10 Haziran 2026 Çarşamba

AYVALIK'lı YAZARLAR DERMESİ
Halil Genç

(foto-01) Halil Genç.
(kaynak: notoskitap.com)

Halil Genç, 1956 yılında Şebinkarahisar/Giresun'da doğdu.

1974’te ODTÜ Fizik Bölümü’ne girdi. Okul yıllarında resim, tiyatro ve edebiyatla ilgilendi. Üniversiteda Öğrenci Temsilcileri Konseyi öğrencisi temsilcisi olarak görev aldı. 12 Eylül'de Mamak Cezaevi'nde tutuklu kaldı.

Düşler ve Öyküler, Adam Öykü, İmge Öyküler, Notos, Dünyanın Öyküsü, Kül Öykü, Esinti, Türk Dili, Lacivert ve Üçüncü Öyküler gibi edebiyat dergilerinde öyküleri, birçok dergide karikatürleri ve desenleri yayımlandı. Birçok edebiyat ve öykü dergilerinde öyküler ile karikatürler ve desenleri yayımlandı.

Genç halen Ayvalık'ta yaşamaktadır.

ESERLERİ
01. Kitapları
 
01.01. [1988]
Koyabilmek adını.

294 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Belge Yayınları.
01.02. [2009]
Hera Nuş

104 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Notos Kitap.
01.03. [2014]
Kızıma bir yağmur bulmalıyım.

120 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

Ankara : Akılçelen Kitapları.
01.04. [2016]
Heranuş (2. baskı).

112 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Chiviyazıları Yayınevi.
01.05. [2016]
Kızıma bir yağmur bulmalıyım (2. baskı).

136 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Chiviyazıları Yayınevi.
01.06. [2017]
Damlalar.

142 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Chiviyazıları Yayınevi.
01.07. [2019]
Aşk yakışır insana.

88 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Alakarga Sanat Yayınları.
01.08. [2022]
Senden bir ben.

464 sayfa. 12.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Cumhuryet Kitapları.
01.09. [2024]
Kızıma bir yağmur bulmalıyım (3. baskı).

142 sayfa. 12.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Cumhuryet Kitapları.
01.10. [2026]
Yakın kadar uzak.

294 sayfa. 12.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Cumhuryet Kitapları..








8 Haziran 2026 Pazartesi

KİTABİYAT: Karşı Kıyı'nın kızları

 

Bazı insanlar aynı yerden kalkar, ama bambaşka yönlere savrulur. Bazılarıysa hep aynı kıyıda kalır. Aynı hikâyede. Aynı yarım kalmışlıkta. Mübadele yıllarında başlayan bir aşk... Ayrılan milletler, ama ayrılmayan kalpler. İstanbul’dan Ayvalık’a uzanan bu hikâye; aşkın, ihanetin, kayboluşun ve yeniden buluşmanın izini sürüyor. İnsan bazen kendini ararken, başkasının kaybettiklerini bulur. Rum kızı Sofia ile Türk oğlu Tahsin’in yarım kalan hikâyesi, yüz yıl sonra Sera ile Kerem’in yollarında yeniden yazılır. Melina artık kimsesiz ve kayıp bir kadın değildir. Çünkü bazı hikâyeler unutulmaz, sadece sessizce bekler. Hümeyra Şahin, ilk romanı Karşı Kıyı’nın Kızları’nda bir asırlık suskunluğu, kalbe dokunan bir masalda sunuyor. “Bazı hikâyeler biter. Bazılarıysa sadece tamamlanır.

(kitabın arka kapağından)

---------------------------
Hümeyra Şahin (????- ).

Karşı Kıyı'nın kızları : bir Ayvalık - Sarımsaklı hikâyesi. İstabul: Destek Yayınları, 2026.
228 s.: -; 13.5 x 19.5 cm.; Metin Türkçe.


ISBN           : 978-625-8594-44-7
DDC            : 813

Kaynakça   : -
Dizin           : belge [Ayvalık] üzerinedir.
Hezarfen    : 01930/02251

Arşiv tarihi : 8 Haziran 2026
Açıklama    : -

Anadolu yol güzergahları 2: Hitit Yol Güzergâhları

(resim-01) Boğazkale, Çorum Hattuşa'daki Yerkapı Tüneli.
(kaynak: HKK,2022)
2. HİTİTLER
Hititler’in kökeni hala tartışmalıdır. Anadolu’nun yerli halkı olmadıkları kesin olan bu kavim, yaklaşık MÖ 2100 yılında, nedenini hala bilemediğimiz bir nedenle Karadeniz'in Kuzey'inden Güney'e doğru göç etmişlerdir. Adlarına Hititler dediğimiz bu halk, Anadolu'ya geldikten sonra Nesi dili konuştular ve kendilerine Nesili dediler. 

Bryce'a göre Hititlerin tarihi, Geç Tunç Çağı'nın tümünü kapsar (Bryce,2005). Bu doğrudur zira yaklaşık 450 yıl süren bu  MÖ 1650 - MÖ 1200 yıllarını içermektedir. Ve Hititler bu dönem boyunca, bir biçimde Anadolu'ya gelerek Kuzey-Orta Anadolu'yu işgal eden kanton bir devletten (aslında halktan), Kızılırmak kıvrımına yerleşmiş bir krallığa dönüşmüş, Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünü, Kuzey Levant'ı ve Yukarı Mezopotamya'nın bazı kısımlarının üzerinde hegemonyalarını geniştirmiş ve bu süre sonunda çökmüştür (Matessi,2021:2).

Cumhuriyet sonrası onlara Etiler dediğimiz bu topluluğun adı, Eski Ahit’ten [1] sonra Hititler olarak anılmaya başlandı. Çek bilim insanı Hrozný [2], bu halkın aslında kendilerine Hititler demediklerini, bu adın Eski Ahit'in çevrisi üzerine yıllar sonra verildiğini, bu halkın ve dolayısı ile devletin merkezinin Neşa olduğunu burasının ise, Hititlerden önceki Kaniş şehri olduğunu kanıtladı.  

Büyük olasılıkla kendilerine "kadimAnadolu halkları gibi ad vermeleri ve Anadolu dillerini kullanmaları, bugün için bilinmeyen "politik bir neden"den kaynaklı olmalı. Zira MÖ 2000-1650 yılları arasında, Anadolu'da Hatti ve Hurri beylikleri egemendi ve Hint-Avrupalı kavimleri de durmaksızın göç ediyorlardı (Çolpan,2008).

Hititler, Kral I.Šuppiluliuma [3] sonrasında, yaklaşık MÖ 1650 yılında bölgede hakimiyet kurdular. Bu dönem ayrıca Asurluların zayıflamaya başlamasıdır. Kurdukları ülke Kızılırmak yayı içinde yer almaktaydı ve Arzawa [4] devleti ile de komşu idi.

Hititler, MÖ 1650-1100 tarihleri arasında devlet olarak egemenliklerini sürdürdüler. Çorum'un 82 km uzağında bulunan ve bugünkü adı Boğazköy denilen yerde Hattuşa (harita-01). Çorum'a 53 km uzaklıkta bulunan ve bugünkü adı Ortaköy olan yerde Şapinuva'yı kurdular. Egemenliği altına aldığı "şehir devletlerini", karmaşık ama onları ayaklandırmayan bir hukuk sistemi ile, beş yüz yıldan çok süren bir süre boyunca yönettiler. Bu süre boyunca yöneticilere önemli yerel yetkiler vererek kendilerine bağlı vasal devletler kurdular. Muazzam bir kültür ve sanat yarattılar.

Ve MÖ XI. yüzyılda "bir anda tarih sahnesinden" çekildiler.

