Asur Ticaret Yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asur Ticaret Yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2026 Pazartesi

Anadolu yol güzergâhları1: Anadolu'daki yol ağının oluşumu

(resim-01) Yukarıbey, Kozak'tan bir görünüş.
(kaynak: tr.wikiloc.com)

Her şey yolunda giderse yakında okur ile buluşturacağım: Anadolu veya Küçük Asya'da yaşayanları veya gezenleri ya da yazanları derlediğim, gezginlerin gözüyle Ayvalık ve yakın çevresinin "MÖ XII – MS XX yüzyıllar arası" çalışmam tamamlanmak üzere.

Bu çalışmada yer alan kişilerin seyahatnâmelerini okurken; 1700'lü yıllara kadar ezici çoğunluğunun Adramytteion (Burhaniye)'a kadar gelip, oradan Madra Dağı'nı ve Kozak Yaylası'nı aşarak Pergamus (Bergama)'a vardıkları, oradan da Atarneus (Dikili)'a geldikleri dikkatimi çekmişti. Yani "neden sahil yolunu değil de, Burhaniye'ye kadar gelip, buradan Doğu'daki dağlık yola yönelmişler ve önce Bergama'ya uğramışlar sonra Batı'ya yönlenerek Dikili'ye gelmişler ve sahil yoluna inmişlerdi. Böylece Smyrna (İzmir)'e veya Magnisa (Manisa)'ya ve diğer yerlere varmışlardı?"

Yani neden; Ayvalık'ı veya yakın çevresini 1700'lü yıllara kadar -popüler sözcük ile- pas geçmişler idi?

Bunun üzerine Ayvalık ve yakın çevresine erişim konusunda, yani ilgilendiğim bölgedeki Anadolu yolları konusunda 2020 yılında bir araştırma başlatmıştım. Çalışmalar belli bir noktaya ulaşınca, okuduklarımı ve düşüdüklerimi okur ile buluşturmaya çalışmıştım. Böylece ben yanılmışsam bile diğer araştımacılar doğrusunu bulan ya da bulacak olanlarla "kasabanın gizli kalmış tarihi" ortaya çıkacaktı.

"Tabula Peutingeriana", bu konuda ilk yayınım oldu. O blogda yöntemimi ve bilgilendiğim kaynakları belirtmiş, sonra Roma yolu hakkında fakülteden bu yana bildiklerimi ve okuduklarımı bir araya getirmiştim. 

Ardından; tabula eşliğinde Ayvalık ve yakın çevresi güzergâhlarını vermiş ve bölümler halinde aralarındaki mesafeleri yazmıştım. Elimdeki harita ve belgeler eşliğinde de yaklaşık IV. yüzyılda,  Ayvalık'ın adının Elaktia (Herakleia), Altınova'nın adının Attalia ve Keremköy'ün adını ise Corifanio (Coryphas) olduğunu yazmıştım. 

Becerebilirdiğim ölçüde yollar meselesine bundan sonra devam etmeyi düşündüğümü de blogda yazmıştım.

Bu blogdan başlayarak: önce Anadolu'daki yolların oluşumunu "varsayımsal olarak" ele alacak, çalıştığım bölgedeki yolları zaman dizinsel metot ile irdeleyecek ve buradaki yol güzergâhlarını anlamaya çalışacağım. Ardından: Asur Anadolu yolları, Hititler, becerebilirsem bir Ege Uygarlığı olan Arzuvalar, Aioller ve Dorlar ile başlayan Helen göçleriAhameniş İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu ile Selçuklu ve Osmanlı yol güzergâhlarını, haritalar ve belgeler eşliğinde okur ile paylaşmaya çalışacağım. Bu çalışmalar elbette iyi bir kaynakça ile de desteklenecek.

Bu blogda, Asur Ticaret Kolonileri'nin Anadolu yol güzergâhı'larına kısmen belgeler eşliğinde ama varsayımsal olarak değineceğim. 

(resim-02) Kozak Yaylası'nda bir yol parçası.
(kaynak: tr.wikiloc.com)

BİR YAPI ELEMANI OLARAK YOL
Yol aslında; "hiç"in, "olmayan"ın, "bilinmeyen"in karşıtıdır. Yani, "güzergâh"ın ve "yöntem"in aynı sözcükle adlandırılması bence bundan kaynaklıdır. Terim eski Türkçe'deki yolak sözcüğünden gelir ve patika, yol anlamlarındadır. Büyük olasılıkla yeni Türkçe'deki yürü- kökü, eski Türkçe'deki yori- kökünden türetilmiş olmalıdır.

