Ayvalık Adaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayvalık Adaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2026 Pazartesi

OKUMALAR I: Ayvalık Adaları

(kaynak: wiener-werkstaette-postkarten.com) 

Ayvalık üzerine bir kitap yazmaya çalıştığımı dostlarım biliyor. Bu kitapta; 
MÖ XII. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar, yolu buralardan geçen (Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İzmir, Manisa, Midilli dikdörtgeni) -ve elbette benim bulabildiğim kadarıyla tüm- arkeolog, asker, bilge, botanikçi, casus, coğrafyacı, çevirmen, denizci, dilbilimci, din insanı, diplomat, doğa bilimci, doktor, düşünür gazeteci, gezgin, haritacı, koleksiyoncu, maceraperest, matbaacı, mimar, mucit, oryantalist, ozan, öğrenci, öğretmen, polimat, politikacı, prens, prenses, sanat tarihçisi, sosyolog, şehir plancısı, tarihçi, yayımcı, yazar vs. çizdiği/yazdığı eserlerin bulabildiğim "ilk İngilizce kopyaları"ndaki "AYVALIK ve YAKIN ÇEVRESİ"ni çevirmeye çalıştım.

Bu eserleri bibirleri ile ilişkilendirerek, dönemin olası "gezi yollarını ve yöntemlerini" bulmaya çalıştım. Anımsayacağınız gibi, bunarı da özetler halinde blog yazılarına çevirerek yayımlıyorum. Bundaki amacım; çevirileri tamamlamam uzun süreceği ve daha önceki kimi örneklerde olduğu gibi, benim de çalışmayı tamamlayamayağım korkusudur. Benim gibi araştıran birisi kişi varsa ve bazı bilgiler de onun gözünden kaçtıysa, ona yardımcı olmak isteğidir.

Bu bölümde, MÖ VI - MS XIX. yüzyıl arası Ayvalık Adaları hakkında çizmiş/yazmış kişilerin eserlerindeki ilgili bölümlerini paylaşacağım.

İyi okumalar.

-- * -- 

AYVALIK ADALARI HAKKINDA YAZILAN ESERLER
(MÖ VI. - MS XIX. yüzyıl arası)

GENEL NOT: Eserlerin Türkçelerini çevirir iken olabildiğince orijinale sadık kaldım. Ancak kimi durumlarda, çevirilere "bazı sözcükler eklemek zorunda kaldım". Böylesi durumda yaptığım ekleri "köşeli parantez içine" yerleştirdim. Çeviri yaptığım ve gerekli kontrolü yaptığım belgeleri ve yazarlarını "koyu harflerle vurguladım" ayrıca eserin künyesini de kaynakçaya ekledim. Bazı durumlarda metin içindeki terimin vugulanması ve kolay seçilmesi için "altı çizili koyu harflerle" yazdım ve (abç.) kısaltmasını da yanına ekledim.

01. Ayvalık Adaları'ndan ilk söz eden Kryandalı Skylax [Σκύλαξ ο Καρυανδεύς] olmuştur. Skylax, yaklaşık MÖ VI. yüzyılda Bodrum Yarımadası'nda doğmuş: coğrafyacı, asker, gezgin ve yazar idi. Pers'lilerin emrine girdi ve askeri operasyonlarına hazırlık amaçlı olarak, otuz ay süren bir deniz gezisine çıktı. Yaklaşık MÖ 519 ile MÖ 516 yılları arasında yapıldığı sanılan bu gezide topladığı bilgileri, bir periplus [1] yazarak kaleme aldı. Yazara ait olduğu ileri sürülen periplusda Ayvalık Adaları, Pordoselini olarak anılmaktadır ve yaklaşık MÖ VI. yüzyılda bu adalar üzerinde aynı adla anılan bir de kent olduğu da yazılmaktadır.

Bu eseri Hellen tarih araştırmacısı Graham Shipley tarafından İngilizce'ye çevrilen, The periplous of Pseudo-Skylax: an interim translation adlı metinden çevirdim (Shipley,2002). 1639 yılında Isaac Vossius tarafından Hellence ve Latince olarak Amsterdam'da basılan Periplus Scylacis Caryandensis, cum tralatione, & castigationibus Isaaci Vossii adlı eserden de kontrolünü yaptım (Scylax,1639). Ve ayrıca Murat Arslan'ın bu konuda yazdığı makalelerden çok yararlandım (Arslan,2012;Arslan,2016).

Skylax eserinde şunları yazar:
"... 97. LESBOS [MİDİLLİ].
Bu yerlerin yanında, içinde şu beş şehri barındıran bir Aiol adası olan Lesbos vardır: Methymna, Antissa, Eresos, Pyrrha ile limanı ve iki limanı ile Mitylene. Ve [üstünde] bir kent kurulu olan bir ada: burasının adı Pordoselene'dir (abç). ..."
(Shipley,2022:[9]-[10])

02. MÖ.484-MÖ.430[?] yılları arasında yaşayan, tarihçi ve coğrafyacı olan Halikarnassuslu Herodotos [Ηρόδοτος ο Αλικαρνασσός], MÖ 430 yılında Ion lehçesi ile Tarihler [Ιστορίαι] adlı eserini yazdı. Herodotos bu eserinde Ayvalık adalarını Midilli kolonisi olarak saymakta ve “Yüz adalar olarak anmaktadır.

Bu eserin ilgili bölümünü Henry Gary'nin 1904 yılında yayımladığı İngilizce çeviriden yapyım (Herodotos,1904) ve Müntekim Ökmen'in Türkçe çevrisi ile kontrolünü sağladım (Herodotos,2012).