(harita-01) Hattuşa haritası.
(kaynak: Gümüşoğlu ve Soğukoluk,2017:6)

HİTİT DEVLETİ ve ÜRETİM İLİŞKİSİ
Bugün bulunan çok sayıda kil tablet ve arkeolojik ürün sayesinde, Hititler hakkında geniş bir bilgi donanımına sahibiz. Öncelikle dönem gereği olarak, gelişkin bir tarım uygukadıklarını söylemeliyiz. Un yapmayı iyi bildikleri için ekmek, börek ve pasta ürünleri yapabildiklerini, küçük baş hayvanlardan süt elde ettiklerini, bu süt ile peynir ürettiklerini biliyoruz. Arıcılığı geliştirdiklerini, bağ bozumu yaptıklarını biliyoruz. Özetle, gelişkin bir kent yaşamı kurmuşlardı.

Hititlerin ulus üstü ticari temasları, büyük ölçüde Mezopotamya ile Kilikya kıyılarına doğru oldu. Bu belki de; Asurlulardan devraldıkları ticaret yapma bilgilerine dayanmakta idi. Yapılan ticaret, limanlara doğru yönelmeleri ve yaptıkları madencilik bilgisi muazzam bir boyutta yükselmişti. 

Daha önce belirttiğim gibi, yol güzergâhlarının oluşmasında iki etken çok önemlidir. Bunlardan ilki "ordu" diğeri ise "ticaret"tir. Hititler, Asur ticaret yollarını çok iyi biliyorlardı ve bu yolları geliştiriyorlardı. Ayrıca iki yüz yıldır "görece huzur içinde yaşayan" bir coğrafyada "zoru" egemen kılmışlar, "özerk yaşayan" halkları bir biçimde devletine bağlı topraklar haline getirmişlerdi. Bu "zor" yaklaşık dört yüz yıl sürdü.

(harita-02) Hititler Çağında Anadolu'nun Politik Yapısı.
(kaynak: Ünal,2002:104+[5-6] renkli olan bu forma kitap arasına 
sayfa numarası verilmeden eklenmiştir
)

HİTİT YOL AĞI
Hitit yol güzergâhları daha önce de yazdığım gibi, Asur ticaret yollarının bir devamı idi. Bu yollar daha sonra geliştirilen güzergâhlar ile, örneğin Roma dönemi yolları ile geliştirildiği için, bulmak veya belirlemek bir hayli zordur. Bu bölümü yazar iken 1943 yılında yazılmış olan Garstang'ın bir makalesi ile Erdem'in 2002'de ve Özer'in 2018 de yazdığı tezlerden yararlandım. Ayrıca Sevim'in kitabı da tüm yazı dizisinin oluşmasında etkili olmuştur.

(harita-03) Garstang'ın makalesindeki Hitit Yol Güzergâhları.
(kaynak: Garstang,1943:36 sonrası, makalede haritalara 
sayfa numarası verilmemiştir.
)

(harita-03) eski bir makaleden verilmiştir ve dolayısı ile yol güzergâhları da tatışmalıdır. Ancak komşu "kent devletleri" hakkında bize bilgi vermektedir. (harita-05) ve sonrası haritalar ise benim aşağıdaki kaynakçada adlarını verdiğim, değişik çalışmalardan yararlanarak yaptığım ve google haritalar üzerine işlediğim "varsayımsal" haritadır. 

(harita-04) Yaklaşık MÖ 2000 yılında kurulan Hitit şehirleri ve
Güney'deki şehirlerle olan ilişkileri.
(kaynak: Matesi,2021:4) 

  1. Hattusaş                            16. Tunna (?), Porsuk
  2. Alaca Höyük                      17. Fıraktın
  3. İnandıktepe                       18. Karahöyük, Elbistan
  4. Sapinuwa, Ortaköy           19. Malitiya, Arslantepe
  5. Tapikka, Maşat Höyük       20. Kilise Tepe
  6. Uşaklı Höyük                     21Tekir, Silifke 
  7. Alişar Höyük                      22. Yumuktepe, Mersin
  8. Samuha, Kayalıpınar        23. Tarsa, Tarsus
  9. Sarissa, Kuşaklı                24. Adaniya, Adana
10. Büklükale                          25. Sirkeli
11. Kalehöyük, Kaman            26. Tatarlı Höyük
12. Kültepe,  Kaneş                27. Zalwar (?), Tilmen Höyük
13. Ovaören                            28. Kinet Höyük
14. Kınık Höyük, Niğde           29. Oylum Höyük
15. Karahöyük, Konya            30. Kargamış

Hititler, büyük olasılıkla Asur ticaret kolonileri tarafından kullanılan yolları devralmışlar belki de geliştirmişlerdi. Bu anlamda üç Güney güzergâhı olmalıdır. Bunlar:

1. Yol (yeşil): Hattuša (Boğazkale), Uşaklı Höyük, Alişar Höyük, Kaniş, Fraktin, Tatarlı Höyük, Kinet Höyük limanı veya Batı'ya yönelerek Sirkeli ve Adaniya (Adana) üzerinden Tarsa (Tarsus)'da bitmeli idi.

2. Yol (turuncu): Hattuša'dan Batı'daki Büklükale'ye yöneliyor ve oradan Güney'e dönerek; Kalehöyük, Ovaören, Kınık Höyük, Tunna (?), Tarsa üzerinden Batı'daki Yumuktepe Höyüğü limanına erişiyordu.

3. Yol (lacivert): Kınık Höyük'den Batı'ya dönmeli ve Kara Hüyük'e uğramalı oradan Güney'e dönerek Kilse Tepe üzerinden Tekir limanına varmalı idi (harita-05).

 
(harita-05) Hitit Güney yol güzergâhları.
(kaynak:
Matesi,2021:4 | harita: HKK,2026)

Hititlerin başkenti Hattuşa esas alınarak hazırlanan ve Bafra'da biten Kuzey güzergâhı şöyleydi (harita-06):

(harita-06) Hattuşa - Zalpa arasındaki Kuzey Güzergâhı.
(kaynak: Kolağasıoğlu,2009:18-47harita: HKK,2026)

Bu güzergâh Hattuşa (Boğazkale), Arinna (Alacahöyük), Šapinuwa (Ortaköy), Nerik (Oymaağaç), Zalpa (Bafra) üzerinden Karadeniz'e uzanır. Bugünkü Bafra ilçesindeki alüvyon çıkıntı, büyük olasılıkla bir Karadeniz limanı olmalıdır.

Hititlerin başkenti Hattuşa esas alınarak hazırlanan ve İznik'e kadar uzanan Kuzey-Batı güzergâhı ise şöyleydi (harita-07):

(harita-07) Hattuşa - Nicaea arasındaki Kuzey-Batı Güzergâhı.
(kaynak: Deniz Toköz ve Aktüre,2024:316) | harita: HKK,2026)

Bu güzergâh "varsayımsal" olarak: Hattuşa, Ankyra (Yerköy ?), İnandık (?), Ankuwa (Ankara ?), Gavurkale, Gordion (Polatlı), Pessinus (Ballıhisar), Dorylaeum (Eskişehir), Nicaea (İznik)'dan Batı'ya uzanır. Ancak bu güzergâhın Roma yolları ile karışması nedeniyle, Dorylaeum sonrası yanıltıcı olabilir.

Ege Denizi ile sınırı olmamasına karşın Hititlerin bir de Batı yol güzergâhı vardı. Bu güzergâh net olmamakla beraber şöyle olmalıydı (harita-08):

(harita-08) Hattuşa - Ephesus arasındaki Batı Güzergâhı.
(kaynak:
Deniz Toköz ve Aktüre,2024:316) | harita: HKK,2026)

Hattuša, İnandık, Ankuwa (?), Gavukale, Gordiom, Pessinus, Dorylaeum, ...., Sardes ve Ephesus limanı.

DEVAM EDECEK...

---
DİPNOTLAR

[1] Eski Ahit, Kitâb-ı Mukaddes'in kaleme alınmış olan ilk kısmına Hristiyanların verdiği addır. 39 bölümden oluş Eski Ahit; Tevrat, Tarihsel Kitaplar, Şiirsel Kitaplar, Peygamberlik Kitapları olarak 4 temel bölüme ayrılır. Kökdendinci Yahudiler bu kitabı okurlar ancak Yeni Ahit'i kabul edilmezler.