Büyük olasılıkla ilk yollar, hayvanlar tarafından kullanılan ve kendiliğinden oluşan patikalardı. Yine büyük olasılıkla Paleolitik Çağ insanları, bu patikaları yırtıcı hayvanlar nedeniyle kullanmıyor, bunun yerine vadileri, dağ ve su geçitlerini veya bataklıkları, yol olarak kullanıyorlardı. Daha elverişli korunma yöntemlerine ulaşıp bu patikaları kullanmaya başlamaları ile bir tür yol iyileştirmesi çabasına girişmiş olmalılar. Bu iyileştirme çabaları ise yol boyunca ağaçları ve büyük taşları temizlemekten ibaret olmalıydı. Tarımın başladığı Neolitik Dönem'e kadar yük taşımak için insan emeğinin kullanılması nedeniyle, yol için yeni bir çözüme de ihtiyaç duyulmamış olmalılar [1].

Neolitik Dönem insalık tarihindeki önemli gelişmelere, öncelikle "tarım devrimi"ne  neden oldu. Bu dönemde başta at ve öküz olmak üzere büyük baş hayvanlar evcilleştirimiş ve pulluk denilen tarım aleti bulunmuştu. İlk yerleşmeler ile tarımdaki muazzam ürün artışı nedeniyle depolama binaları yapılmış, bunlara ulaşmak için de yollar tasarlanmaya ve inşa edilmeye başlanmıştı.

Arkeologlar yaklaşık MÖ 6000 yılından kaldığını ileri sürüldükleri ve bugüne kadar bulunan en eski yol olan Eriha yolunu Filistin'de bulmuşlardır. MÖ 4000 yılından itibaren yol kaplaması ile de karşılaşmaktayız. Ur/Irak'ta taş ile kaplanan, Glastonbury/Birleşik Krallık'ta ise ahşap ile döşenen yollar bulunmuştur. Yine Hamburg/Almaya'da Wittmoor Bataklığı'nı geçmek için yapılmış, MÖ 4000 yılı olarak tarihlenen, yükseltilmiş ahşap bir yol parçası da bulunmuştur. 

Bu yola ilşkin resim ve çizimler için (resim-03)(resim-04) ve (resim-05)'e bakabilirsiniz.

(resim-03) Wittmoor Bataklığı'nı geçmek için yapıldığı sanılan yol.
(kaynak: Archäologisches Museum Hamburg
)

(resim-04) Wittmoor Bataklığı yoluna ilişkin çizim.
(kaynak: wikipedia.org
)

(resim-05) Wittmoor Bataklığı yoluna ilişkin çizim.
(kaynak: wikipedia.org)

Neolitik Dönem ile başlayan büyük baş hayvanların evcilleştirilmesi ve ticaretin yaygınlaşmasının bir sonucu olarak tekerlekli arabalar da bulunmuş ve taşımada kullanılmaya başlamıştı. Ayrıca, tarımsal ürünü ele geçirmek için kavgalar, bugünkü adıyla savaşlar daha sıklıkla yaşanmaya başlamış ve bunun sonucu ordular oluşmuştu. Bunun bir sonucu olarak ta "askerin kolayca seyir etmeleri" için yol güzergâhı tasarımları ve yol kaplaması planlaması kavramları ortaya çıkmıştı.

Devlet, bir örgütlenme türü ve gelir getiren iktisadi ürünün (o dönemde bu tarımsal ürün) bir egemen tarafından el konulmasının biçimi ise vergi de, o örgütlenmenin giderlerini karşılamak için egemene karşılıksız verilenlerin tümünün adı idi. Büyük olasılıkla MÖ 3000'li yıllardan bu yana vergi vardı. Onun hakkında ilk düzenli bilgileri phoros [2] uygulaması ile öğreniyoruz. Hellenlerde, tamamen askeri amaçla toplanan phoros dışında, yerel olarak ödenen vergiler de vardı. Bu toplanan vergilerin yardımı ile iyice varlıklılaşan yapılar, yani devletler, artan ticareti kolaylaştırmak ve tabi ki ürüne el koymak amaçlı yapılan kavgalara katılan askerler için yollar inşa etmeye başladılar. 