Herodotos eserinde şunları yazmaktadır:
"... Aeolyalılar, İonyalılardan daha verimli bir bölgeye yerleşmişlerdi ... . ... [D]iğer on bir şehir [de] onları kendi aralarında dağıttı ve onlara yurttaşlık ayrıcalığı verildi. İşte bunlar, İda Dağı'nda kurulan şehirler hariç, kıtadaki Aeol şehirleridir [ve] bunlar tamamen farklı şehirlerdir. Ancak adalarda bulunan beş şehir Lesbos'da bulunmaktadır; altıncı şehir olan Arisba ise Midilli kolonisidir ve akraba olmalarına rağmen Methymnæanlar tarafından köleleştirilmiştir; bir şehir [olan] Tenedos'ta diğer adı Yüz Adalar olarak adlandırılan yerde bulunmaktadır (abç.). ..."
(Herodotos,1904:60)

03. MÖ 384[?]-MÖ 322 yılları arasında yaşayan, filozof, polimat [2] ve bilge Aristoteles [Ἀριστοτέλης], Hayvanların tarihi üzerine [Τῶν περὶ τὰ ζῷα ἱστοριῶν] adlı eserin VIII. kitap 29 ve 30. satırlarında Alibey Adası'ndan Pordoselene olarak söz eder.

Eseri Darcy Wentworth Thompson'un 1910 yılında yayımladığı İngilizce çeviriden (Thompson,1910) okudum ve Furkan Akderin'in Hellenceden çevirisi ile yayımlanan kitaptan kontrolünü yaptım (Aristoteles,2018). Ayrıca UNESCO Ayvalık web sitesi (Ayvalık Miras,2025) ile Aliye Erol'ün kitap bölümünden de yararlandım (Erol,2022).

Aristoteles Hayvanların tarihi'nin ilgili bölümünde şunları yazar:
“... Pordoselene'de bir tarafında gelincik bulunan, diğer tarafında ise bulunmayan bir kamu yolu var. ...”
(Thompson,1910:28) 

04. MÖ.3. yüzyılda yaşayan Rodoslu Timosthenes [Τιμοσθένης ο Ρόδιος], denizci, coğrafyacı, asker ve mucit idi. Varlığını, Eratosthenes [Ἐρατοσθένης] [3] ve Strabon [Στράβων]'un yazdıklarından öğrendiğimiz Timosthenes, şimdi kayıp olan ve on kitaptan oluşan bir periplus yazdı. Timosthenes'nin yazıldığı sanılan periplus günümüze ulaşamadığı için, eser hakkındaki dayanağımız Strabon'un Coğrafya [Γεωγραφικά] adlı eseridir. Strabon'a göre Timosthenes Ayvalık ve yakın çevresinden Apollon adaları [Ἀπολλωνό-ννησοι] olarak bahsetmiştir. 

Strabon'un Türkçeye çevrilen eseri dışında (Strabon,2000), Yusuf Kılıç ve Yasin Göçer (Kılıç ve Göçer, 2016)'in makalesi ile Erkmen Senan (Senan,8 Mart 2009)'ın web sayfasından yararlandım.

İlgili bölüm şöyledir:
“... 13.2.5. Timosthenes'e göre bunlar kırk tanedir. ...” 
(Strabon,2000:157) 

05. Sicilyalı Diodorus [Διόδωρος ο Σικελιώτης], ölüm tarihi bilinmeyen ve MÖ 90 yılında doğduğu sanılan, gezgin ve tarihçi idi. Yaklaşık MÖ 30 yılına kadar kırk kitaptan oluşan Tarih kütüphanesi [Ιστορικής Βιβλιοθήκης]'ni yazdı. Bu eserin 1-5 ve 11-20 numaralı kitapları günümüze eksiksiz olarak ulaşmıştır. Diodorus eserinde Ayvalık adalarını yüz adalar olarak anmaktadır. Atina donanmasının Spartalılar tarafından Midilli önünde kuşatılması olayını anlatırken, Atinalı komutanın “Yüz Adalar denilen adalardan birin[de]” konakladığından söz eder (Ayvalık Miras,2025).

Tarih kütüphanesi'nin ilgili bölümü şöyledir:
“... fakat adanın alındığını öğrenince, donanmasıyla birlikte Yüz Adalar denilen adalardan birinde konakladı (abç). Ertesi sabah gün ağarırken, düşman donanmasının kendisine yetiştiğini fark etti ve kendi sayısının iki katından fazla olan bir donanmayla savaşmanın uygun olmayacağını düşünerek yelken açmaya karar verdi ve yol üzerindeki düşman kadırgalarından bazılarını ele geçirdikten sonra, Mitylene'de savaşmaya karar verdi; eğer galip gelirse, onları orada daha büyük bir avantajla takip edebileceğini ve eğer mağlup olursa [da] sığınabileceği limanın yakında olacağını düşündü. ...”
(Diodorus,1700:337)

06. Amasialı Strabon [Στράβων ο Αμάσειος], MÖ 64[63] – MS 24 yılları arasında yaşamış filozof, tarihçi, gezgin ve yazar idi. Politik olarak Roma İmparatorluğu'nun destekçiliğini yaptı. 47 kitaptan oluşan Tarihi notlar [Ιστορικά υπομνήματα] papiruse yazıldığı için günümüze kadar gelememiştir ama 17 kitaptan oluşan Coğrafya [Γεωγραφικά] adlı eseri bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. 

Değişik yayınevleri tarafından Türkçe tercümeleri yapılan Coğrafya'nın 2. kitap XIII. bölümde tüm Ayvalık adaları, Hektor Adaları veya Hekatonnesos olarak anılmakta ve sayılarının yaklaşık yirmi küçük ada olduğu yazılmaktadır. Bu arada Timosthenes'den bahsetmekte ve onun da bu adaları kırk tane olarak saydığını belirtmektedir. Strabon'un bu eserinde yazdığı bir diğer veri ise, bu adaların birinde MÖ I. yüzyılda bir Apollon Tapınağı'nın bulunduğudur (abç). 

