcılık Bölüm Başkanlığı yaptı. 2018 yılından bu yana Balıkesir Üniversitesi Ayvalık MYO müdürlüğü yapmaktadır. 

2026 yılında profesör olan Dinç Ayvalık'ta yaşıyor.

ESERLERİ
01. Kitapları

01.01. [2003]
Konaklama işletmelerinde önbüro operasyonları ve yönetimi : (örnek önbüro modülleri) (Ayhan Gökdeniz ile birlikte).

360 sayfa. 18.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.


01.02. [2009]
Boş zaman ve rekreasyon yönetimi : örnek animasyon uygulamaları (Necdet Hacıoğlu ve Ayhan Gökdeniz ile birlikte).

224 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.
01.03. [2010]
Türkiye’de iç turizmin geliştirilmesi ve ikinci konutların turizme kazandırılması (Ayvalık örneği) (yay. haz. Ayhan Gökdeniz, Nuran Akşit Aşık, Levent Münger, Hayri Taşkır ile birlikte)

196 sayfa, 16.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.
01.04. [2010]
Ayvalık’ta su altı turizm araştırması (Ayhan Gökdeniz, Nuran Akşit Aşık ve Levent Münger ile birlikte).

178 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.
01.05. [2011]
Turistik Ürün Çeşitlendirmesi (yay. haz. Necdet Hacıoğlu ve Cevdet Avcıkurt Necdet Hacıoğlu ile birlikte "Eğlence Turizmi" adlı bölüm).

499 sayfa (457-480 sayfalar arası), 16.0 x 23.5 cm.

Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
01.06. [2015]
Gastronomi turizmi : (Ayvalıkta talep boyutuyla ilgili bir araştırma) (Barış Erdem, Ayhan Gökdeniz ve Sabriye Uğuz Çelik ile birlikte).

88 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.
01.07. [2021]
Zeytin kenti Ayvalıkta sürdürülebilir destinasyon yönetim modeli (Taner Kömür ile birlikte).

136 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Ankara : Detay Yayıncılık.
01.08. [2021]
Research and revievs in social human and administrative sciences (yay.haz. İrfan Ertekin, Oğuz Diker ve Elif Ural. "The effect of festivals from alternative tourism types in destination image and its contribution to the region: sample of Ayvalik international disabled festival" adlı kitap bölümü).

540 sayfa (18-39 sayfalar arası). 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Gece Kitaplığı Yayınevi.

01.09. [2021]
New Searches and Studies in Social and Humanities Sciences (yay: haz. Ayşe Çatalcalı Ceylan, Büşra Meltem Türkmen ile birlikte "A literature review on the usage areas of the fuzzy vikor method in food beverage enterprises" adlı kitap bölümü).

141 sayfa (78-91 sayfalar arası). 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Serüven Yayınevi.

01.10. [2022]
Academic research and reviews in social sciences (yay.haz. Sinan Sönmez ve Mücahit Yıldırım. Mehmet Emin Akkılıç,bNilay Aldemir ile birlikte "The categorization of the types of sports commonly played in Turkey according to their hedonic and utilitarian consumption tendencies" adlı kitap bölümü).

236 sayfa (147-159 sayfalar arası). 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Serüven Yayınevi.


01.11. [2021]
Sosyal ve beşeri bilimlerde araştırma ve değerlendirmeler (yay.haz. Oğuz Diker, Yasin Akyıldız ve Aytaç Topbaş. "Bulgar tur operatörlerinin paket tur düzenleyecekleri bölgesel turizm pazarlarında (destinasyonlarda) aradıkları özellikler Ayvalık destinasyonu örneği" adlı kitap bölümü).

456 sayfa (305-320 sayfalar arası), 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Gece Kitaplığı Yayınevi.

01.12. [2021]
Güncel turizm çalışmaları II (yay.yaz. Mehmet Sarıoğlan vd  "Tur operatörlerinin bölgesel turizm pazarlarına (destinasyonlara) etkisi" adlı kitap bölümü).

178 sayfa (153-170 sayfalar arası), 3.5 x 21.0 cm.

Ankara: Akademisyen Yayınevi.

01.13. [2021]
Tourism studies and social sciences (yay.haz. Vilian Krystev, Sabriye Çelik Uğuz, Recep Efe ve Erol Kapluhan. "Effect of Satisfaction on The Formation of Behavioral Intentions Towards the Destination of Local Tourists: Case of Ayvalık" adlı kitap bölümü).

726 sayfa (341-352 sayfa arası). ? x ? cm.

Sofya: :St. Kliment Ohridski University Press.


01.14. [2021]
Nöropazarlama perspektifinden satın alma kararı süreci ve menü planlaması (yay.haz. Yakup Dinç).