Örneğin; o zamanlar alüvyonlar ile örtülmemiş olan Ephesos (Efes) limanına, zengin Sart Devleti'nde yetişen tarım ürünlerini götüren yol güzergâhları tasarlanmaya ve yapmaya başlamışlardı. Yine örneğin, Anadolu'da Ahameniş İmparatorluğu  yaklaşık 200 yıl bu bölgeyi işgal etmiş ve yönetmişti. "Bu süre zarfında Persler, Anadolu’da kurmuş oldukları “Satraplıklar” aracılığıyla, hakimiyet altındaki bölgelerin siyasi olarak merkezi yönetime bağlı kalmasını sağlarken, Satrapların toplayıp doğrudan krala gönderdiği vergiler ile [de] zenginleşmişlerdir. [Ayrıca Ahemeniş İmparatorluğu] düzenli bir biçimde vergi toplamayı başaran ..., tarihte ilk defa bu denli büyük bir coğrafyayı idare etme başarısını göstermişler"di (Yıldırım,2024:153). 

Elbette bu sisteme başkaldıranlar da oldu (Doğan ve Coşkun,2022). 

Yaklaşık 200 yıl boyunca bu muazzam büyüklükteki coğrafyada ve mali güçle yaşayan Ahameniş İmparatorluğu, satraplar arasında erişimi kolaylaştırmak, bir baştan öbür uç boyunca kolayca asker sevkedebilmek ve bu arada ticareti kolaylaştırmak amacıyla bir yol güzergâhı belirlemek istemiş ve tarihçilerin "Pers Kral Yolu" adını verdikleri yolu inşa etmişlerdi. 

Bu konuda sayısız eser yayınlandı. Ama konu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, kaynakçada belirttiğim tezler ile işe başlamanızı öneririm.

Roma İmparatorluğu, Anadolu içlerindeki tüm "tali güzergâhları" içine alan bir yol şeması çıkartmış, yeni kabuller, ölçü ve tekniklerle yeni yollar inşa etmişlerdi. "Tüm yollar Roma'ya çıkar!" lafı, sadece bir slogandan ibaret değildi. Bu konuda Herodotus'un yazdıkları gibi French'in kitapları da okunmalıdır.

Bizim Bizans İmparatorluğu dediğimiz Doğu Roma İmparatorluğu'nun yol ve güzergâh bilgisi bir aktarım olarak ele alınmamalıdır. Bizans İmparatorluğu hem devraldığı yolları biliyor ve geliştiriyor hem de çizim ve yazı yolu ile aktarıyor idi. Buna örnek olarak Skilaks'ın periplus'u [3] veya yukarıda değindiğim gibi Tabula Peutingeriana verilebilir.

Osmanlı İmparatorluğu ise yol bilgisi ve güzergâhı aktarımlarını iyi benimsemiş ve kurduğu yeni yerleşim ve şehircilik çözümleri ile geliştirmiş bir imar düzenine ulaştı. Yolları: "sağ kol", "sol kol" ve "orta kol" olarak böldü ve askeri, ticari ve iletişim (haberleşme/posta) amaçlı geliştirmiş yol ağları tasaladı. Harita yapma bilgisindeki gelişimler de buna eklenince bugün bile kullandığımız olağanüstü yol çözümleri ve güzergâhlar bu dönemde geliştirildi. 

Bununla ilgili sıradan mimarlık fakültesi bilgilerim, "seyahatnameleri" okudukça daha fazla gelişti. Karınca yolları gibi olan yol ağına bir bakınca, Cumhuriyet döneminde karayolcuların söylediği ve bir dönem her yere yazdıkları gibi "ulaşamadığın/gidemediğin yer senin değildir!" lafı bir slogan değilmiş.

MÖ XX. YÜZYIL ŞEHİR DEVLETLERİ ve ASUR TİCARET KOLONİLERİ
Anadolu, Mezopotamya havzasındaki devleler için önemli bir yerleşme idi. Bu yıllarda kurulan irili ufaklı şehir devletleri görmekteyiz. Kayıtlarda adı geçen devletler (krallıklar) şunlardı: Hattuš, Zalpa, Kuššara, Mama, Kaniš, Hurāma, Timelkia, Hahhum, Luhuzatia, Tegaramma, Wašhania, Wahšušana, Tawinia, Purušhattum, Nenašša, Šalatiwar, Ulāma, Turhumit, Tuhpia, Ankuwa, Šihwa, Šinahuttum ve Širmuin (Şahin,2007:4). 