Coğrafya'nın ilgili bölümleri şöyledir:
“... XIII.2.5. Asya ile Lesbos arasındaki boğazda yaklaşık yirmi küçük ada vardır. Timosthenes'e göre bunlar kırk tanedir.  Bunlara Hekatonnesos denir. (abç.) Birleşik bir isim olan Peloponnesos'ta olduğu gibi, (n) harfi bu tür bileşik kelimelerde iki kere tekrarlanmaktadır; Myonnėsos, Prokonnėsos ve Halonnesos'ta olduğu gibi. Hekatonnesos, Apollōnnesos'a karşılıktır; çünkü, Hekatos Apollon'dan başkası değildir ve bütün bu yörede, Tenesos'a kadar ister Simintheia'lı, ister Killa'lı, ister Grynia'lı, isterse daha başka bir lâkapla olsun Apollon özel olarak, aşırı derecede kutsanan bir tanrıdır. Bu adaların yanında, içinde aynı isimde bir kent bulunan Pordosēlēnē vardır. Bu kentin önünde, daha büyük olan, aynı isimde fakat iskân edilmemiş ve içinde Apollon'a ait bir tapınak bulunan bir ada vardır. (abç.) ...”
(Strabon,2000:157-158)

07. Gaius Plinus (Yaşlı Plinius) 23[?] – 79 yılları arasında yaşamış doğa bilimci, felsefeci, asker ve yazar idi. Vezüv Yanardağı'nın patlaması sırasında ailesini kurtarırken Stabiae kentinde öldü. On cilt ve otuz yedi kitaptan oluşan kapsamlı Doğa tarihi adlı eseri, günümüze ulaşan en büyük eserlerden biridir. Eserin ikinci cilt beşinci kitabındaki XXXI. Asya'dan önceki adalar, Pamfilya Denizi; Rodos, Samus ve Sakız Adası“ adlı bölümde bu bölge anlatmaktadır. 

Gainus'un eserini Philemon Holland'ın Pliny's natural history of thirty-seven books adlı eserinin 2. cildinden yaptım (Holland,1848).

Bu bölümde büyük olasılıkla Ayvalık Adaları'ndan söz edilmekte ve şöyle denilmektedir:
"... Kıtaya en yakın olduğu noktadan sekiz buçuk mil uzaklıktadır. Yakınındaki adalar, Saudalion ve beş Leucæ. Bunlardan Cydonea'da sıcak su kaynağı bulunmaktadır. (abç.) Argenussæ dört mil uzaklıkta bulunmaktadır. Sonra Phellusa ve Pedua. Hellespont'un dışında, Sigean kıyısının karşısında, bazen Leucophrys, Phoenice ve Lyrnessos olarak da adlandırılan Tenedus Adası bulunur. Lesbos'tan elli altı mil, Sigeum'dan ise on iki buçuk mil uzaklıktadır. ..."
(Holland,1848:94)

08. Claudius Aelianus, 175 - 235 yılları arasında yaşamış Hellen diliyle eserler yazan Romalı retorik öğretmeni ve yazar idi. En tanınmış eseri 17 kitaptan oluşan Hayvanların doğası üzerine [Περὶ ζῴων ἰδιότητος]'dir. Eser etik değerler veren öykülerden oluşmakta idi. Hayvanların doğası üzerine'nin 2. kitap 6. başlıkta, bir yunus ile evlat edinilen bir çocuktan bahsedilir. Anlatı Poroselene'de geçer. 

Bu eseri, A.F. Schölfield çevirisi ile basılan Aelian on the characteristics - of animals books I-V adlı eserden okudum (Aelian,1959).

Aelianus'un eserindeki bölüm şöyledir:
“... 2.6. Yunusların müziğe olan sevgisi ve doğaya olan düşkünlüğü sürekli [işlenen] bir temadır; Korint'in Porovel halkıyla (Midilliler de buna dahildir), hem de İos sakinleri için.[Tüm] Midillililer, Methymnalı Arion'un [bu] hikayesini anlatırlar; İos'ta o yakışıkli çocuk ve yüzme arkadaşıyla neler yaşandığını anlatıyor.

Bizanslı Leonidas adında bir kişi, Aeolis'in yanından geçerken Poroselene [b] adlı kasabada, limanda yaşayan ve kasaba sakinlerine sanki kişisel dostlarıymış gibi davranan uysal bir yunus balığı gördüğünü anlatır. (abç.) Ayrıca, yaşlı bir çiftin bu evlatlık çocuğu en cazip yemlerle beslediğini belirtiyor. Dahası, yaşlı çiftin yunusla birlikte büyütülen bir oğlu vardı ve çift, yunusa ve kendi oğullarına bakıyordu ve bir şekilde birlikte büyütülmeleri sayesinde, çocuk ve balık yavaş yavaş, farkında olmadan birbirlerini sevmeye başladılar ve sıkça tekrarlanan ifadede belirtildiği gibi, 'söz konusu kişiler tarafından son derece saygılı bir karşılıklı sevgi geliştirildi.' Böylece Yunus, Poroselene'i kendi vatanı gibi sevdi ve limanı kendi evi kadar çok sevdi (abç.); dahası, kendisine bakanların onu beslemek için harcadıkları parayı da geri ödedi. Ve bunu işte böyle yaptı. Tamamen büyüdüğünde elden beslenmeye ihtiyacı kalmadı, artık daha uzaklara yüzerdi ve denizde av ararken avlarının bir kısmını kendine saklar, geri kalanını ise akrabalarına getirirdi. Bunun farkındaydılar ve hatta onun getirdiği hediyeyi beklemekten memnuniyet duydular. Bu bir kazançtı; diğeri ise şöyleydi: Oğlana olduğu gibi Yunus'a da üvey anne babası bir isim verdiler ve çocuk, [yunus ile] ortak yetiştirilmesinden kaynaklanan cesaretle denize doğru uzanan bir noktaya çıkarak bu ismi söyler ve söylerken [de] hoş sözler kullanırdı. Yunus [çağrıldığını duyunca], ister kürekli bir gemiyle yarışıyor olsun, ister bölgedeki diğer tüm balıkları küçümseyerek dalışlar ve sıçramalar yapıyor olsun, ister açlıktan sinirlice avlanıyor olsun, her zaman hızla yüzeye çıkar, tıpkı ilerlerken büyük bir dalga yaratan bir gemi gibi, sevdiğine yaklaşır ve onun yanında neşelenir, oynardı; bir an çocuğun yanından geçerken, bir an ona meydan okuyor ve hatta en sevdiğini kendisiyle yarışmaya teşvik ediyordu. Daha da şaşırtıcı olanı ise, bazen birinciliği reddedip ikinci sırada yüzerdi; sanki yenilmekten memnunmuş gibiydi.