144 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Detay Yayıncılık.

01.15. [2021].
Sosyal bilimlerde akademik araştırmalar ve derlemeler c.2 (yay.haz. Sinan Sönmez ve Mücahit Yıldırım. Muammer Bezirgan ve Elif Bezirgan ile birlikte "Turizm, e-ticaret ve koronavirüs pandemisi" adlı kitap bölümü).

309 sayfa (7-19 sayfa arası), ? x ? cm.

Ankara: Duvar Yayınları.
01.16. [2021]
Academic studies in humanities and social sciences (yay.haz. Redzep Skrijelj ve Ertuğrul Düzgüm. "The effects of food and beverage enterprises 'brand expansion strategy on the intention of the local community" adlı kitap bölümü).

262 sayfa (177-190 sayfa arası), 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.
01.17. [2022]
Interdisciplinary researches in humanities and social sciences concepts, researches and applications-1 (yay.haz. Pınar Fedakar ve M. Fatih Sansar. Recep Tayyip Ünüvar ile birlikte “Out-of-class education practices in gastronomy education” adlı kitap bölümü).

165 sayfa (142-164 sayfa arası), 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.
01.18. [2022]
Academic Studies in Social, Human and Administrative Science (yay.haz. Salih Battal). "The effect of corporate image in accommodation companies on demands of Bulgarian tourist: an analysis in Ayvalik" adlı kitap bölümünden").

214 sayfa (179 -194 sayfa arası), 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları.
01.19. [2022]
Sosyal ve beşeri bilimlerde güncel araştırmalar-II (yay.haz. Erdil Durukan, Burak Alkan ve Sema Sağlık. "Tur operatörlerinin yapısal analizi ve paket tur üretimi (örnek bir paket tur uygulaması)" adlı kitap bölümü).

470 sayfa (173 -195 sayfa arası), 16.0 x 24.0 cm.

Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları.
01.20. [2023]

Research in Humanities and Social Sciences (yay.haz. Doğan Babacan ve Ercümen[t] Bayram. Büşra Meltem Türkmen ile birlikte "
The peer education model in gastronomy education applicability" adlı kitap bölümü).

317 sayfa (247-260 sayfa arası), 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.

 

01.21. [2024]

A study to determine the level of knowledge of restaurant employees about occupational health and safety.

60 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.
01.22. [2024]
Menuization of the local diches of mediterranean eastern anatolia, aegean, southeastern anatolia, central anatolia, black sea and marmara geographical regions, the pearl of Turkish cuisine, ... (yay.haz Seden Turamberk Özerden. Mehmet Sarıoğlan ve Rana Şat ile birlikte).

193 sayfa, 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.
01.23. [2025]
A study to determine the accessibilty of local food for foreign tourists (Cevdet Avcıkurt ve Mehmet Sarıoğlu ile birlikte).

58 sayfa. 16.0 x 24.0 cm.

Lyon : Livre de Lyon.
01.24.[2026]
A study on the relationship between kitchen ergonomics and production efficiency in independent food and beverage establishments (Sude Dilan Serez Yılmaz ile beraber).

59 sayfa. ? x ? cm.

Gaziantep: Özgür Yayınları.

 

01.25. [2026]
A study on the perception of safety in restaurant consumers (Cevdet Sökmen ile birlikte).

90 sayfa, 13.5 x 21.0 cm.

Ankara: Akademisyen Kitabevi.
01.26. [2026]
A Research for regional identification of Balikesir local flavor (Cevdet Avcıkurt, Mehmet Sarıoğlan, Gözde Kumaş, Nihan Akdemir ve Bilsen Bilgili ile birlikte).

89 sayfa, 13.5 x 21.0 cm.

Ankara: Akademisyen Kitabevi.




4 Kasım 2026 Çarşamba

KİTABİYAT: Adalar deniz kılavuzu : Enez'den Marmaris burnuna kadar

  
İKİNCİ YAYIMA ÖNSÖZ
Adalar Denizi Kılavuzu'nun birinci basımı yayımlandığı zaman, kitabın daha çok tarihsel öneminin olacağı ve yaygın bir ilgi çekmeyeceği düşüncesiyle, baskı adedi çok sınırlı olarak tutulmuştu. Ancak kitap tahminimin dışında bir hızla tükendi. Bunun üzerine Denizler Kitabevi'nin sahibi Turgay Erol kaptanın ısrarı üzerine, gözden geçirerek ve bazı eklemeler yaparak yeniden yayımlama işine giriştik.