[2] Bedřich Hrozný, 1879 ile 1952 yılları arasında yaşamış Çek bilim isanı idi. Hitit dilini deşifre edilmesine katkıda bulundu. 

[3]  I. Şuppiluliuma, yaklaşık MÖ 1344 - MÖ 1322 yılları arasında hüküm süren ilk Hitit kralı olduğu sanılmaktadır. Hükümdarlığı döneminde Hitit devleti en parlak dönemi yaşamıştır.

[4] Arzava, Geç Tunç Çağı'nda Batı Anadolu'da Göller Bölgesi'nden Ege Denizi'ne uzanan kuşakta kurulmuş olan bir devlet idi. Bir Anadolu devletı mi idi yoksa bir "şehirler federasyonu" mu idi bilinmemektedir. Arzava halkı Luvi kökenli idi ve Luvi dili kullanmaktaydı. Yine Hitit belgelerinden yola çıkarak, savaşkan bir halk olduklarını da söyleyebiliriz. MÖ XVII. yüzyıldan sonra da Hititlere bağlı iç işlerinde özerek vasal bir devlet olarak yaşadığı da anlaşılmaktadır. 

Hititler gibi tarih sahnesinden çekilişleri; deniz kavimleri göçü veya saldırısı, peş peşe gerçekleşen doğa olayları ya da demirin ergitilme sıcaklığının bulunup Çağın değişmesi gibi bir dizi "felaket kuramlarına" dayandırılmaktadır. Ege kentleri (Arzava kentleri) harabeye dönüşmüş, insanlar iç bölgelere kaçmışlardır. Bazı tarihçiler ise MÖ V. yüzyılda ortaya çıkan Lidya Devleti'nin, Arzava’nın devamı olduğu görüşündedirler. 

KAYNAKÇA

Akyıldız, E. (1987).
Taş Çağı’ndan Osmanlı’ya Anadolu (2.b), İstanbul: Milliyet Yayınları.

Alp, S. (1977).
Hitit kenti Hanhana'nın yeri, 41(164), 649-652, Ankara: Türk Tarih Kurumu Belleten.

Alp, S. (2001).
Hitit Çağında Anadolu : çivi yazılı ve hiyeroglif yazılı kaynaklar, Ankara: TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları.  

Ay, Ş. (2010).
Kadeş Savaşına katılan Batı Anadolulu kavimler ve bunların Anadolu tarihindeki yeri (Tez no. 253192) [Doktora Tezi, Kocatepe Üniversitesi].

Brandau, B. ve Schickert, H. (2021).
Hititler bilinmeyen bir dünya imparatorluğu (6.b), (çev.) Nazife Mertoğlu, İstanbul: Akılçelen Kitaplar.

Bryce, T. (2003).
Hitit dünyasında yaşam ve toplum, (çev.) Müfit Günay, Ankara: Dost Kitabevi.

Bryce, T. (2005).
The Kingdom of the Hittites (new edition), New York: Oxford University Press.

Bryce, T. (2020).
Hititler : Anadolu savaşçıları, (çev.) Ülke Evrim Uysal, İstanbul: Kronik Kitap. 

Bryce, T. (2023).
Hitit krallığı, (çev.) İrem Kutluk, İstanbul: Alfa Basım Yayım.

Bilgin, O. (2021). 
Hitit Devleti'nin Batı Anadolu ile yapılan antlaşmaları (Tez no. 693150) [Yüksek Lisans Tezi, Eren Üniversitesi].

Bulut, S. (2008).
Batı Anadolu, Ege Adaları ve kıta Yunanistan’da ele geçen Hitit kökenli-etkili eserler (Tez no. 693150) [Yüksek Lisans Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi].

Cantürk, C. (2007).
Pers istilasına kadar İlk Çağ Anadolu uygarlıklarında devlet ve yönetim (Tez no. 220967) [Doktora Tezi, Uludağ Üniversitesi].

Çakmak, D. (2012).
Hitit İmparatorluğu'nun toplumsal ve iktisadi yapısı, İstanbul: Libra Kitap.

Çilingir, S. (2011).
Hitit tapınak kentleri (Tez no. 753583) [Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi].

Çolpan, N. (2008).
Hititlerin Anadolu’ya göçü ve çevre kültürlerle etkileşimi (Tez no. 219007) [Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi].

Demiel, E. (2010[2]).
Hitit yürüyüş parkurları, Çorum: TC Çorum Valiliği.

Doğan Alparslan, M. (2020).
Hitit İmparatorluğu’nda ticaret, ekonomi ve Anadolu’daki yol ağı, Uluslararası Sempozyum Bildirileri PISIDIA ARAŞTIRMALARI II Pisidia ve Yakın Çevresinde Üretim, Ticaret ve Ekonomi 31 Ekim - 3 Kasım 2018, (yay.haz) Ahmet Mörel, Gülcan Kaşka, Hüseyin Köker, Mehmet Kaşka, Murat Fırat ve Salih Okan Akgönül, Isparta: Süleyman Demirel Üniversitesi Yayınları.

Draga, M. (1992).
Hitit sanatı, İstanbul: Akbank Kültür ve Sanat Kitapları.

Erdem, A.Ü. (2002).
Geç Tunç Çağ'da Doğu Akdeniz ticaret yolları (Tez No. 125248) [Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi].

Erdoğdu, M. (2022).
Kayseri'de ve Kayseri Arkeoloji Müzesindeki Hitit Dönemine ait eserler, Kayseri: Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları.

Forlanini, M. (2014).
How to infer Ancient roads and itineraries from heterogeneous Hittite texts: the case of the Cilician (Kizzuwatnean) road system, -(10), 1-34, Venedik: Università Ca’Foscari Venezia KASKAL Rivista di storia, ambienti e culture del Vicino Oriente Antico.

Garstang, J. (1943).
Hittite military roads in Asia Minor:a study in imperial strategy with a map, 47(1), 35-62, New York: American Journal of Archaeology.

Gerçek, S. (2014).
Hitit Devleti’nin Batı Anadolu ile siyasi ilişkilerinde mektupların önemi (Tez no. 350691) [Yüksek Lisans Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi].

Gümüşoğlu, S. ve Soğukoluk, T. (2017).
İlkler İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa, Çorum: Boğazkale Kaymakamlığı.

Herodotos, -. (1904). 
The histories of Herodotus, (çev.) Henry Gary, New York: D. Appleton. 

Heredotus, -. (2012). 
Tarih (8.b), (çev.) Müntekim Ökmen, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 

Kıvrak, H.U. (2019).
Arkeolojik veriler ışığında Geç Tunç Çağı’nda Orta Anadolu–Batı Anadolu ilişkileri (Tez no. 547515) [Yüksek Lisans Tezi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi].

Kolağasıoğlu, M.S. (2009).
Hitit çağında Orta Karadeniz Bölgesi (Tez No. 234917) [Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi].

Köse, B. (2019).
Hitit Krallığı’nın İç Kuzeybatı Anadolu yayılımı (Tez no. 560733) [Yüksek Lisans Tezi, Şeyh Edebali Üniversitesi].

Macqueen, J.G. (1986).
The Hittites and their contemporariesin Asia Minor (revised and enlarged edition), New York: Thames and Hudson.

Macqueen, J.G. (2022).
Hititler ve Hitit çağında Anadolu (6.b), (çev.) Esra Davutoğlu, Ankara: Akılçelen Kitaplar.

Maner, Ç. (2009).
Tarih canavarı Hititler : bir anadolu uygarlığı, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Matessi,  A. (2021).
The ways of an empire: Continuity and change of route landscapes across the Taurus during the Hittite Period (ca. 1650–1200 BCE), 62(1), 1-20, ?: Journal of Anthropological Archaeology.


Özer, C. (2018).
Orta Anadolu’daki Hitit yollarının siyasi ve dinî merkezlerle olan bağlantısı (Tez no. 492354) [Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi].