Bu olaylar her yere duyuldu ve oraya gidenler bunları şehrin gösterebileceği muhteşem manzaralar arasında saydı; yaşlılar ve gençler için ise bir gelir kaynağıydı.
---
[b] Poroselene, ada ve kasaba[dır], Hekatonnesi'nin en büyüğü[dür]. Lesbos ve Küçük Asya arasında yer almaktadır. ...“
(Aelian,1959:93,95,97).

09. VI. yüzyılda yaşadığı sanılan ve hakkında hiçbir ayrıntı bilinmeyen Dilbilimci Hierokles [Ιεροκλής ο γραμματικός], Bizanslı coğrafyacı ve yazar idi. Doğu Roma İmparatorluğu'nun altmış dört eyaletini ve dokuz yüz on iki şehrini listeleyen Synecdemus [Συνέκδημος] adlı eseri, 535 yılından önce yazdığı sanılmaktadır. "Klavuz, rehber, yol arkadaşı" gibi anlamlar içeren bu eser, Doğu Roma İmparatorluğu’na bağlı olan eyaletlerin ve kentlerin bir listesidir. Eserin, idari görevlerini yerine getirmek üzere imparatorluk topraklarında seyahat eden devlet görevlileri için bir rehber olarak hazırlandığı belirtilmektedir (Türk,2025:18).

Hieroclis'in yazdıklarını, Augutus Burchardt'ın yayına hazırladığı Hieroclis Synecdemus adlı eserden okudum (Hierokles,1893).

Ayvalık adaları Proselene [Πδοσεληνη] olarak anılmaktaydı ve Asya Diosezi (Dioecesis Asiana)'ne bağlı Adalar Eyaleti (Provincia Insularum) sınırları içindeydi. Rodos, eyaletin başkentiydi. Eyaletin valisi, bir praeses [4] rütbesine sahip olurdu. Dilbilimci Hierokles'in Synecdemus'una göre, eyalet yirmi şehri kapsıyordu. Bu yerleşmeler şöyle idi (hkk: ilk sayılar sayfa ve ikinci sayılar satır numaralarıdır):
"... 685. 7. kt. Adalar Eyaleti, bir valinin yönetimi altındaki, şehirler vb.
686. 1. Rodos, 2. Kos, 3. Samos, 4. Chios, 5. Mytilene, 6. Methymna, 7. Petelos, 8. Tenedos, 9. Proselene (abç.), 10. Andros, 11. Tenos, 12. Naxos, 13. Paros,
687. 1. Siphnos, 2. Melos, 3. Ios, 4. Thera, 5. Amorgos, 6. Astypalaia. ..."(Hierokles,1893:28-29)

10. Bizanslı Stefanos [Στέφανος Βυζάντιος], V. yüzyıl sonlarında Konstantinopolis (İstanbul)'te doğan Bizanslı tarihçi, coğrafyacı, matematikçi, astronom ve dilbilimci ve yazar idi. Yaklaşık 530 yılında, 3.600 maddeden oluşan ve antik dünyada o gün yaşayan halkların, dağların, su kütlelerinin ve yerlerin adlarını belgeleyen Ethnika [Εθνικά] adlı önemli bir coğrafya sözlüğü yayımladı. Çalışmanın az sayıda parçası günümüze ulaştı.

Eseri Agustus Meinekii tarafından yayınlanan Stephani Byzantii ethnicorvm quae svpersvnt adlı çevirisinden okudum (Meinekii,1849).

Eserinde Ayvalık Adaları için şöyle yazar:
"... Pordoselene, Lesbos yakınlarında bir ada olup, aynı adı taşıyan bir şehre de sahiptir (abç.); ancak bazıları, bu kötü şöhretli ismi reddederek buraya Poroselene adını vermişlerdir. ..."
(Meinekii,1849:533)

11. Joseph Pitton de Tournefort 1656 yılında, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Doktor ve doğa bilimcisi olarak ün salan de Tournefort botanik üzerine kitaplar yayınladı. Ayrıca elli bin cilte yakın kitaptan oluşan bir kitaplık oluşturdu. Yerel kıyafetler, silahlar, mineraller ve deniz kabuklarından oluşan koleksiyonlar oluşturdu. 28 Aralık 1708 günü topladığı koleksiyonların tasnifini ve kitabının hazırlıklarını tamamlayamadan, evinden botanik bahçesine doğru giderken geçirdiği bir araba kazası sonucu öldü. Ölümünden sonra 1717 yılında, 3 cilt olarak Paris'te basılan Relation d'un voyage du Levant fait par ordre du roy eserinin ikinci cildinde Ayvalık Adaları hakkında bilgi verilmektedir. Kitap 2005 yılında Stefanos Yerasimos'un bir çalışması olarak Kitap Yayınevi tarafından özetlenerek basıldı (de Tournefort,2013). Eserin birinci kitabını Ali Berktay, ikinci kitabını ise Teoman Tunçdoğan Türkçeye çevirdi.

de Tournefort'un eserini Relation d'un voyage du Levant fait par ordre du roy t.2 adlı kitabından yaptım (de Tournefort,1717). Kontrolünü ise Tournefort seyahatnamesi - Ege adaları c.1'den yaptım (de Tournefort,2013).