Konumuz, MÖ XX. yüzyıldaki Anadolu şehir devletleri olmadığı için verdiğim bu adlarla yetineceğim. Ama okur bu konuda daha geniş bilgi edinmek isterse -ne yazık ki- çoğu yabancı dillerle yazılan kitapları ve YÖK tezlerini okumalıdır.

MÖ 2000'li yıllarda Anadolu'da gelişen ticaret ve bu etkinlik sonrası belirlenen vergileri ilgili krallıklarla vermek koşulu ile, şimdilik "pazar" diyeceğim yerleşmeler kurulmaya başladı. Bu yerleşmeler, bugünkü Irak merkezli, pek büyük bir kent olmayan ve tarih boyunca hiç bir zaman da olmamış Asur şehir devleti kontrolündeydi. Yukarıda adlarını saydığım şehirlerin dışında, su kaynağı yakınında, satış yeri diyebileceğimiz bir dizi binanın ve genellikle eşeklerden oluşan kervan hayvanlarının alınıp satıldığı bir pazar yeri kuruluyordu. 

Bir Irak merkezli devlet olan Asur Devleti veya Asurya, MÖ 2025 ile MÖ 612 yılları arasında yaşamış bir Antik Çağ Mezopotamya imparatorluğu idi. Devlet önceleri Dicle Irmağı kıyısında kurulmuşken, ticari ilişkilerden yararlanarak gelişti. Asur kent toprakları su azlığı nedeniyle iyi tahıl üretimi yapılamayan arazilere sahipti ve bu nedenle, daha çok hayvancılık ile uğraştı (harita-01).

(harita-01)  Asur İmparatorluğu'nun genişleme sürecini gösteren harita.
(kaynak: fr.wikipedia.org)

Devletin zenginleşmesi ticaret marifeti ile mümkün olabildi. Anadolu'da kurulan şehirler yakınında oluşturulan bu pazarlarda, takas yöntemi ile gelişen bir ticaret yapmakta idi. Asurlu tüccarlar bu pazarlara, Akadca "rıhtım, liman" anlamına gelen "kārum" adını verdiler. Bir tür küçük karum olan ve şüphesiz bir tür "vergi ünitesi" de olan, "vabartum"lar da vardı. Anadolu'daki en büyük karum, Kayseri Kültepe'deki Kaniş idi.

Kaniş'e bağlı karumlar ve bunlara bağlı vabartumlar ile bir bir satış ilşkisi kurmuşlardı. 200 yıl boyunca bu tüccarlar gümüş, altın, bakır, obsidiyen, serpantin gibi madenlerle yapılan "maden ticaretini" sürdürüyor bir yandan da tekstil, çanak-çömlek, yapı malzemesi gibi değişik ticari maddelerin değişimini sağlıyorlardı. Bir başka değiş ile Asurlu tüccarlar, MÖ XX. yüzyılda para denilen değişim aracı daha kullanılmadığı için takas yöntemi kullanıyorlar idi.

Bugün için bulunan yirmi dört bini aşkın belge (kil tablet), bu kolonileri ve ticaret merkezleri ile yapılan ticari eylemi ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Çivi yazısı ile yazılan bu belgelerde yaklaşık 20 adet kārum ve 24 adet de vabartum belirlenmiştir. Bu karumlar şunlardır: Abum, Buruddum (? Gaziantep), Durhumit (? Göynücek, Amasya), Eluhut (Iluh Höyük, Batman), Hahhum (? Samsat, Adıyaman), Hattuş (Boğazköy, Çorum), Hurrama (? Pınarbaşı, Kayseri), Kaniş (Kültepe, Kayseri), Nihriya (? Şanlıurfa), Buruşhattum (? Acemhöyük, Aksaray), Samuha (Kayalıpınar, Sivas), Şimala, Tawiniya, Tegarama (? Gürün, Sivas), Timelkia (Darende, Malatya), Şupululia (Reyhanlı, Hatay), Urşu, Wahşuşana (? Sereflikoçhisar, Ankara), Wa/uşhania ve Zalpa (? Bafra, Samsun).
 