Özkan, S. (2012).
Hitit kenti HARzivana’nın yeri hakkında, -(11), 300-308, Çorum: Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü COLLOQUIUM ANATOLICUM Dergisi.

Reyhan, E. (2017).
Hitit Devleti'nde siyaset ve yönetim direktif, yemin ve sadakat, Ankara: Bilgin Kültür Sanat Yayınları.

Savaş, S.Ö. (1997).
Birkaç Hitit kentinin lokalizasyonu hakkında, 3(1), 269-289, Ankara: Archivum Anatolicum-Anadolu Arşivleri.  

Seviğ, E. (2009).
Eskiçağ'da Anadolu ekonomisi (Tez no. 239927) [Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi].

Sevin, V. (2024).
Anadolu'nun tarihi coğrafyası I (6.b), Ankara: AKDTYK Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Sir Gavaz, Ö. (2018).
Çankırı-Çorum-Amasya hattı üzerindeki Hitit yerleşimlerinin lokalizasyon sorunlarıyla ilgili genel bir değerlendirme, 11(2), 1251-1264, Çorum: Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

Stone, D. (2023).
The Hittites : lost civilization, Londra: Reaktion Books Ltd.

Tiro, A.O. (2011).
İ.Ö. ikinci bin yılın ikinci yarısında Hitit – Batı Anadolu ilişkileri bölgenin etnik ve siyasi yapısı hakkında kaynaklara ve yayınlara genel bir bakış (Tez no. 312519) [Yüksek Lisans Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi].

Deniz Toköz, Ö. ve Aktüre, Z. (2024).
The Eastern limes observations towards a sustainable nomination strategy for the Anatolian Frontier, (yay.haz.) H. van Enckevort, M. Driessen, E. Graafstal, T. Hazenberg, T. Ivleva ve C. van Driel-Murray, Current Approaches to Roman Frontiers. Proceedings of the 25th International Congress of Roman Frontier Studies 1, Leiden: Sidestone Press.

Ünal, A. (1981).
Hitit Kenti Ankuwa'nın tarihçesi ve lokalizasyonu hakkında, 45(180), 433-455, Ankara: 
Türk Tarih Kurumu Belleten.

Ünal, A . (2002).
Hititler devrinde Anadolu I, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Ünal, A . (2003).
Hititler devrinde Anadolu II, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Yaman Bülbül, P. (2006).
Hitit dönemi Anadolu coğrafyası (Tez no. 187780) [Yüksek Lisans Tezi, Kocatepe Üniversitesi].

Yanar, U. (2004).
Boğazköy çivi yazılı metinlerinde geçen eski Hitit devri yerleşim yerleri hakkında elde edilen bilgiler (Tez No. 141343) [Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi].





6 Haziran 2026 Cumartesi

AYVALIK'lı YAZARLAR DERMESİ
Tanju İzbek

 

(foto-01) Tanju İzbek.
(kaynak: emprosnet.gr)


Tanju İzbek, Cunda doğumlu, Girit mübadili. Ege Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Gazeteci, yazar, çevirmen ve Yunan dili rehberidir. 

1994’te Abdi İpekçi Barış Ödülü, 1997’de Aristoteles Üniversitesi/Selanik "Girit Dialekti" onur ödülü aldı, Milliyet, Cumhuriyet, Radikal, Papirüs ve Evrensel gazetelerinde yazıları ve çevirileri yayımlandı ayrıca kitap çevirmenliği yaptı. 1990’lı yıllarda Mikis Theodorakis, Dido Sotiriyu, Manolis Rasulis, Agathi Dimitruka, Maro Duka, Rea Galanaki ve Elli Papa ile yaptığı çarpıcı röportajlar, Türk-Yunan ilişkileri, barış dili ve kültürel paylaşım açısından büyük etkiler yaratmıştır. Çok sayıda belgesele ve filme danışmanlık yapmıştır. 

Halen Alibey (Cunda) Adası'nda yaşamaktadır.

(Bilgiler Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği'nin Instagram sayfasından alınmıştır.)

ESERLERİ
01. Kitapları


01.01. [1997]
Tolika 'Bacikam al beni' (Yorgo Andreadis'den çeviri).

104 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Belge Yayınları.
01.02. [1994]
Benim adım Martha Freud (Fotini Tsalikoğlu'dan çeviri).
        
220 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.
 
İstanbul : Donkişot Yayınları.
01.03. [2005]
İstenmeyen adam persona non grata (Yorgo Andreadis'den çeviri).

115 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Belge Yayınları.


01.04. [2023]
Anneannemin patikalarında benim Girit’im (Kitap bölümü, Anlatıların satır aralarında mübadele tarihi (yay.haz.) Evangelia Balta).

324 sayfa. 13.5 x 19.5 cm.

İstanbul : Literatür Yayıncılık.

1 Haziran 2026 Pazartesi

Anadolu yol güzergâhları 1: Anadolu'daki yol ağının oluşumu

(resim-01) Yukarıbey, Kozak'tan bir görünüş.
(kaynak: tr.wikiloc.com)

Her şey yolunda giderse yakında okur ile buluşturacağım: Anadolu veya Küçük Asya'da yaşayanları veya gezenleri ya da yazanları derlediğim, gezginlerin gözüyle Ayvalık ve yakın çevresinin "MÖ XII – MS XX yüzyıllar arası" çalışmam tamamlanmak üzere.

Bu çalışmada yer alan kişilerin seyahatnâmelerini okurken; 1700'lü yıllara kadar ezici çoğunluğunun Adramytteion (Burhaniye)'a kadar gelip, oradan Madra Dağı'nı ve Kozak Yaylası'nı aşarak Pergamus (Bergama)'a vardıkları, oradan da Atarneus (Dikili)'a geldikleri dikkatimi çekmişti. Yani "neden sahil yolunu değil de, Burhaniye'ye kadar gelip, buradan Doğu'daki dağlık yola yönelmişler ve önce Bergama'ya uğramışlar sonra Batı'ya yönlenerek Dikili'ye gelmişler ve sahil yoluna inmişlerdi. Böylece Smyrna (İzmir)'e veya Magnisa (Manisa)'ya ve diğer yerlere varmışlardı?"

Yani neden; Ayvalık'ı veya yakın çevresini 1700'lü yıllara kadar -popüler sözcük ile- pas geçmişler idi?

Bunun üzerine Ayvalık ve yakın çevresine erişim konusunda, yani ilgilendiğim bölgedeki Anadolu yolları konusunda 2020 yılında bir araştırma başlatmıştım. Çalışmalar belli bir noktaya ulaşınca, okuduklarımı ve düşüdüklerimi okur ile buluşturmaya çalışmıştım. Böylece ben yanılmışsam bile diğer araştımacılar doğrusunu bulan ya da bulacak olanlarla "kasabanın gizli kalmış tarihi" ortaya çıkacaktı.

"Tabula Peutingeriana", bu konuda ilk yayınım oldu. O blogda yöntemimi ve bilgilendiğim kaynakları belirtmiş, sonra Roma yolu hakkında fakülteden bu yana bildiklerimi ve okuduklarımı bir araya getirmiştim. 

Ardından; tabula eşliğinde Ayvalık ve yakın çevresi güzergâhlarını vermiş ve bölümler halinde aralarındaki mesafeleri yazmıştım. Elimdeki harita ve belgeler eşliğinde de yaklaşık IV. yüzyılda,  Ayvalık'ın adının Elaktia (Herakleia), Altınova'nın adının Attalia ve Keremköy'ün adını ise Corifanio (Coryphas) olduğunu yazmıştım. 

Becerebilirdiğim ölçüde yollar meselesine bundan sonra devam etmeyi düşündüğümü de blogda yazmıştım.