Büyük olasılıkla Ayvalık Adaları'ndan Mosconisi olarak bahsedilen eserin ilgili bölümünün çevirisi şöyledir:
... MEKTUP IX
Scio, Metelin, Tenedos, Nikaria Adaları'nın açıklaması.
...
Strabon ve Plinius'a göre, Lesbos'den anakaraya uzanan kanal yedi buçuk mil [yaklaşık 13,89 km] uzunluğundadır: Antik Phocée şehrinin kıyısı boyunca uzanan Mosconisi adalarının bulunduğu bulunduğu giriş kısmında daha geniştir. Bu şehrin sakinlerinin bir kısmı, Pers egemenliğini kabul edemeyerek Marsilya'yı inşa etmek için Provence kıyılarına gitmiştir. ... 
(de Tournefort,1717:86-87)

12. Edmund Chishull, 1670[71] – 1733 yılları arasında yaşamış Birleşik Krallık uyruklu din adamı, koleksiyocu ve yazar idi. 1747 yılında tuttuğu günlüğü Travels in Turkey and back to England adıyla Londra'da yayımladı. Eser, 1993 yılında Bağlam Yayınevi tarafından, Bahattin Orhon çevrisi ile ve 2025 yılında Dorlion Yayınları tarafından Türkçe olarak da yayımlandı (Chishull,1993;Chishull,2025). Chishull, 29-30 Mart 1701 günlerinde Kral William Kadırgası'nın güvertesinden Musconisia ve Aoil hakkında bazı bilgiler yazmıştır.

Papaz Edmund Chishull'un eserini Travels in Turkey and back to England'dan çevirdim (Chishull,1747). Bu eser Türkçe olarak Bağlam Yayıncılık tarafından Türkiye gezisi ve İngiltere'ye dönüş (Chishull,1993) ve Dorlion Yayınları tarafından Türkiye'ye seyahat  ve İngiltere'ye dönüş adı altında yayımlandı (Chishull,2025). 

Eserin ilgili bölümlerinin okuması şöyledir:
... Akşam yaklaşırken, Hermus nehrinin akıntısının oluşturduğu kum tepesi ile bu tepe arasına demirledik.

28 Mart
Bu sabah erkenden yelken açtık, az ya da hiç rüzgâr yoktu, gün boyunca akşama kadar sakin devam etti; rüzgâr sertleşip bütün gece bize destek olmaya başladığında, anakara Aiolia ile Midilli Adası arasında ilerledik ve Cuma Koyu'nu, yani şimdi Sotaléa [?] olarak adlandırılan yeri sağ tarafımızda bıraktık.

29 Mart
Bu sabah, ters ve çok hafif bir fırtınayla, ada ile anakara arasında dönerek, Midilli [1] limanının, şehrinin ve kalesinin güzel manzarasını izledik; anakara, hafif bir tepenin yamacında yumuşakça bir inişle düzleşerek, geniş ve iyi surlarla çevrili gibi görünüyor. Adanın aynı kıyıları, ekilebilir ve otlaklarla dolu birçok hoş ve büyük köyle ve derinlerinde geyiklerle dolu olduğu söylenen geniş ormanla kaplıdır. Bugün, eskiden Arginusae [2] olarak bilinen ve Aeolia kıtası ile Midilli adası arasında yer alan Musconisia adalarından daha ileriye gidemedik. Bu nedenle, öğle vakti, İda veya Adramiye Körfezi'nin ağzının karşısında, bir tarafta Kana ve diğer tarafta Lecton'un iki burnuyla oluşturulmuş ve İda Dağı'nın karlı ve yüksek zirvesiyle Troas kıtasına (bölgenin tamamına böyle de denebilir) doğru uzanan bir noktada demirledik.

30 Mart
Bu sabah, saat dört civarında esen rüzgârla Midilli Adası ile Aiolia anakarası arasında ilerliyoruz. Daralan boğaz, ada tarafında eskiden Sigrium olarak adlandırılan Siguri Burnu ve anakara tarafında [ise] eskiden Lecton olarak adlandırılan Babá Burnu'ndan oluşuyor. Öğleye doğru bu ikinci burnu dönmeye ve böylece İmroz ve Tenedos [Bozcaada]'yı görmeye başlıyoruz. Lemnos, sakin bir havada Tenedos ile Truva kıyıları arasında ilerlerken birkaç saat sonra kendini keşfettiriyor. O sırada, diğer tarafında yuvarlak ve yüksek Athos'un zirvesi bulunan Lemnos'un alçak arazisi bize hoş bir manzara sunuyor.
---
[1] Midilli, Lesbos'un Pompey'e söylediği şu sözlerle daha da dikkat çekici hale gelince, buraya eklendi:
Fac, Magne, locum, quem cuncta revisant
Saecula, quem veniens hospes Romanus adoret. Lucan. Lib. Viii. ℣. 114.
[2] Bkz. Strab. Lib. xiii. pag. 615. ...
(Chishull,1747:32-35)

13. Richard Pococke, 1704 – 1765 yılları arasında yaşamış, Birleşik Krallık uyruklu din adamı, gezgin ve yazar idi. Pococke, 1741 ile 1743 yılları arasında: Kıbrıs, Girit, Psara, Midilli, Bozcaada, Limnos, Samos ve Patmos adaları ile İzmir, Ayvalık, Efes, Muğla, Denizli, Pamukkale, Ankara, Truva, Kocaeli, Bolu, Bursa, İstanbul, Selânik ve Atina'yı gezdi. Bu seyahatler daha sonra iki cilt halinde A description of the East and some other countries adıyla yayımlandı (Pococke,1743 ve Pococke,1745). 