İlk yayımdan bu yana geçen dönem içinde Osmanlıcayı biraz daha iyi öğrenmiş olduğumu sandığım için, ikinci yayımda, gerek hatalı okumadan kaynaklanan gerek yazımda yapılmış olsun, dil hatalarını öncelikle düzeltmeye çalıştık. Yazım kurallarında esas olarak Nijat Özön'ün kılavuzunu kullandım. Türkçeye geçmiş ve yerleşmiş olduklarını düşündüğüm Osmanlıca sözcükleri yeni Türkçe yazımları ile düzelttim; diğerlerini ise eski yazımları ile bıraktım. Ahmet Rasim'in çok miktarda kullanmaya meraklı olduğu çeşitli noktalama işaretlerini de bir dereceye ayıkladım ya da basitleştirdim. Çok uzun cümleleri de, yapılarını bozmadan kısalttım.

Ahmet Rasim'den sonra, Ege kıyılarımız hakkında Türkçe bazı kılavuzlar yayımlanmış olsa da bunların arasında en zengin içerikli olanı kaleme almış olan yazar, değerli denizciliğimiz Sadun Boro'dur. Onun Adalar Denizi Kılavuzu'nun ilk yayımına getirdiği en önemli eleştiri, kılavuzlda içerilen yerlerin günümüdeki adlarının bulunmaması idi. Bu konuda ısrar edince, söz konusu adları Seyir, Hidrografi ve Oșinografi Dairesi'nin haritalarından ve kendisinin kılavuzdan tetkik ederek, metinde ilk geçişleri yerde vermeye çalıştım. Bu eklemenin yalnızca yerlerin tanınması açısından değil, aynı zamanda söz konusu adların Piri Reis döneminden günümüze kadar nasıl değiştiğinin bilinmesi açısından da yararlı olacağını sanıyorum.

Adalar Denizi Kılavuzu'nda günümüzde kıyı seyri için çok önemli ve hâlâ geçerli olan bilgiler bulunmaktadır. Doğal öğelerin görünüşü ve demir yerleri, rüzgarlar ve akıntılar gibi bilgilere ek olarak, sığlık ve kayalık gibi tehlikelerden kurtulmak için verilmiş olan seyir kerterizleri ve transitler çok değerlidir. Kerte cisinden verilmiş olan bu değerleri, bugün de yararlı olabiplmeleri için dereceye dönüştürerek ekledim. Ancak, bu kerterizler, bazan ufak ama önemli hatalar gösterdiğinden, yalnızca yol gösterici olarak düşünülmeli ve behemehal haritalar üzerinden incelemeler yapılarak kullanılmalıdır. Hem yeni yer adları hem de derece türünden olan kerterizler, metin içinde benim yaptığım diğer ekler gibi italik harflerle verilmiştir.

Kılavuzun günümüzde de kullanılabilirliğini bir derece artırmak amacıyla, "Münderecat" bölümüne italik harflerle yeni yer adlarını da ekledim.

Kitap yazarı Ahmet Rasim, adaşı gazeteci yazar Ahmet Rasim kadar tanınmamakta ve onunla ile sık sık karıştırılmaktadır. Bu sorunun bir nebze gidermek üzere kendisinin yaşam öyküsünü, “1. Uluslararası Piri Reis Sempozyumu"na sunduğum bildiriden kısaltarak aktarmayı yararlı görüyorum.

Ondokuzuncu yüzyılın sonunda yetişip de yirminci yüzyılın başında Osmanlı bahriyesinde çeşitli görevlerde bulunan subaylardan bir çoğu, bu birikimlerini Cumhuriyet bahriyesine de aktarma olanağı bulmuşlardır. Bunların arasında Ahmet Rasim Barkınay, Amiral Fahri Çoker'in deyişiyle "bahriyede ilmi haritacılığın kurucularından" olup, hiç şüphesiz en etkilisi ve önde gelenidir.

Besim Cudi oğlu, Çemberlitaşlı Ahmet Rasim, 4 Ağustos 1881, Perşembe günü, Yenişehir'de doğdu. Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Şâhane'den 28 Ocak 1903 tarihinde Mülâzım-ı sânî (Teğmen) rütbesiyle mezun olduğunda sınıfının birincisi idi. Selimiye firkateyni ve Heybetnüma korvetinde geçen iki yıllık mühendislik eğitiminden sonra 1905'de Mülâzım-ı evvel (Üsteğmen) rütbesine yükseltildi. Önce Fethiye uskurlu kalyonunda daha sonra İdare-i Mahsusa'da görevlendirildi.