Bu blogdan başlayarak: önce Anadolu'daki yolların oluşumunu "varsayımsal olarak" ele alacak, çalıştığım bölgedeki yolları zaman dizinsel metot ile irdeleyecek ve buradaki yol güzergâhlarını anlamaya çalışacağım. Ardından: Asur Anadolu yolları, Hititler, becerebilirsem bir Ege Uygarlığı olan Arzuvalar, Aioller ve Dorlar ile başlayan Helen göçleriAhameniş İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu ile Selçuklu ve Osmanlı yol güzergâhlarını, haritalar ve belgeler eşliğinde okur ile paylaşmaya çalışacağım. Bu çalışmalar elbette iyi bir kaynakça ile de desteklenecek.

Bu blogda, Asur Ticaret Kolonileri'nin Anadolu yol güzergâhı'larına kısmen belgeler eşliğinde ama varsayımsal olarak değineceğim. 

(resim-02) Kozak Yaylası'nda bir yol parçası.
(kaynak: tr.wikiloc.com)

BİR YAPI ELEMANI OLARAK YOL
Yol aslında; "hiç"in, "olmayan"ın, "bilinmeyen"in karşıtıdır. Yani, "güzergâh"ın ve "yöntem"in aynı sözcükle adlandırılması bence bundan kaynaklıdır. Terim eski Türkçe'deki yolak sözcüğünden gelir ve patika, yol anlamlarındadır. Büyük olasılıkla yeni Türkçe'deki yürü- kökü, eski Türkçe'deki yori- kökünden türetilmiş olmalıdır.

Büyük olasılıkla ilk yollar, hayvanlar tarafından kullanılan ve kendiliğinden oluşan patikalardı. Yine büyük olasılıkla Paleolitik Çağ insanları, bu patikaları yırtıcı hayvanlar nedeniyle kullanmıyor, bunun yerine vadileri, dağ ve su geçitlerini veya bataklıkları, yol olarak kullanıyorlardı. Daha elverişli korunma yöntemlerine ulaşıp bu patikaları kullanmaya başlamaları ile bir tür yol iyileştirmesi çabasına girişmiş olmalılar. Bu iyileştirme çabaları ise yol boyunca ağaçları ve büyük taşları temizlemekten ibaret olmalıydı. Tarımın başladığı Neolitik Dönem'e kadar yük taşımak için insan emeğinin kullanılması nedeniyle, yol için yeni bir çözüme de ihtiyaç duyulmamış olmalılar [1].

Neolitik Dönem insalık tarihindeki önemli gelişmelere, öncelikle "tarım devrimi"ne  neden oldu. Bu dönemde başta at ve öküz olmak üzere büyük baş hayvanlar evcilleştirimiş ve pulluk denilen tarım aleti bulunmuştu. İlk yerleşmeler ile tarımdaki muazzam ürün artışı nedeniyle depolama binaları yapılmış, bunlara ulaşmak için de yollar tasarlanmaya ve inşa edilmeye başlanmıştı.

Arkeologlar yaklaşık MÖ 6000 yılından kaldığını ileri sürüldükleri ve bugüne kadar bulunan en eski yol olan Eriha yolunu Filistin'de bulmuşlardır. MÖ 4000 yılından itibaren yol kaplaması ile de karşılaşmaktayız. Ur/Irak'ta taş ile kaplanan, Glastonbury/Birleşik Krallık'ta ise ahşap ile döşenen yollar bulunmuştur. Yine Hamburg/Almaya'da Wittmoor Bataklığı'nı geçmek için yapılmış, MÖ 4000 yılı olarak tarihlenen, yükseltilmiş ahşap bir yol parçası da bulunmuştur. 

Bu yola ilşkin resim ve çizimler için (resim-03)(resim-04) ve (resim-05)'e bakabilirsiniz.

(resim-03) Wittmoor Bataklığı'nı geçmek için yapıldığı sanılan yol.
(kaynak: Archäologisches Museum Hamburg
)

(resim-04) Wittmoor Bataklığı yoluna ilişkin çizim.
(kaynak: wikipedia.org
)

(resim-05) Wittmoor Bataklığı yoluna ilişkin çizim.
(kaynak: wikipedia.org)

Neolitik Dönem ile başlayan büyük baş hayvanların evcilleştirilmesi ve ticaretin yaygınlaşmasının bir sonucu olarak tekerlekli arabalar da bulunmuş ve taşımada kullanılmaya başlamıştı. Ayrıca, tarımsal ürünü ele geçirmek için kavgalar, bugünkü adıyla savaşlar daha sıklıkla yaşanmaya başlamış ve bunun sonucu ordular oluşmuştu. Bunun bir sonucu olarak ta "askerin kolayca seyir etmeleri" için yol güzergâhı tasarımları ve yol kaplaması planlaması kavramları ortaya çıkmıştı.

Devlet, bir örgütlenme türü ve gelir getiren iktisadi ürünün (o dönemde bu tarımsal ürün) bir egemen tarafından el konulmasının biçimi ise vergi de, o örgütlenmenin giderlerini karşılamak için egemene karşılıksız verilenlerin tümünün adı idi. Büyük olasılıkla MÖ 3000'li yıllardan bu yana vergi vardı. Onun hakkında ilk düzenli bilgileri phoros [2] uygulaması ile öğreniyoruz. Hellenlerde, tamamen askeri amaçla toplanan phoros dışında, yerel olarak ödenen vergiler de vardı. Bu toplanan vergilerin yardımı ile iyice varlıklılaşan yapılar, yani devletler, artan ticareti kolaylaştırmak ve tabi ki ürüne el koymak amaçlı yapılan kavgalara katılan askerler için yollar inşa etmeye başladılar. 

Örneğin; o zamanlar alüvyonlar ile örtülmemiş olan Ephesos (Efes) limanına, zengin Sart Devleti'nde yetişen tarım ürünlerini götüren yol güzergâhları tasarlanmaya ve yapmaya başlamışlardı. Yine örneğin, Anadolu'da Ahameniş İmparatorluğu  yaklaşık 200 yıl bu bölgeyi işgal etmiş ve yönetmişti. "Bu süre zarfında Persler, Anadolu’da kurmuş oldukları “Satraplıklar” aracılığıyla, hakimiyet altındaki bölgelerin siyasi olarak merkezi yönetime bağlı kalmasını sağlarken, Satrapların toplayıp doğrudan krala gönderdiği vergiler ile [de] zenginleşmişlerdir. [Ayrıca Ahemeniş İmparatorluğu] düzenli bir biçimde vergi toplamayı başaran ..., tarihte ilk defa bu denli büyük bir coğrafyayı idare etme başarısını göstermişler"di (Yıldırım,2024:153). 

Elbette bu sisteme başkaldıranlar da oldu (Doğan ve Coşkun,2022). 

Yaklaşık 200 yıl boyunca bu muazzam büyüklükteki coğrafyada ve mali güçle yaşayan Ahameniş İmparatorluğu, satraplar arasında erişimi kolaylaştırmak, bir baştan öbür uç boyunca kolayca asker sevkedebilmek ve bu arada ticareti kolaylaştırmak amacıyla bir yol güzergâhı belirlemek istemiş ve tarihçilerin "Pers Kral Yolu" adını verdikleri yolu inşa etmişlerdi. 

Bu konuda sayısız eser yayınlandı. Ama konu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, kaynakçada belirttiğim tezler ile işe başlamanızı öneririm.

Roma İmparatorluğu, Anadolu içlerindeki tüm "tali güzergâhları" içine alan bir yol şeması çıkartmış, yeni kabuller, ölçü ve tekniklerle yeni yollar inşa etmişlerdi. "Tüm yollar Roma'ya çıkar!" lafı, sadece bir slogandan ibaret değildi. Bu konuda Herodotus'un yazdıkları gibi French'in kitapları da okunmalıdır.

Bizim Bizans İmparatorluğu dediğimiz Doğu Roma İmparatorluğu'nun yol ve güzergâh bilgisi bir aktarım olarak ele alınmamalıdır. Bizans İmparatorluğu hem devraldığı yolları biliyor ve geliştiriyor hem de çizim ve yazı yolu ile aktarıyor idi. Buna örnek olarak Skilaks'ın periplus'u [3] veya yukarıda değindiğim gibi Tabula Peutingeriana verilebilir.