XVIII. yüzyıl için oldukça değerli olan bu bilgileri, daha önce bu yerleri yazanlar ile de kıyaslıyarak, çok değerli bir zaman farkı kavramı ile okurunu başbaşa bırakıyordu. Pococke eserinin ikinci cildindeki Midilli Adası bölümünde Ayvalık ve yakın çevresine değinir ve Strabon'un ile kendi coğrafi gözlemlerini kıyaslar. Bu bir iki satırlık değinmesinde, önemli iki bilgiyi de vermektedir. Bunlardan ilki, bizim bugün Büyük Maden Adası olarak andığımız ada ile Alibey Adası arasında “eski bir köprünün izleri” olduğunu duyduğunu ve burada “bir kasaba ve Apollo'ya adanmış bir tapınak” olduğunu yazar.

Bilindiği gibi kimi tarihlerde, birbirine çok yakın olan Büyük Maden Adası ile Alibey Adası arası yürüyerek geçilmektedir [5]

Diğer bilgi ise; bugün Ayvalık Adaları olarak adlandırdığımız adalara, XVIII. yüzyılda adı değişse de Hecatonnesi Adaları dendiği yazılmaktadır. Bugün Alibey Adası olarak andığımız adanın adı ise Musconisi'dir [6].

Pococke Ayvalık Adaları hakkındaki gözlemlerini şöyle yazmıştır:
... YUNAN ADALARI.
 BÖLÜM IV.
 Eski adıyla Lesbus olan Mytilene adası.
 ... Ægirus [7] köyün bu civarda olduğunu ve bu koydan Pyrrha [8] koyuna kadar olan kısmın, Strabon'nun yirmi stadyum [9] genişliğinde dediği, ancak çok daha geniş gibi görünen adanın en dar kısmı olduğunu tahmin ettim; bu burnun karşısında, günümüzde Musconisi, eskiden ise Hecatonnesi yani Apollon adaları olarak adlandırılan çok sayıda adanın bulunduğu Adramyttium Körfezi'nin en derin kısmı yer almaktadır; Hecatus da Apollon'un isimlerinden biridir: Bazıları yirmi, bazıları kırk tane olduğunu söyler; bunlardan biri, diğerlerinden farklı olarak Musconisi olarak adlandırılır ve üzerinde bir Yunan kasabası vardır ve [burası] belki de Strabon'nun Pordoselena adası olabilir; diğerlerinin hepsi şimdi ıssızdır; ancak Musconisi yakınlarındaki adalarının birini, eskiden çobanların otlatmak amacıyla kullanıldığı ve burasına eski bir köprünün izleri olduğu bilgisi bana iletildi. Bu, Strabon'nun Pordoselena adası kasabasından önce bahsettiği ada olabilir; çünkü o zamanlar orada aynı isimde terk edilmiş bir kasaba ve Apollo'ya adanmış bir tapınak vardı. ...
(Pococke,1745:17)

14. Auguste de Choiseul-Gouffier, 1752 – 1817 yılları arasında yaşamış Fransız Hellen uzmanı ve diplomat idi. Yazar eserini, Voyage pittoresque de la Grece adıyla büyük boy üç cilt halinde yayınladı. Eserin 1782 yılında yapılan ilk baskısının önsözü ve içerikleri, Hellensever bir duygular ile yazılmıştı. Resmin ve haritaların çok sık kullanılması nedeniyle okur tarafından sevildi ve 1822 yılına kadar çok sayıda baskıları yapıldı. 1842 yılında ise son kez basılan eser, Voyage pittoresque dans l'Empire ottoman, en Grèce, dans la Troade, les îles de l'Archipel et sur les côtes de l'Asie-Mineure adıyla yayımlandı. 1782 yılında basılan ilk cildinde Ayvalık ve Agiasma (Altınova) yer almaktadır. II. cilt I. bölüm (ikinci cilt) 1809 tarihinde çıkmıştır. Bazı kaynaklar, bu cildin 1824 yılında  yayımlandığını yazsa da bu bilgi yanlıştır. Cilt Smyrne (İzmir) ile başlar ve Troas (Truva) ile biter. Attéa (Altınova), Mosco (Alibey Adası) ve Kidonia (Ayvalık) bu ciltte detaylı olarak ele alınmıştır. Son cilt ise yazarın ölümü sonrasında 1822 yılında çıkartılmıştır ve yazarın İstanbul'a gelişi ile tamamlanır. 

İlgili bölümü, Voyage pittoresque de la Grece ikinci cildinden çevirdim (de Choiseul-Gouffier,1809).

Eserin ilgili bölümü şöyledir:
“ ... 
VIII. LEVHA
... Hafif bir rüzgarla [ve] yelken açarak devam ederken, doğal bir iskele oluşturan bir kum setinin önünden geçtim: demirleme yeri sağlayan küçük koyda, gemiler bu verimli kıyılarda toplanan ve yerlilerin eski Attéa olan Agiasma Keui'ye getirdiği yağları yüklemeye geliyor. Çok geçmeden Hekatonnesi adalarının ortasına girdik ve bu adaların en büyüğünün üzerinde kurulmuş kasabanın karşısına demirledik. Günümüzde buraya Megalo-Mosco-Nisi, yani büyük Mosco adası deniyor [1]. Eski zamanlarda buraya Pordo-Selene veya Poro-Selene denirdi; aynı adı taşıyan küçük bir kasaba içeriyordu; muhtemelen Herodot'un Hecatonnesi'de bahsettiği Aeiol kasabasıdır. Ptolémée, bu isimde bir şehrin Asya kıyısında olduğunu belirtir: [şehir Asya] kıyısına o kadar yakın ki, bu çok küçük bir hata olurdu. Ayrıca, adanın o zamanlar kıtanın bir parçası olması ve henüz bu noktadan ayrılmamış olması da mümkündür; bu da iki sahil arasındaki sular için yalnızca zayıf bir geçit bırakır.