(resim-06) Asur İmparatorluğu'nun sembolü.
(kaynak: tr.wikipedia.org
)

BU KOLONİLERDEKİ TİCARET NASIL YAPILIYOR İDİ 
Bir Irak yerleşmesi olsa da Anadolu'daki tabletlerin tercümesi ile anlaşılan Asurlu tüccarlar şöyle çalışıyorlardı: oluşturdukları "kârı" Kaniş Kārum'a gönderiyorlar, işleyişi daha çok az belirlenebilse de vabartumlar, kārumlara bağlı çalışıyorlardı. Uzun bir süre vabartumları, bugünkü kervansaraylar ile ilişkilendirilse de, buraların "küçük kārumlar" olduklarını artık biliyoruz. Ayrıca Kaniş karum da kent meclisi aracılığı ile doğrudan Asur'un yönetimi altında idi.

Kaniş Kārum'da bir "elçi" bulunmaktaydı. Bu elçiye, "šipru ša alim" deniyor ve Kaniş'te oturuyor idi. Elçi, Asur ve Anadolu'daki şehir devleti veya krallık ile diplomatik ilişkileri kurmakla görevlendirilmişti. Asur devleti ayrıca, diğer karumlara da bir tür "Asur memuru" olan "Šaqil-datim"i de atamaktaydı.

Ticaret ise şöyle yapılmaktaydı: öncelikle en çarpıcı yan Anadolu'daki Asur ticaretinin yerleşik yapılması idi. "Bıtum" denilen (ki bu ev, hane anlamına da gelir), Anadolu'daki pazar yerine gönderilen bir "erkek akraba" o kente yerleşir ve getirdiği veya oradan edindiği  metayı bir tür mübadele ile mal değişimi yapar, elde ettiği aynî geliri de ailelerine geri yollayarak ticaretini tamamlar idi. Ayrıca Asurlu tüccar, bir seferliğine belli bir alışverişi tamamlayabilmek için aile dışından birini kullandığı da olurdu. Bu durumda belirlenen zamanın sonunda o kişi, elde edilen aynî "kâr"dan eşit pay alır; tüccar da payına düşeni elde ederdi.  

Bu süreçlere ilişkin diyagramları bir çok kaynakta bulabilirsiniz.

Malların beş ila altı hafta süren bir yolculukla ve eşek kervanları ile taşınırdı. Her eşek çoklukla bir denk dolusu dokuma ürün veya küçük bir miktar kalay taşıyordu. Bu yükler ve denkler, miktar olarak ölçeklendirilmişti. Usule uygun bir eşek yükü kalay 130 mina (yaklaşık 65 kg.) veya  bir eşek yükü dokuma ise 30 parça'dan oluşurdu [5]. Bir eşeğin iki yanına yarımşar denk, üste ise tüm bir denk yükleniyordu. 

Yukarıda vurguladığım gibi bu yüklerin de bir tür bir vergisi vardı. Her bir yarım denk karşılığı 2 mina vergi olarak hesaplanıyordu.

Bu dönemde, yerli Anadolu beyleri için en önemli mesele, Asur'dan tunç yapımı için gerekli olan kalayı ithal etmek idi. Asur'a geri gönderilen en önemli mal ise gümüş ve bir miktar da altındı.

Yukarıda değindiğim gibi ticaretin sürmesi için kullanılan hayvan eşek, yöntem ise kervan idi. Metinlerde bu işin yapıldığı hayvana çoklukla "emērum sallamum", siyah eşek deniliiyordu. Bu eşekler, Asur ile Anadolu arasındaki yaklaşık 1.000 km lik bir mesafeyi, yaklaşık 60 ile 90 kg arasında değişen bir yükle taşıyabilecek güçte idi. Eşekler Asur ülkesinde yetiştiriliyor ve bedelleri de yaklaşık olarak 15 ile 20 šeqel gümüş idi [6].

Eşeklere bağlanan taşıma aparatlarının yaklaşık ölçüleri bugünkü biçimle konuşursak standartlaştırıldığını da metinlerden öğrenmekteyiz. 

Bunları yeniden anarsak:
Muttatum: Daha çok kalayın ve kumaşın yüklendiği iki parçadan oluşan ve eşeğin iki yanına bağlanan mahfaza bunlardan biridir. Bir tür heybe olarak tanımlayabileceğimiz Muttatum'un, yalnızca bir gözü 60 ile 75 mina arasında yani 30-37.5 kg.lık yük alabilmektedir.