Osmanlı İmparatorluğu ise yol bilgisi ve güzergâhı aktarımlarını iyi benimsemiş ve kurduğu yeni yerleşim ve şehircilik çözümleri ile geliştirmiş bir imar düzenine ulaştı. Yolları: "sağ kol", "sol kol" ve "orta kol" olarak böldü ve askeri, ticari ve iletişim (haberleşme/posta) amaçlı geliştirmiş yol ağları tasaladı. Harita yapma bilgisindeki gelişimler de buna eklenince bugün bile kullandığımız olağanüstü yol çözümleri ve güzergâhlar bu dönemde geliştirildi. 

Bununla ilgili sıradan mimarlık fakültesi bilgilerim, "seyahatnameleri" okudukça daha fazla gelişti. Karınca yolları gibi olan yol ağına bir bakınca, Cumhuriyet döneminde karayolcuların söylediği ve bir dönem her yere yazdıkları gibi "ulaşamadığın/gidemediğin yer senin değildir!" lafı bir slogan değilmiş.

MÖ XX. YÜZYIL ŞEHİR DEVLETLERİ ve ASUR TİCARET KOLONİLERİ
Anadolu, Mezopotamya havzasındaki devleler için önemli bir yerleşme idi. Bu yıllarda kurulan irili ufaklı şehir devletleri görmekteyiz. Kayıtlarda adı geçen devletler (krallıklar) şunlardı: Hattuš, Zalpa, Kuššara, Mama, Kaniš, Hurāma, Timelkia, Hahhum, Luhuzatia, Tegaramma, Wašhania, Wahšušana, Tawinia, Purušhattum, Nenašša, Šalatiwar, Ulāma, Turhumit, Tuhpia, Ankuwa, Šihwa, Šinahuttum ve Širmuin (Şahin,2007:4). 

Konumuz, MÖ XX. yüzyıldaki Anadolu şehir devletleri olmadığı için verdiğim bu adlarla yetineceğim. Ama okur bu konuda daha geniş bilgi edinmek isterse -ne yazık ki- çoğu yabancı dillerle yazılan kitapları ve YÖK tezlerini okumalıdır.

MÖ 2000'li yıllarda Anadolu'da gelişen ticaret ve bu etkinlik sonrası belirlenen vergileri ilgili krallıklarla vermek koşulu ile, şimdilik "pazar" diyeceğim yerleşmeler kurulmaya başladı. Bu yerleşmeler, bugünkü Irak merkezli, pek büyük bir kent olmayan ve tarih boyunca hiç bir zaman da olmamış Asur şehir devleti kontrolündeydi. Yukarıda adlarını saydığım şehirlerin dışında, su kaynağı yakınında, satış yeri diyebileceğimiz bir dizi binanın ve genellikle eşeklerden oluşan kervan hayvanlarının alınıp satıldığı bir pazar yeri kuruluyordu. 

Bir Irak merkezli devlet olan Asur Devleti veya Asurya, MÖ 2025 ile MÖ 612 yılları arasında yaşamış bir Antik Çağ Mezopotamya imparatorluğu idi. Devlet önceleri Dicle Irmağı kıyısında kurulmuşken, ticari ilişkilerden yararlanarak gelişti. Asur kent toprakları su azlığı nedeniyle iyi tahıl üretimi yapılamayan arazilere sahipti ve bu nedenle, daha çok hayvancılık ile uğraştı (harita-01).

(harita-01)  Asur İmparatorluğu'nun genişleme sürecini gösteren harita.
(kaynak: fr.wikipedia.org)

Devletin zenginleşmesi ticaret marifeti ile mümkün olabildi. Anadolu'da kurulan şehirler yakınında oluşturulan bu pazarlarda, takas yöntemi ile gelişen bir ticaret yapmakta idi. Asurlu tüccarlar bu pazarlara, Akadca "rıhtım, liman" anlamına gelen "kārum" adını verdiler. Bir tür küçük karum olan ve şüphesiz bir tür "vergi ünitesi" de olan, "vabartum"lar da vardı. Anadolu'daki en büyük karum, Kayseri Kültepe'deki Kaniş idi.

Kaniş'e bağlı karumlar ve bunlara bağlı vabartumlar ile bir bir satış ilşkisi kurmuşlardı. 200 yıl boyunca bu tüccarlar gümüş, altın, bakır, obsidiyen, serpantin gibi madenlerle yapılan "maden ticaretini" sürdürüyor bir yandan da tekstil, çanak-çömlek, yapı malzemesi gibi değişik ticari maddelerin değişimini sağlıyorlardı. Bir başka değiş ile Asurlu tüccarlar, MÖ XX. yüzyılda para denilen değişim aracı daha kullanılmadığı için takas yöntemi kullanıyorlar idi.

Bugün için bulunan yirmi dört bini aşkın belge (kil tablet), bu kolonileri ve ticaret merkezleri ile yapılan ticari eylemi ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Çivi yazısı ile yazılan bu belgelerde yaklaşık 20 adet kārum ve 24 adet de vabartum belirlenmiştir. Bu karumlar şunlardır: Abum, Buruddum (? Gaziantep), Durhumit (? Göynücek, Amasya), Eluhut (Iluh Höyük, Batman), Hahhum (? Samsat, Adıyaman), Hattuş (Boğazköy, Çorum), Hurrama (? Pınarbaşı, Kayseri), Kaniş (Kültepe, Kayseri), Nihriya (? Şanlıurfa), Buruşhattum (? Acemhöyük, Aksaray), Samuha (Kayalıpınar, Sivas), Şimala, Tawiniya, Tegarama (? Gürün, Sivas), Timelkia (Darende, Malatya), Şupululia (Reyhanlı, Hatay), Urşu, Wahşuşana (? Sereflikoçhisar, Ankara), Wa/uşhania ve Zalpa (? Bafra, Samsun).
 
(resim-06) Asur İmparatorluğu'nun sembolü.
(kaynak: tr.wikipedia.org
)

BU KOLONİLERDEKİ TİCARET NASIL YAPILIYOR İDİ 
Bir Irak yerleşmesi olsa da Anadolu'daki tabletlerin tercümesi ile anlaşılan Asurlu tüccarlar şöyle çalışıyorlardı: oluşturdukları "kârı" Kaniş Kārum'a gönderiyorlar, işleyişi daha çok az belirlenebilse de vabartumlar, kārumlara bağlı çalışıyorlardı. Uzun bir süre vabartumları, bugünkü kervansaraylar ile ilişkilendirilse de, buraların "küçük kārumlar" olduklarını artık biliyoruz. Ayrıca Kaniş karum da kent meclisi aracılığı ile doğrudan Asur'un yönetimi altında idi.

Kaniş Kārum'da bir "elçi" bulunmaktaydı. Bu elçiye, "šipru ša alim" deniyor ve Kaniş'te oturuyor idi. Elçi, Asur ve Anadolu'daki şehir devleti veya krallık ile diplomatik ilişkileri kurmakla görevlendirilmişti. Asur devleti ayrıca, diğer karumlara da bir tür "Asur memuru" olan "Šaqil-datim"i de atamaktaydı.

Ticaret ise şöyle yapılmaktaydı: öncelikle en çarpıcı yan Anadolu'daki Asur ticaretinin yerleşik yapılması idi. "Bıtum" denilen (ki bu ev, hane anlamına da gelir), Anadolu'daki pazar yerine gönderilen bir "erkek akraba" o kente yerleşir ve getirdiği veya oradan edindiği  metayı bir tür mübadele ile mal değişimi yapar, elde ettiği aynî geliri de ailelerine geri yollayarak ticaretini tamamlar idi. Ayrıca Asurlu tüccar, bir seferliğine belli bir alışverişi tamamlayabilmek için aile dışından birini kullandığı da olurdu. Bu durumda belirlenen zamanın sonunda o kişi, elde edilen aynî "kâr"dan eşit pay alır; tüccar da payına düşeni elde ederdi.  