Ahmet Rasim'in yazı yazmaya yatkınlığının ve özellikle de, denizbilimi ile olan ilgisinin bu dönemde yerleşmeye başladığı anlaşılıyor. "İngilizce tekellüm, tahrir (konuşur, yazar) ve tercüme eder" olduğundan bazı denizcilik kitaplarını dilimize çevirdi. 1906 yılında Heybetnüma kalyonunda, Sivastopol akvaryumunun müdürü Zernov ile birlikte Karadeniz'de Midye (Kıyıköy)'den Kızılırmak ağzına kadar olan kıyı açıklarında deniz hayvanları hakkında araştırmada bulundu. Bu göreve verilmesinde herhalde "biraz Rusça'ya vukufu" olmasının da etkisi vardır.

1911 yılının Mart ayından başlayarak kısa bir süre Rusya'da Petersburg'daki Bahriye Nezareti harita şubesinde mesaha eğitimi gördü. 27 Nisan 1911'de yüzbaşılığa yükselen ve o dönemde yeni kurulmuş olan Erkân-1 Harbiye-i Bahriye Harita şubesinde çalışmaya başlayan Ahmet Rasim'in haritacılığa olan ilgisi ve yeteneği artık belirginleşmeye başladı. 1914 yılının başlarında, Kızıldeniz'de Kamaran adaları mesahasında, İngiliz haritacı binbaşı Arthur Truscott ile birlikte Beyrut mesaha gemisinde kaldığı süre, hiç şüphesiz, haritacılık deneyiminin gelişmesinde belirgin etkisi olan önemli bir dönem olmuştur.

1915 yılında Kıdemli Yüzbaşı olduktan sonra Erkan-ı Bahriye-i Umumiye harita şubesinde çalışırken Zuhaf mesaha gemisinin ikinci süvariliğine atandı. Hidrografi ile ilgili ilk eserini de bu dönemde hazırladı ve Risâle-yi Mevküte-yi Bahriye'de yayımladı. 1917 yılıyla başlayan dönem onun denizbilimindeki deneyiminin bir başka aşamasını oluşturur. Berlin Üniversitesi denizbilimcilerinden Dr. Alfred Mertes ile birlikte İstanbul Boğazı'nın akıntılarının belirlenmesinde çalıştı. Bu çalışma sırasında edindiği mesaha bilgileri daha sonra ayrıntılı olarak kaleme döktü.

Korvet Kapudanı (Binbaşı) rütbesine yükseldikten sonra Berk-i satvet, Aydınreis ve Sakız gemilerinde süvarilik yaptı. 1925 yılında Ankara'da Erkân-ı Harbiye-i Bahriye Harekât Dairesi başkanlığına getirildi. Bu görevi sırasında Türkiye kıyı kılavuzlarını kaleme almaya başladı. Firkateyn kapudanı (Kaymakam, Yarbay) rütbesi ile aynı göreve devam ederken, öte yandan da en önemli eserleri olan kıyı kılavuzlarının yazımını tamamlamaktaydı.

Kısa ömürlü olmuş olan Bahriye Vekâleti'nin 1928 yılında talihsiz bir biçimde kapatıldığı dönemde yapılan değişikliklerden biri de Harita Umum Müdürlüğü'nde hidrografi şubesinin kurulmasıdır. Engin haritacılık tecrübesine dayanılarak, Ahmet Rasim bu şubenin müdürü olarak atandı.Şubeye tahsis edilmemiş olan Galata gemisi ile birçok mesaha çalışması yaptı; özellikle de, uyum içinde uzun süre birarada çalışma olanağı bulan bir subay grubu ile birlikte daha sonraları Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi'nin temelini oluşturacak çalışmalarda bulundu.

Ahmet Rasim, 1931 tarihinde Miralay (Albay) rütbesine yüklendikten sonra 1937'de emekli olana kadar aynı görevi sürdürdü. Emekliliğinde 1941 yılında bir dönem Genelkurmay Başkanlığı emrinde danışman olarak, 1947 yılında ise İzmit Ana Üssünde Harita Revizyoneri olarak çalıştı.

Ahmet Rasim'in hidrografi şubesindeki ilk çabaları, hidrografi camiasında çeşitli şekillerde birikmiş olan deneyim ve bilgileri derleyerek yazıya dökmek olmuştur. Hidrografi şubesi tarafından yayımlanan ilk eseri yakın işbirliği içinde çalıştığı Binbaşı Muammer ile beraber hazırladıkları Bilumum Harita İnkişafları: Deniz Haritaları ve Mikyaslar başlıklı teknik kitaptır. Meslek konularının ele alındığı ikinci eseri ise Mesaha-i Bahriye İcmali ve İstanbul Boğazı Akıntılarının Tetkiki başlıklı kitaptır.