Šuqlum: Yüklerin konduğu bir başka mahfaza ise, šuqlum'dur. Šuqlum'da muttatum gibi iki parçadan oluşmaktaydı. Šuqlum kelimesi vesikalarda muttatum'a nazaran daha fazla zikredilmektedir. Šuqlum içerisine genellikle kalay konduğu anlaşılmaktadır. İdeal bir šuqlum' un kapasitesi 65 mana'dır.

Eliātum: Muhtemelen daha küçük boylardaydı ve muttatum'un veya semerin üzerine bağlanırdı. Eliatum daha çok kumaşlarla birlikte ifade edilmektedir. Bir eliatum, standart bir kumaş yükünün (25-26 parça) 1/5 ya da 1/4' nü taşımaktadır (Gökçek,2004:156).

Bu bölümü tamamlarken "en önemli sorunu" da yazmalıyım: kilometrelerce ötede bunca ticari etkinliği sürdürebilmek için Anadolu şehir devletlerinden nasıl izin alınmakta idi? 

Anadolu "küçük ve bağımsız" şehir devletlerinden oluşuyor idi ve bu devletlerin (şehirlerin) çevrelerinde büyük kırsal alanlar ile bazı durumlarda hakimiyetleri altında küçük yerleşmeler vardı. Nüfus ise Hatti denilen ve Hint-Avrupa kavimlerinden olmayan yerli halktan oluşmaktaydı. Ayrıca, şehir devleti ile Asurlu tüccar arasında gelişen sorunu çözmek ve ülkeler arasındaki diplomatik ilişkileri kurmak için "yemin etmişelçiler bulunmaktaydı ve bunlar arabulucu olarak görevlendirilmişti. Ayrıca yerel kent meclisleri ya da krallar da vergiden pay alıyorlar idi (Kuhrt,2010;Şahin,2007 ve diğerleri).

ANTİK DÖNEM ANDOLU YOL GÜZERGAHLARI
Karumların birbirleri ile ve Akdeniz'deki limanları ile kurdukları bağlantılar zamanla güçlendi. Yaklaşık 200 yıl boyunca bu Asurlu tüccarlar, Anadolu'daki maden ticaretini sürdürdüler ve değişik ticari maddelerin de değişimini sağladılar. Bir başka değiş ile, Asur ticaret kolonileri ile Anadolu-Mezopotamya arasında birkaç binyıldır süren ticari ilişkileri devam ettirdiler.

Asurlu tüccarlar ve Anadolu'daki şehir devletleri bu ticaretin sürebilmesi için, bir dizi yol güzergahını tasarladılar ve/veya birleştirerek yeniden oluşturdular. Elbette MÖ 20. yüzyıldaki yerleşme biçimi ve kültürü benim ilgilendiğim bölgeyi, Ayvalık ve yakın çevresini içermemekte ama, oluşan yol ağını anlamak için bu bölümü de hazırlamak gerekiyordu.

Araştırmalar olası ticaret yollarının Asur'dan Anadolu'ya daha çok bugün Çukurova olarak adlandırdığımız bölge üzerinden ve birkaç değişik yöne doğru ilerlediğini göstermektedir. Asurlu tüccarlar; Asur - Ninuva (Ninova) ve Karkemish (Karkamış, Gaziantep) güzergâhı ile Anadolu'ya gelmekte idiler (harita-02).

(harita-02) Asur Ticaret Yolu.
(kaynak: Gökçek,2004:153 | harita: HKK,2026)

(harita-02) her ne kadar şehirler arası "varsayımsal" yol güzergâhını gösterse de, Asurlu tüccarlar Euphrate (Fırat Irmağı) ve Tigre (Dicle Irmağı) ırmaklarını gemi ile aşmış da olabilirler (resim-07)

(resim-07) Euphrates Irmağı (Fırat Irmağı) üzerinde kurulan
demiryolu köprüsü. Fotoğraf 1900 veya 1910 yılına aittir.
(kaynak: Library of Congress
).

Karkamış'tan Anadolu'ya giren Asur Ticaret Yolu, dönemin belgelerinden yola çıkarak, Kaniş (Karahöyük, Kayseri)'e gitmek için 4 ayrı yol daha kullarak ulaşmışlardı (harita-03):
1.yol: Kuzey'e yönelerek Samsat, Adıyaman ve Malatya üzerinden Batı'ya dönerek Kaniš'e giden yol.