Bu süreçlere ilişkin diyagramları bir çok kaynakta bulabilirsiniz.

Malların beş ila altı hafta süren bir yolculukla ve eşek kervanları ile taşınırdı. Her eşek çoklukla bir denk dolusu dokuma ürün veya küçük bir miktar kalay taşıyordu. Bu yükler ve denkler, miktar olarak ölçeklendirilmişti. Usule uygun bir eşek yükü kalay 130 mina (yaklaşık 65 kg.) veya  bir eşek yükü dokuma ise 30 parça'dan oluşurdu [5]. Bir eşeğin iki yanına yarımşar denk, üste ise tüm bir denk yükleniyordu. 

Yukarıda vurguladığım gibi bu yüklerin de bir tür bir vergisi vardı. Her bir yarım denk karşılığı 2 mina vergi olarak hesaplanıyordu.

Bu dönemde, yerli Anadolu beyleri için en önemli mesele, Asur'dan tunç yapımı için gerekli olan kalayı ithal etmek idi. Asur'a geri gönderilen en önemli mal ise gümüş ve bir miktar da altındı.

Yukarıda değindiğim gibi ticaretin sürmesi için kullanılan hayvan eşek, yöntem ise kervan idi. Metinlerde bu işin yapıldığı hayvana çoklukla "emērum sallamum", siyah eşek deniliiyordu. Bu eşekler, Asur ile Anadolu arasındaki yaklaşık 1.000 km lik bir mesafeyi, yaklaşık 60 ile 90 kg arasında değişen bir yükle taşıyabilecek güçte idi. Eşekler Asur ülkesinde yetiştiriliyor ve bedelleri de yaklaşık olarak 15 ile 20 šeqel gümüş idi [6].

Eşeklere bağlanan taşıma aparatlarının yaklaşık ölçüleri bugünkü biçimle konuşursak standartlaştırıldığını da metinlerden öğrenmekteyiz. 

Bunları yeniden anarsak:
Muttatum: Daha çok kalayın ve kumaşın yüklendiği iki parçadan oluşan ve eşeğin iki yanına bağlanan mahfaza bunlardan biridir. Bir tür heybe olarak tanımlayabileceğimiz Muttatum'un, yalnızca bir gözü 60 ile 75 mina arasında yani 30-37.5 kg.lık yük alabilmektedir.

Šuqlum: Yüklerin konduğu bir başka mahfaza ise, šuqlum'dur. Šuqlum'da muttatum gibi iki parçadan oluşmaktaydı. Šuqlum kelimesi vesikalarda muttatum'a nazaran daha fazla zikredilmektedir. Šuqlum içerisine genellikle kalay konduğu anlaşılmaktadır. İdeal bir šuqlum' un kapasitesi 65 mana'dır.

Eliātum: Muhtemelen daha küçük boylardaydı ve muttatum'un veya semerin üzerine bağlanırdı. Eliatum daha çok kumaşlarla birlikte ifade edilmektedir. Bir eliatum, standart bir kumaş yükünün (25-26 parça) 1/5 ya da 1/4' nü taşımaktadır (Gökçek,2004:156).

Bu bölümü tamamlarken "en önemli sorunu" da yazmalıyım: kilometrelerce ötede bunca ticari etkinliği sürdürebilmek için Anadolu şehir devletlerinden nasıl izin alınmakta idi? 

Anadolu "küçük ve bağımsız" şehir devletlerinden oluşuyor idi ve bu devletlerin (şehirlerin) çevrelerinde büyük kırsal alanlar ile bazı durumlarda hakimiyetleri altında küçük yerleşmeler vardı. Nüfus ise Hatti denilen ve Hint-Avrupa kavimlerinden olmayan yerli halktan oluşmaktaydı. Ayrıca, şehir devleti ile Asurlu tüccar arasında gelişen sorunu çözmek ve ülkeler arasındaki diplomatik ilişkileri kurmak için "yemin etmişelçiler bulunmaktaydı ve bunlar arabulucu olarak görevlendirilmişti. Ayrıca yerel kent meclisleri ya da krallar da vergiden pay alıyorlar idi (Kuhrt,2010;Şahin,2007 ve diğerleri).

ANTİK DÖNEM ANDOLU YOL GÜZERGAHLARI
Karumların birbirleri ile ve Akdeniz'deki limanları ile kurdukları bağlantılar zamanla güçlendi. Yaklaşık 200 yıl boyunca bu Asurlu tüccarlar, Anadolu'daki maden ticaretini sürdürdüler ve değişik ticari maddelerin de değişimini sağladılar. Bir başka değiş ile, Asur ticaret kolonileri ile Anadolu-Mezopotamya arasında birkaç binyıldır süren ticari ilişkileri devam ettirdiler.

Asurlu tüccarlar ve Anadolu'daki şehir devletleri bu ticaretin sürebilmesi için, bir dizi yol güzergahını tasarladılar ve/veya birleştirerek yeniden oluşturdular. Elbette MÖ 20. yüzyıldaki yerleşme biçimi ve kültürü benim ilgilendiğim bölgeyi, Ayvalık ve yakın çevresini içermemekte ama, oluşan yol ağını anlamak için bu bölümü de hazırlamak gerekiyordu.

Araştırmalar olası ticaret yollarının Asur'dan Anadolu'ya daha çok bugün Çukurova olarak adlandırdığımız bölge üzerinden ve birkaç değişik yöne doğru ilerlediğini göstermektedir. Asurlu tüccarlar; Asur - Ninuva (Ninova) ve Karkemish (Karkamış, Gaziantep) güzergâhı ile Anadolu'ya gelmekte idiler (harita-02).

(harita-02) Asur Ticaret Yolu.
(kaynak: Gökçek,2004:153 | harita: HKK,2026)

(harita-02) her ne kadar şehirler arası "varsayımsal" yol güzergâhını gösterse de, Asurlu tüccarlar Euphrate (Fırat Irmağı) ve Tigre (Dicle Irmağı) ırmaklarını gemi ile aşmış da olabilirler (resim-07)

(resim-07) Euphrates Irmağı (Fırat Irmağı) üzerinde kurulan
demiryolu köprüsü. Fotoğraf 1900 veya 1910 yılına aittir.
(kaynak: Library of Congress
).

Karkamış'tan Anadolu'ya giren Asur Ticaret Yolu, dönemin belgelerinden yola çıkarak, Kaniş (Karahöyük, Kayseri)'e gitmek için 4 ayrı yol daha kullarak ulaşmışlardı (harita-03):
1.yol: Kuzey'e yönelerek Samsat, Adıyaman ve Malatya üzerinden Batı'ya dönerek Kaniš'e giden yol.

2.yol: Kuzey-Batı'ya yönelerek Kahramanmaraş'a oradan da Göksun, Kahramanmaraş'a devam ederek Kaniš'e giden yol.

3.yol:  Batı'ya yönünde ilerleyerek Niğde üzerinden Kaniš'e giden yol.

4.yol: Batı'ya yönünde ilerleyerek Niğde'ye giden yola devam eden, oradan Kuzey-Batı'daki Tuz Gölü'nün Kuzey'inden, Doğu'ya yönelerek Kaniš'e giden yol.

(harita-03) Asur Ticaret Yolu (ATY).
[kırmızı] Anadolu dışındaki ATY.
 [ siyah ] 1. Yol.                            
[lacivert] 2. Yol.                           
[   mor  ] 3. Yol.                           
[turuncu] 4. Yol.                           
(kaynak: Gökçek,2004:153 | harita: HKK,2026)


Asurlu tüccarların, Kaniš'den başlayan pek çok sayıda Anadolu yol güzergâhını da bildiklerini belgelerden öğrenmekteyiz. Bunun bir nedeni bu tüccarların Anadolu halkları ile birlikte uzun süre yaşamaları ve hatta evlenmeleri olabilir. Bir nedeni ise, Asur Devleti'nin harita işi ile uğraşan görevlileri, ajan olarak Anadolu'ya göndermeleri de mümkündür.