Doğrudan Ahmet Rasim'in adını taşımadan beraber, hiç şüphesiz onun temel katkısı ile hidrografi şubesi subayları tarafından topluca yazılmış olan Türkiye Hidrografi Şubesi Tarihçesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında duyulan özgüven ve heyecanın dile getirildiği çarpıcı bir belgedir. Kitabın "Denizci Neslimize Bir İki Söz" başlıklı girişinde şu ifadeleri okuyoruz:
Türkün medeniyet yolunda eski bir yolcu olduğuna, 1483 senesinde Pîrî Reis'in, Marmara, Adalar Denizi ve Akdeniz sahillerine şamil vücuda getirdiği rehber-i deryaları bile başlı başına birer canlı misal olduğu, ve hemen hemen bu çığırdaki mesaide en büyük kıdemi haiz olan İngilizlerle muasırlığımızın, milli mefharet namına tizkāra seza (anmaya değer) bulunduğu, beyandan azâdedir.

Bu kitap, hiç kuşkusuz Türk deniz haritacılığının tarihi konusunda yazılmış olan en önemli kaynaktır.

Ahmet Rasim, 1925 yılında ülkemizde kıyı coğrafyacılığına ilişkin olarak gözlemlediği durumu şöyle anlatıyor:
Sevahilimize ait bahrî haritalarımız ile sahillerimiz hakkında malûmat-ı coğrafiye ve tab'iyeyi natık rehber-i deryalarımız hassaten Rusların ve bi-l-istinsah (kopya ile) İngilizlerin mahsûl-u irfanıdır. ... Hali hazıra nazaran Hopa'dan İskenderun'a kadar şamil bir coğrafya-yı sahilinin adem-i mevcudiyeti (yokluğu) ise irfan-ı memleket nâmina hesabımıza geçirilmeğe lâyık mühim bir näkisedir (eksikliktir).

Bu düşünceden hareketle, sözünü ettiği eksikliği gidermek üzere dört ciltten oluşan bir kıyı kılavuzunu kaleme almıştır. Bunların birincisi olan Karadeniz Sevahili'nin ilk bölümleri Karadeniz'in "ahval-i tab'iyesi" yani rüzgârları, sisleri, gelgitleri ve akıntıları hakkında bilgi içermektedir. Daha sonra Hopa'dan Bulgaristan'daki Ahtapolu'ya kadar kıyı boyunca yer alan liman ve sığınakların konumları, demir yerleri, ayırıcı nişanları, fenerleri, tarihi ve çeşitli kurumları açıklanmaktadır.

Dizinin ikinci cildi olan Akdeniz Kılavuzu, haritalarda görülebileceklerden fazla bir bilgi içermemekle kalmayıp, sıkıntılı bir ruh halini yasıtan yavan bir dille yazılmıştır. Buna karşılık, üçüncü cilt olan ve şu anda okumakta olduğunuz Adalar Denizi Kılavuzu, kıyı ve seyir bilgilerinin dışında tarihi yorumlar, Sakız ganbotunda süvari iken edindiği zengin kişisel deneyimler, çeşitli fikralar ile arkeoloji ve av meraknı yansıtan bölümler ile doludur.

Ahmet Rasim'in kıyı kılavuzlarının sonuncusu olan Marmara Denizi Kılavuzu, önceki kılavuzlardaki türden kıyı bilgilerine girmeden önce bulutların şekilleri ve kanıtları, ay ve yıldızlardan hava tahmini, sis, deniz haritalarındaki kısaltmalar, şamandıralar ve leş konumları hakkında bilgi içermektedir.

Ahmet Rasim, kılavuzlarının hemen hepsinde, Admiralti haritalarındaki yer isimlerinin İngilizler tarafından yanlış yazılmış olmasından yakınmaktadır. O kadar ki, en sonunda dayanamayarak, Karadeniz'de Hopa'dan Akdeniz'de Payas'a kadar, bu gibi 996 yanlışlığı Denizcilere Faydalı Bilgiler başlıklı kitabında derlenmiştir.

Ahmet Rasim'in bu kılavuzları hakkındaki son kişisel yorumu şöyledir:
Yirmibeş seneyi mütecaviz bir zamandan beri hiçbir nüshasının tab'ı bahriyemize nasip olmayan ve bahriyûnumuzun en ziyade muhtaç olduğu anasır-ı seyrüseferiden bulunan bu gibi anâsırın alâkadarânca hırzıcân (canı gibi saklama) edilecileğine mutmain (içi rahat) olarak, bu eserleri, meslekdaşlarımızım nazargâh-ı mütealalarına takdim eylerim.