Poro-Sélène şehrinden sadece birkaç sikke kalmıştır ve bunlar bile yakın zamanda keşfedilmiştir. Bunlardan biri, Bay Cousinery tarafından bir araya getirilen kıymetli koleksiyonun bir parçasıdır. Strabon'a [2] göre, bu adanın yakınında, üzerinde bir şehrin ve Apollo tapınağının kalıntılarının görülebildiği, daha da büyük bir ada daha vardı: [bu ada] şimdi GhiaourKeui (Gavurköy ?) yakınlarında biriken kumlarla Asya kıyılarına bağlanmıştır. Hécatonnesi adalarının sayısı otuz ikidir. Eskiler, bu adaları böyle adlandırarak, sayıca çok olduklarını [söyleyen] belirsiz bir ifadeyle, "Yüz Ada" olarak mı belirtmeyi amaçlamışlardır? Yoksa Strabon ve Etienne de Bysance [Bizanslı Stephanus] gibi, bu ismi Apollo kültü ve onun en yaygın lakabı olan, ἕκατος, ἑκατηβόλος, oklarını uzağa fırlatan mı varsaymalıyız?

Biraz daha kuzeyde ve aynı körfezin kıyısında, günümüzde Kidonia olarak bilinen Héraclée şehri vardı. Eski sakinlerinin bile pek bilmediği ve varlığı uzun zamandır unutulmuş olan bu küçük kasaba, son yıllarda yeni sakinlerinin çalışkanlığı ve Kara-Osman ailesinin koruması sayesinde yeniden doğdu. Kidonia, ülkenin mutluluğu için büyümeye devam edecek; 

---
[1] Bu adalara, muhtemelen burada avlanan çok sayıda polip nedeniyle bu modern isim verilmiştir; bunların büyük çoğunluğu Yunanca'da Mosk-Octapoda, yani misk polipleri olarak adlandırılan türdendir, çünkü kokuları miske bir şekilde benzemektedir. Bu kıyılarda yakalanan balıkların muazzam bolluğuna rağmen, bu polipler yeniyor; kalamar gibi tuzlanıp kurutuluyor ve büyük miktarda ihraç ediliyor.

[2] Strab. Lib. XII, p.619, ..."
(de Choiseul-Gouffier,1809:73-74)

15. Francis Vyvyan Jago Arundell, 1780 –1846 yılları arasında yaşamış Birleşik Krallık uyruklu antikacı, Anglikan din adamı ve gezgin idi. Arundell İzmir'deki  Levant Şirketi 'ne papazı oldu ve burada on dört yıl kaldı. İzmir'de yaşarken antika koleksiyonu yaptı. Bolca geziler yaptı ve bu gezilerde tuttuğu notları, 1834 yılında Discoveries in Asia Minor adlı 2 ciltlik eserinde yayımladı. Yazar, 8 Haziran 1834 günü Midilli Adası'na gitmek üzere yola çıkar ve Mosconisi yakınlarından geçer. İlgili bölüm şöyledir:
"...  MİDİLLİ'YE GİDİŞ.
8 Haziran salı- Bu gece, her türlü süpürme, yıkama ve silkeleme önlemine rağmen, her zamankinden daha huzursuzduk; pireler "endüstriyel" olmaktan öte bir şeydi ve bizi yok etmeye kararlı görünüyorlardı. Onları; düzeni ve iyi ilkeleri yeniden kurma kaygısını kıskanan Ayvalık'daki soğuk Türklerin huzursuz ruhları olduğunu hayal edebiliyordum. Kaptan bizi erken çağırdı, Yunanlılar gibi bizi Midilli'ye götürmek için yirmi kuruş ya da İzmir'e gidersek yüz kuruş gibi çok kesin şartlar teklif etti. Rüzgârın şiddetinden ve kiremitler, pamuk torbaları vb. ile dolu geminin küçüklüğünden dolayı biraz tereddüt etsek de yola çıktık.

MUSCONISI.
Tam bir saat boyunca diğer yolcuları ve onların teskerelerini [yol izinlerini] ya da pamuk çuvallarının izinlerini bekledikten sonra, saat dokuz buçuk civarında yelken açtık. Türk ve Rumlardan oluşan karışık bir kafileydik. Saat onda güçlü ama hafif bir esintiyle Musconisi Adası'na giden geçidi geçtik ve bu sırada, solda yıkıntılarla çevrili alçak bir bina olan, İzmir'deki Sancak Kalesi'ne benzeyen, kare şeklinde bir manastır, sağda ise Musconisi kasabasının oluşturduğu dar geçitteydik. Antik adı Poroselene olan yerleşme, bir tepenin üstü boyunca güzelce inşa edilmiş yüzlerce evden oluşur; bunların çoğu, Ayvalık gibi bir harabe yığını halinde idi ve üzerinde çok sayıda kule benzeri yapılar bulunuyordu. Gemideki antikacılar bunun antik Helen dönemi olduğunu ve yaklaşık on dört ay önce bir depremle kısmen yıkıldığını söylediler. Kasabanın çevresindeki ülke hâlâ zeytinlik bölgesiydi.

Şimdi, her iki tarafta suya çakılan kazıkların oluşturduğu, hem balıklar için bir bent görevi gören, hem de geçidi işaretlemeye yarayan dar bir açıklıktan geçtik; su her iki tarafta da çok sığdı. O kadar dardı ki, yanından geçerken küçük teknemizin kenarları çizildi. ..."
(Arundell,1834:328-329).