2.yol: Kuzey-Batı'ya yönelerek Kahramanmaraş'a oradan da Göksun, Kahramanmaraş'a devam ederek Kaniš'e giden yol.

3.yol:  Batı'ya yönünde ilerleyerek Niğde üzerinden Kaniš'e giden yol.

4.yol: Batı'ya yönünde ilerleyerek Niğde'ye giden yola devam eden, oradan Kuzey-Batı'daki Tuz Gölü'nün Kuzey'inden, Doğu'ya yönelerek Kaniš'e giden yol.

(harita-03) Asur Ticaret Yolu (ATY).
[kırmızı] Anadolu dışındaki ATY.
 [ siyah ] 1. Yol.                            
[lacivert] 2. Yol.                           
[   mor  ] 3. Yol.                           
[turuncu] 4. Yol.                           
(kaynak: Gökçek,2004:153 | harita: HKK,2026)


Asurlu tüccarların, Kaniš'den başlayan pek çok sayıda Anadolu yol güzergâhını da bildiklerini belgelerden öğrenmekteyiz. Bunun bir nedeni bu tüccarların Anadolu halkları ile birlikte uzun süre yaşamaları ve hatta evlenmeleri olabilir. Bir nedeni ise, Asur Devleti'nin harita işi ile uğraşan görevlileri, ajan olarak Anadolu'ya göndermeleri de mümkündür.

Asurluların, Kaniš'den Klikya (Güney)'ya yönelen güzergâhları şunlardı (Alkım,1959:61-63) (harita-04):
1.yol: Bu güzergâh yaklaşık 350 km uzunluğundadır ve büyük orduların da geçişine uygundur. 

2.yol: Güzergâhın uzunluğu yaklaşık 250 km. dir. Daha kısa olmasına rağmen bu yol kuvvetli kışlarda geçit vermediğinden dolayı, Gülek Boğazı üzerinden inen yola nazaran daha az kullanılmıştır.

3.yol:  Güzergâh yaklaşık 260 km. dir. Bilhassa Büyük Hitit Devleti zamanında kullanılan bu yol, kışın fazla kar yağdığı zaman bazı kesimlerinin geçit vermemesine rağmen, Gülek Boğazı üzerinden Kilikya'ya inen yoldan sonra en çok revaçta olan yoldur.

4.yol: Yaklaşık 370 km uzunluktadır. Yol karmaşıktır ama eskiden gidilen yoldan kısa olduğu için, Çukurova'ya gitmek için tercih edilmiştir. Eskiden önce Germaniceia (Kahramanmaraş)'ya gidilmekte ve oradan büyük bir dolaşma ile güney-batıya sapılarak Çukurova'ya inilmekte idi.

(harita-04) ATY Kaniş-Klikya bağlantısı.
 [    mor   ] 1. Yol.
 [  kırmızı ] 2. Yol.
 [ turuncu ] 3. Yol.
 [    yeşil   ] 4. Yol.
(kaynak: Alkım,1959:61-63 | harita: HKK,2026)

DEVAM EDECEK...
---
DİPNOT
[1] Konumuz olmadığı için bir çıpıda geçtiğimiz Neolitik Dönem, bitki ve hayvanların evcilleştirildiği tarım devriminin, sınıfların ve din ile yapılarının yapıldığı kent devrimini içermektedir. Bu döneme ilişkin çok sayıda yayın yayımlandı. Ama gerek özet bilgi içermesi ve çok sayıda belgeden oluşan bir kaynakçaya sahip olması nedeniyle Mustafa Erkek'in yüksek lisans tezine göz atılmalıdır (Erkek,2024).

[2] Phoros [φόρος], Antik Hellen kent devletlerinin, Anadolu'da ilerleyen Ahemeniş İmparatorluğu güçlerinden korumak için oluşturulan Delos Birliği'ne üye olmaları ve ortak bir kabülle çıkarılan bir kararnameye bağlı kalarak Atina'ya ödedikleri aidatın adıydı.

[3] Periplus [περίπλους] Antik çağda deniz yolculuklarına kılavuzluk yapmak amaçlı yazılmış/çizilmiş seyir defteri idi. Antik Çağ'da gelişme gösteren peripluslara Orta Çağ'da portolan denilmiştir.

[4] Asur Devleti veya Asurya, MÖ 2025 ile MÖ 612 yılları arasında var olmuş ve Sami halklardan oluşmuş bir Antik Çağ Mezopotamya imparatorluğu idi.