Kıyı kılavuzlarının dışında, onun engin denizcilik deneyimi ve kültürü ile meydana getirdiği çok sayıda kitap ve makalesi daha vardır. Bunların arasında genel denizcilik ve seyir hakkında teknik bilgisinin aktarıldığı Seyr-i Sefain Notları, çeşitli denizcilik tarihi konularını işlediği Denize Ait Târihî Makalât ve son eserlerinden biri olarak kaleme alınan Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye Ufak Gemicilik Lügati adlı kitapları özellikle dikkate değer. Kendisinin tüm eserlerinin bibliyografik dökümü Piri Reis Sempozyumu'na sunduğum bildiride bulunabilir.

2002 yılında Yelken Dünyası dergisinde, Ahmet Rasim'i anmak ve amatör denizcilik camiasına tanıtmak üzere bir yazı hazırlamış ve kendisinden şöyle söz etmiştim:
1934 yılında soyadı yasası çıkınca "Barkınay" soyadını almış. Barkın "parlayan" demek, Ahmet Rasim'in de Türkiye kıyı coğrafyacılığının "parlayan ay"ı olduğu hiç kuşku götürmez. Cumhuriyet döneminin başlarında kaleme aldığı dört ciltlik kıyı kılavuzları hâlâ aşılabilmiş değildir. Kitab-ı Bahriye'ye nazire ile ona "Cumhuriyet'in Pîrî Reis'i" unvanını verirsek hiç de abartmış olmayız.

Ümit etmek isterim ki Ahmet Rasim, Adalar Denizi Kılavuzu'nun bu yeni yayımı dolayısıyla eserinin “aläkadarânca hırzıcân edildiğine mutmain” olur.

Mustafa Pultar
Setüstü, Kabataş, Mart 2005

- Kaynaklar -
Boro, Sadun. Vira Demir: Çanakkale'den Antalya'ya Denizciler İçin Rehber İstanbul: Türk Ekonomi Bankası, 2002.

Özön, Nijat. Büyük Yazım Kılavuzu, İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 1999.

Pultar, Mustafa. “Cumhuriyetin Piri Reisi: Ahmet Rasim”. Yelken Dünyası 214 (2001): 30-33 ve 215 (2001): 86-88.

--- "Bahriyede İlmi Haritacılığın Kurucularından Ahmet Rasim Barkinay ve Eserleri". Uluslararası Piri Reis Sempozyumu, 27-29 Eylül 2004, Harbiye, İstanbul. http://www.shodb.gov.tr/pirireis/pirireis/index.htm
(s.7-12)
---------------------------
Ahmet Rasim Barkınay, (1881-1950).
Adalar deniz kılavuzu 
: Enez'den Marmaris burnuna kadar. (yay. haz.) Mustafa Pultar. İstanbul: Denizler Kitabevi, 2005.
288 s.: çzm.; 13.5 x 19.5 cm.; Metin Türkçe.

ISBN           : 975-98677-5-3
DDC            : 623.89
Kaynakça   : -
Dizin           : [Ayvalık] 81-91.
                        [Ayazmend] 92.

Hezarfen    : 00438/02292

Arşiv tarihi : 26 Ekim 2026
Açıklama    : -


2 Kasım 2026 Pazartesi

AYVALIK ADALARI MANASTIRLARI II
Agios Dimitrio Manastırı [Αγίου Δημητρίου]

(resim-01) "ne yazık ki" bu fotoğrafı bir emlak sitesinden aldım.
Yani, XVIII. belki de XIX. yüzyılda burada Agio Dimitrio Manastırı
binaları vardı. Dolap Boğazının hemen sağındaki burunda 
Profiti Ilia Manastırı, aşağısındaki burunda ise Evangelismos tis
Theotokou
Manastırı vardı. Artık üçü de yok...
(kaynak: hepsiemlak.com)

Geçen hafta pazartesi günü yayımladığım blog, istemediğim halde "çok uzun oldu" (Köksal,26 Ekim 2026). Ama, hem Ortodoks teolojisini, hem Hıristiyanlık'taki "ruhban sınıfları", hem dini binaları, hem "münzeviliği", hem "Athos (Aynaroz) Dağı"nı, hem "avaton" (kadınsızlık) ilkesini anlatan bir blogdu ve üstelik; önümüzdeki günlerde tartışmaya açacağım, Athos Dağı Manastırları ile Ayvalık ve yakın çevresi arasındaki "bağ/bağlantı/ilişki" (veya "sadece bir rastlantı da olabilir") meselesine de değinmem gerekiyordu.  

Manastır dışındaki birçok bilgiyi geçen hafta yazdığım için, bu hafta sizi oldukça "kısa bir blogun" beklediğini söyleyebilirim.

Ama yine de Manastıra da adını veren Aziz Dimitrios'dan "çoz az" bahsettim. Okur artık ne yapacağını biliyordur.