Asurluların, Kan'den Klikya (Güney)'ya yönelen güzergâhları şunlardı (Alkım,1959:61-63) (harita-04):
1.yol: Güzergâh Kaniš'den başlıyor, Zerezek, Kuruçay Deresi, Cocusus, Kiraz Bel ve Sis üzerinden Çukurova'ya varıyordu. Bu güzergâh yaklaşık 350 km uzunluğunda idi ve büyük orduların geçişine de uygun idi (yeşil yol).

2.yol: Kaniš, Develi, Fraktin kaya kabartması önünden Sis ve Çukurova'ya varan yoldur. Güzergâhın uzunluğu yaklaşık 250 km olmasına rağmen kuvvetli kışlarda geçit vermediğinden dolayı, Gülek Boğazı üzerinden inen yola nazaran daha az kullanılmıştır.

3.yol: Kaniš, Develi, Fraktin kaya kabartması önüne kadar 2. Yol ile aynı güzergâhı kullanır sonra Taşçı'ya sapar ve Kuzey'e yönelerek Gezbeli Geçidi üzerinden 1. Yol güzergâhını kullanarak Çukurovaya varır. Güzergâh yaklaşık 260 km uzunluğuğndadır. Bilhassa Büyük Hitit Devleti zamanında kullanılan bu yol, kışın fazla kar yağdığı zaman bazı kesimlerinin geçit vermemesine rağmen, Gülek Boğazı üzerinden Kilikya'ya inen yoldan sonra en çok revaçta olan yoldur.

4.yol: Kaniš, Niğde, Gülek boğazı üzerinden Çukurova'ya bağşanan güzergâhtır. Yaklaşık 370 km uzunluktadır. 

(harita-04) ATY Kaniş-Klikya bağlantısı.
 [   yeşil    ] 1. Yol. 
 [ turuncu ] 2. Yol. 
 [  kırmızı ] 3. Yol. 
 [    mor    ] 4. Yol. 
(kaynak: Alkım,1959:61-63 | harita: HKK,2026)

DEVAM EDECEK...

---
DİPNOT
[1] Konumuz olmadığı için bir çıpıda geçtiğimiz Neolitik Dönem, bitki ve hayvanların evcilleştirildiği tarım devriminin, sınıfların ve din ile yapılarının yapıldığı kent devrimini içermektedir. Bu döneme ilişkin çok sayıda yayın yayımlandı. Ama gerek özet bilgi içermesi ve çok sayıda belgeden oluşan bir kaynakçaya sahip olması nedeniyle Mustafa Erkek'in yüksek lisans tezine göz atılmalıdır (Erkek,2024).

[2] Phoros [φόρος], Antik Hellen kent devletlerinin, Anadolu'da ilerleyen Ahemeniş İmparatorluğu güçlerinden korumak için oluşturulan Delos Birliği'ne üye olmaları ve ortak bir kabülle çıkarılan bir kararnameye bağlı kalarak Atina'ya ödedikleri aidatın adıydı.

[3] Periplus [περίπλους] Antik çağda deniz yolculuklarına kılavuzluk yapmak amaçlı yazılmış/çizilmiş seyir defteri idi. Antik Çağ'da gelişme gösteren peripluslara Orta Çağ'da portolan denilmiştir.

[4] Asur Devleti veya Asurya, MÖ 2025 ile MÖ 612 yılları arasında var olmuş ve Sami halklardan oluşmuş bir Antik Çağ Mezopotamya imparatorluğu idi.

[5]  1 mina 60 şšeqel eşittir o da yaklaşık 500 gr dır.

[6] šeqel yaklaşık 8,33 gr dır.


KAYNAKÇA

Albayrak, İ. (2018).
Eski Asurca kaynaklara göre Asur-Anadolu ilişkilerinde Hahhum Krallığı’nın önemi, 12(2), 1-11, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Alkım, U.B. (1959).
Güney-Batı Antitoros Bölgesinde eski bir yol şebekesi, 23(89), 59-73, Ankara: Türk Tarih Kurumu Belleten.

Berksan, B. (??).
son erişim tarihi: 28 Mayıs 2026.

Doğan, A. ve Coşkun, M.E. (2022).
Vergilendirmenin tarihsel gelişim sürecinde öne çıkan vergi isyanları, 3(1), 28-41, Aydın: Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi.

Erkek, M. (2024).
Anadolu'da Antik dönem tapınak devletleri (Tez no. 909864) [Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi].

Erol, H. (2017).
Kültepe’den bir metne göre Asur bölgesinde yaşanan bir isyan ve Anadolu’daki diğer isyanlarla ilgili kayıtlar, 11(2), 23-38, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Gökçek, G. (2004).
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda Anadolu'da kervan güzergâhları ve taşımacılık, 8(1), 151-164, Ankara: Akademisyenler Birliği Derneği Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi.

Günbattı, C. (2002).
Kültepe’den kervan güzergâhlarına ışık tutan iki yeni metin, 5(1), 79-91, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Kama, E. (2023).
Erken Tunç Çağı’nda Batı Anadolu ve ticaret, 14(1), 56-62, Ege Üniversitesi Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi.

Kemer, N. (2018).
Anadolu’nun tarihi yolları ve Ankara için bir yeşil yol planlama olanağı, 9(2), 136-143, Burdur: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi.

Köksal, H.K. (24 Mart 2024).
son erişim tarihi: 9 Mayıs 2026.

Kuhrt, A. (2010).
Eski Asur tüccarları, 27-38, Ticaret, tüccarlar ve Antik kent, (çev.) Ömür Harmanşah, (yay.haz.) Helen Parkins ve Christopher Smith, İstanbul: Homer Kitabevi.

Kühne, H. (2023).
Considerations about the localization of Eluḫat (Eluḫut) on the Upper Tigris, Deciphering Assyria : a tribute to Simo Parpola on the occasion of his 80th birthday [Asur'un şifresini çözmek: Simo Parpola'nın 80. doğum günü vesilesiyle ona bir saygı duruşu] (yay. haz.) Raija Mattila, Robert Rollinger ve Sebastian Fink, 167-187, Münster: Zaphon.

Öz, E. (2014).
Kültepe metinleri ışığında eski Anadolu'da tarım ve hayvancılık, Ankara: AKDTYK Türk Tarih Kurumu yayınlan.

Ramsay, W. (1890).
The historical geography of Asia Minor, Londra: John Murray.

Sir Gavaz, Ö. (2018).
Çankırı-Çorum-Amasya hattı üzerindeki Hitit yerleşimlerinin lokalizasyon sorunlarıyla ilgili genel bir değerlendirme, 11(2), 1251-1261, Çorum: Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, ANARSAN Sempozyumu Özel Sayısı.

Şahin, H. (2020). 
Eski Mezopotamya ticaret yolları, -(3), 84-98, Düzce: Journal of Universal History Studies (JUHIS).

Şahin, H.A. (2006).
Anadolu’daki eski Asur koloni mahkemeleri, 21(2), 121-151, Kayseri: Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

Şahin, H.A. (2010).
Asur ticaret kolonileri devrinde Nevşehir yöresinde varlığını sürdüren WAŠHANİA Krallığı, 2(3), 307-316, Ankara: Hacı Bektaşı Veli Üniversitesi History Studies.

Şahin, T. (2007).
Asur ticaret kolonileri çağında ulaşım ve haberleşme (Tez no. 207301) [Yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi].

Yıldırım, E. (2024).
Perslerin Anadolu’daki vergilendirme sistemi (yay. haz.) Abdullah Kaymak vd., XIX. Tarih Kongresi c.1 Eski Anadolu Uygarlıklar 3-7 Ekim 2022 Ankara, 151-166, Ankara: Türk Tarih Kurumu.