[5]  1 mina 60 şšeqel eşittir o da yaklaşık 500 gr dır.

[6] šeqel yaklaşık 8,33 gr dır.


KAYNAKÇA

Albayrak, İ. (2018).
Eski Asurca kaynaklara göre Asur-Anadolu ilişkilerinde Hahhum Krallığı’nın önemi, 12(2), 1-11, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Alkım, U.B. (1959).
Güney-Batı Antitoros Bölgesinde eski bir yol şebekesi, 23(89), 59-73, Ankara: Türk Tarih Kurumu Belleten.

Berksan, B. (??).
son erişim tarihi: 28 Mayıs 2026.

Doğan, A. ve Coşkun, M.E. (2022).
Vergilendirmenin tarihsel gelişim sürecinde öne çıkan vergi isyanları, 3(1), 28-41, Aydın: Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi.

Erkek, M. (2024).
Anadolu'da Antik dönem tapınak devletleri (Tez no. 909864) [Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi].

Erol, H. (2017).
Kültepe’den bir metne göre Asur bölgesinde yaşanan bir isyan ve Anadolu’daki diğer isyanlarla ilgili kayıtlar, 11(2), 23-38, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Gökçek, G. (2004).
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda Anadolu'da kervan güzergâhları ve taşımacılık, 8(1), 151-164, Ankara: Akademisyenler Birliği Derneği Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi.

Günbattı, C. (2002).
Kültepe’den kervan güzergâhlarına ışık tutan iki yeni metin, 5(1), 79-91, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Anadolu Arşivleri.

Kama, E. (2023).
Erken Tunç Çağı’nda Batı Anadolu ve ticaret, 14(1), 56-62, Ege Üniversitesi Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi.

Kemer, N. (2018).
Anadolu’nun tarihi yolları ve Ankara için bir yeşil yol planlama olanağı, 9(2), 136-143, Burdur: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi.

Köksal, H.K. (24 Mart 2024).
son erişim tarihi: 9 Mayıs 2026.

Kuhrt, A. (2010).
Eski Asur tüccarları, 27-38, Ticaret, tüccarlar ve Antik kent, (çev.) Ömür Harmanşah, (yay.haz.) Helen Parkins ve Christopher Smith, İstanbul: Homer Kitabevi.

Kühne, H. (2023).
Considerations about the localization of Eluḫat (Eluḫut) on the Upper Tigris, Deciphering Assyria : a tribute to Simo Parpola on the occasion of his 80th birthday [Asur'un şifresini çözmek: Simo Parpola'nın 80. doğum günü vesilesiyle ona bir saygı duruşu] (yay. haz.) Raija Mattila, Robert Rollinger ve Sebastian Fink, 167-187, Münster: Zaphon.

Öz, E. (2014).
Kültepe metinleri ışığında eski Anadolu'da tarım ve hayvancılık, Ankara: AKDTYK Türk Tarih Kurumu yayınlan.

Ramsay, W. (1890).
The historical geography of Asia Minor, Londra: John Murray.

Sir Gavaz, Ö. (2018).
Çankırı-Çorum-Amasya hattı üzerindeki Hitit yerleşimlerinin lokalizasyon sorunlarıyla ilgili genel bir değerlendirme, 11(2), 1251-1261, Çorum: Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, ANARSAN Sempozyumu Özel Sayısı.

Şahin, H. (2020). 
Eski Mezopotamya ticaret yolları, -(3), 84-98, Düzce: Journal of Universal History Studies (JUHIS).

Şahin, H.A. (2006).
Anadolu’daki eski Asur koloni mahkemeleri, 21(2), 121-151, Kayseri: Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

Şahin, H.A. (2010).
Asur ticaret kolonileri devrinde Nevşehir yöresinde varlığını sürdüren WAŠHANİA Krallığı, 2(3), 307-316, Ankara: Hacı Bektaşı Veli Üniversitesi History Studies.

Şahin, T. (2007).
Asur ticaret kolonileri çağında ulaşım ve haberleşme (Tez no. 207301) [Yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi].

Yıldırım, E. (2024).
Perslerin Anadolu’daki vergilendirme sistemi (yay. haz.) Abdullah Kaymak vd., XIX. Tarih Kongresi c.1 Eski Anadolu Uygarlıklar 3-7 Ekim 2022 Ankara, 151-166, Ankara: Türk Tarih Kurumu.