Bina hakkındaki bilgileri bulduğum tek bilimsel tez çalışması olan, Niğdelioğlu'dan derledim (Niğdelioğlu,2000:134-144). 

Hani yazıyor ya sağda-solda "ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR" diye; yani bu "mülk" mesellesini yeni baştan düşünmeliyiz kanımca, zira girişdeki fotoğrafı bile bir "emlak sitesinden" buldum.

Dostluk ve Saygılarımla,

01. "çok az" AGIOS DIMITRIOS ÜZERİNE
Agios Dimitrios [Άγιος Δημήτριος], yaklaşık 280 veya 284 yılında doğmuş, 303 veya 305 yılında Selanik'te ölmüş bir askerdir. Dimitrios Hristiyanlığın önemli şehitlerinden biridir. Selanik'te aristokrat bir ailenin oğlu olarak doğdu. Roma ordusunda hızla yükselerek 22 yaşında yüzbaşı rütbesine ulaştı. İmparator Diocletian döneminde, Tetrius [1] Galerius Maximianus'un komutasındaki Roma ordusunda subay olarak görev yaparken Hristiyan oldu ve İmparator Diocletian'ın "Hristiyanlığın reddiyle ilgili" fermana karşı geldiği için 303 yılında (veya 305) Selanik'te hapsedildi. Burada şehit edildi. 

Selanik kentinin, askerlerin, tarımın, köylülerin ve çobanların koruyucu azizi olarak kabul edilir. Her yıl 26 Ekim tarihinde (Ortodoks Kiliseleri'nin esas aldığı Jülyen Takvimi'ne göre 8 Kasım, Roma Katolik Kiliseleri'ne göre 9 Nisan) bir bayram olarak kutlanır (resim-02).

(resim-02) Agios Dimitrios'un askerliğini gösteren bir resim.
(kaynak: pixabay.com).

02. Agios Dimitrio [Αγίου Δημητρίου] Manastırı 
Agios Dimitrio Manastırı, bizim bugün Alibey Adası dediğimiz yerde, Mevlana Caddesi'nin Batı'sına denk düşen kısmen zeytinlik bir arazide bulunuyor idi. Niğdelioğlu çalışmasında, Manastır binasında kullanılan ve "... ilk yerleşim[de olduğu] gibi tamamen yöresel granit taşlarından ..." söz ederek, yapılış bilgisi kayıtlara geçmeyen bu binanın, Ayvalık Adaları'ndaki ilk Manastır binalarından biri olabileceğini yazar (Niğdelioğlu,2000:134).

Bina, deniz kıyısından yaklaşık 350 metre uzaklıkta ve deniz seviyesinden de yaklaşık 40 metre yüseklikte inşa edilmişti. Tez çalışması sırasında belgelenen Manastır Kilisesi'nin ise, kullanılan "sarmısak taşı" ve "kireç harcı" nedeniyle, onarımının 1840'lı yıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca sarnıçın da bu yenileme sırasında yapıldığı düşünülebilir. (Niğdelioğlu,2000:134)

Niğdelioğlu çalışmasını yaptığı yıllarda, yapıda Kilise dışında bir bina ile karşılaşmadığını, Manastıra ait ise sadece duvar kalıntıları gördüğünü yazmıştır.
"... Manastırın avlusunda hafif doğu yöne kaymış küçük bir kilisesi bulunmaktadır.  küçük alt avluda fırının yanındaki mekan ile, manastırın toplam 10 binası bulunduğu görülmektedir. ..."
demiş ve Ali Onay ile yaptığı söyleşiden yola çıkarak binaların tek katlı olduğunu da belitmiştir.  (Niğdelioğlu,2000:135)

Yapıların yok olma sürecini ise çalışmasında şöyle yazmıştır:
"... Manastıra ulaşımı sağlayan yol günümüzde mevcut değildir. Önceleri 4 metre genişliğinde iki tarafi duvarlarla diğer arazilerden ayrılmış, manastır kapısına kadar giden bir yol bulunmaktaydı. Fakat bazı tarla sahipleri, eski duvarları yol üzerine çıkartmak suretiyle kendi arazilerini genişletmişler, sonuçta yol ortadan kalkmıştır. 1983 yılında geçen kadastro da bu yolun varlığının farkına varmamış, yolun varlığından haberdar kişiler de bunu kadastroculara söylemediklerinden, yol belgeler üzerinde de tamamen ortadan kalkmıştır. ..." (Niğdelioğlu,2000:134)

Kültür Envanteri sitesi yapının harita konumunu şöyle vermektedir (harita-01):

(harita-01) Agios Dimitrio Manastırı arazisinin uzay görüntüsü.
(mor daire Manastır arazisini göstermektedir).
(kaynak: kulturenvanteri.com)

Niğdelioğlu çalışmasında (Ali Onay'ın tanıklığı ile) Manastır binasının mimarisini şöyle anlatır:
"...  ana giriş batı yöndedir. Manastırın avlusunda hafif doğu yöne kaymış küçük bir kilisesi bulunmaktadır. Ana girişin bulunduğu batı avlu duvarına bitişik beş mekan, kuzey avlu duvarına bitişik 4 mekan ve küçük alt avluda fırının yanındaki mekan ile, manastırın toplam 10 binası bulunduğu görülmektedir. Bunların tek katlı yapılar olduğu Ali Onay tarafından belirtilmiştir. Manastır yaklaşık olarak 1300 metrekarelik bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Kilise'nin bulunduğu avlunun doğusunda, asıl avludan daha düşük kotta bir küçük avlusu daha bulunmaktadır. Bu avluda da bir fırın ve hangi amaçla kullanıldığı tespit edilemeyen iki mekanlı, kare planlı yapı bulunmaktadır. Küçük avlunun da çevresi duvarlarla çevrilmiştir. Üst avludan bu küçük avluya geçiş küçük bir kapıdan merdivenle sağlanmıştır. Kilisenin güney yönünde manastırın sarnıcı bulunmaktadır. ... Suyun sarnıca dağdan künkler yardımıyla getirildiği bilinmektedir. Bu zaten sarnıcın doğu kenarındaki su terazisinden de anlaşılmaktadır. 

Manastırın ayakta kalan tek yapısı kilisesi'dir [Tezin hazırlandığı 2000 yılındaayakta olan bu kilise de YIKILMIŞTIR]. Diğer yapıların ve avlu duvarlarının yer yer kalıntıları görülmektedir. Fakat bu duvar kalıntılarının da yükseklikleri en fazla 1-2 metreye kadar olduğundan, yapıların mimari tarzları hakkında bir ipucu vermemektedir. Yapının eski fotoğrafı da bulunmadığından, yıkılmadan önceki hali ancak temel kalıntılarından anlaşıldığı kadarıyla bilinmektedir (abç.). Kilisenin ayakta kalma sebebi de 1840'lı yıllardan sonra tekrar inşa edilmesi ve inşasında kireç harç kullanılmasıdır. Aynı zamanda yöresel granit taşı ve sarımsak taşı da kilisenin inşasında kullanılmıştır.
...
Bunun dışında manastırın kilisesinin bulunduğu avlunun eskiden tamamen granit taşlarla döşeli olduğu Ali Onay tarafindan belirtilmiştir. Manastırın avlu duvarlarından kısmen ayakta kalan bölümleri incelendiğinde, bu duvarlarda da yöresel granit taşı ve bağlayıcı olarak da toprak harç kullanıldığı görülmektedir. ... Ayrıca bu duvarlarda belli aralıklarla ahşap hatıllama yapıldığı da göze çarpmaktadır. ... Manastırda tuğla kullanımı sadece su terazisinin üst kısmında görülmektedir ki bu da 1821 ayaklanmasından sonra inşa edilmiştir. ... Avlu duvarlarının köşe taşlarının da Nasos beldesinden getirilen taşlar olduğu tespit edilmiştir. ... Manastırın yıkılmış yapılarının yapı taşlarının (granit) bir kısmı da kilisenin doğusunda yığın halinde durmaktadır. ..." (Niğdelioğlu,2000:135-136) (plan-01)

(plan-01) Agios Dimitrios Manastırı Planı (ölçeksiz).
(kaynak: Niğdelioğlu,2000:137)

Yorulmaz'dan alıntı yapmak bir format haline geldi. Ahmet Yorulmaz eserinde:
"... 3. Ayos Dimitriyos:
Doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakındı, deniliyor. Kalıntısını bile bulamadık. ..." (Yorulmaz,2011.166).

NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?

(harita-02) Agios Dimitrio Manastırı ulaşım haritası (ölçeksiz).
yaya olarak: 3 km, 35 dakika 
araba ile   : 3 km, 3 dakika
(kaynak: google haritalar | harita: HKK,2026)

DEVAM EDECEK... 

---
DİPNOT

[1] Tetrarşi [τετραρχία], Antik Roma'da yaklaşık 3. yüzyılın sonlarında devleti daha kolay idare edebilmek için uygulanan dörtlü hükûmet sistemidir. Buna göre imparatorluk idarî açıdan iki kısma ayrılıyor ve her birinde iki augustus hâkim oluyordu. Her iki augustus, kendilerine birer sezar atayacaktı. Augustus'ların görev süreleri dolduğunda bu sezarlar, yeni augustus'lar olarak idarenin başına geçeceklerdi.