16. Karl [Ludwig Johannes] Baedeker, 1801 – 1859 yılları arasında yaşamış, turistler için kitaplar yayımlayan Baedeker adlı şirketin sahibi olan Alman yayımcı ve matbaacı idi. 1830 yılından itibaren Baedeker Gezi Kitapları serisini yayımlanmaya başladı. Bu kitaplardaki amaçı, gezginin rehber dışında herhangi bir yerde bilgi arama zorunluluğundan kurtarmaktı. Rehberler; rotalar, ulaşım ve konaklama olanakları, restoranlar, verilecek bahşiş miktarı, görülecek yerler gibi bilgileri içeriyordu. Şirket ayrıca yerel gazete Essendische Zeitung'u da yayınlamaya başladı. Yayımladığı gezi kitaplarına 1905 yılında Türkiye'yi de ekledi. Konstantinopolis (İstanbul) ve Küçük Asya (Anadolu) [Konstantinopel und Kleinasien] adıyla yayımlanan bu kitabın birinci baskısının 186-189 sayfaları arasında yer alan; 14. von Konstantinopel nach Smyrna adlı rotada, Moshonisi yerini aldı:
“... Rota 14. Konstantinopolis'ten İzmir'e.
... Gemi güney-güney yönünde ilerliyor. Solda Moschonis (Hekatonnesoi) adalar grubu, sağda Korákas (838 m), kuzey burnu ve daha ileride, tekdüze, seyrek bitki örtüsüne sahip Lesbo'nun doğu kıyıları görünüyor. Sonunda Mytilene kalesi beliriyor. Mytilene'ye uğramak isteyen gemiler, kalenin bulunduğu yarımadayı dolaşıp küçük limanın önünde demir atıyorlar. ..."
(Baedeker,1905:188).

17. Vital [Casimir] Cuinet, 1833 – 1896 yılları arasında yaşamış Fransız coğrafyacı, haritacı ve oryantalist idi. 1881 yılında Muharrem Kararnamesi’yle [10], Osmanlı’nın dış borçlarının tahsili için kurulan Düyun-u Umumi’nin [11] genel sekreterliğine getirildi. Osmanlı vilayetlerindeki memlihalar, tütün müskiratı, ipek ve maden ocakları gibi işletmelerinin teftişiyle görevlendirildi. Bu görevleri sırasında, 1881-1892 yılları arasında Trabzon’dan başlayarak; Erzurum, Van, Ankara, Bitlis, Adana, Halep, Musul, Bağdat, Basra, Sivas, Diyarbakır, Konya, Harput, İzmir ve Bursa vilayetlerini  ve önemli kazaları dolaştı. Bu gezilerinde elde ettiği bilgileri tablolaştırdı ve raporladı. 

Cuinet bu araştırmalarını 1890-1895 yılları arasında, La Turquie d'Asie, géographie administrative: statistique, descriptive et raisonnée de chaque province de l'Asie mineure adlı dört ciltlik bir eserde yayımladı. Çalışmaları "neredeyse on iki yıllık inatçı ve titiz bir uğraş gerektirecek kadar zor bir araştırma" idi (Cuinet,1890:vii). Eser çok başarılı bulundu ve II.Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi. 

Eserin 1.cilt sayfa 472-474 sayfaları Mosconisi üzerinedir. O yıllarda Mosconisi, Cezairi Bahri Sefid Vilayetini oluşturan dört sancaktan biri olan Midilli [Mételin] Sancağına bağlı bir kaza idi. Bu ciltteki ilgili bölüm şöyledir:
"... Tuzlalar.
Takımadalar vilayetinde altı tuzla bulunmaktadır:
1. Fezléké; 2. Midilli adasında Kalonia; 3. Yunda (Mosconissi) adasında Hadji-Apostol; 4. Lemnos; 5. İmbros ve 6. Rodos; son üçü aynı adanın adıdır.
...
Hacı-Apostol tuzlası, Mosconissi Kaza'sının (Ayvalık'ın karşısındaki küçük bir takımada) adalarından birinde yer almaktadır. Çıkarma yöntemi, tuz miktarı, yıllık üretim miktarı ve maliyet fiyatları, Fezléké tuzlalarıyla hemen hemen aynıdır [12].”
(Cuinet,1892:364)

"... MİDİLLİ SANCAĞI VE ADA
... Nüfus.
Adada bulunan Mételin, Molivo ve Plomari kazalarının sakinleri ile Ayvalık yakınlarındaki bir adacık grubu olan Yunda (Mosconissi) kazasındakiler de dahil olmak üzere Midilli Sancağı'nın nüfusu 107.283'tür ve [bu nüfus] şu şekildedir:

..."
(Cuinet,1892:364)

"... MOSCONISSI KAZASI
Yerleşim.
Türkçe "Yunda" olarak adlandırılan Mosconissi kazası, Hécatonissi (yüz ada) olarak da adlandırılan bir grup adadan oluşur. Midilli adasının 10 deniz mili doğusunda yer almaktadır; bu grubun ana adacığı neredeyse Asya kıtasında bulunan Ayvalık şehrine dokunur.

İklim. 
Bu adaların iklimi, her bakımdan komşu kıtanın iklimine benzer, çok sağlıklı ve ılımandır. Bitki örtüsü kuvvetli, yemyeşil ve bu adacık grubunu belirtmek için hakim olan Mosconissi “misk adaları” adı, bu hayranlık uyandıran ve çiçekli bitki örtüsünü ifade eder.

Yönetim.
Mosconissi, Midilli sancağı Kaymakam'ının ikametgahıdır [ve] Mutassaraf'ın doğrudan kontrolü altındadır.

Nüfus.
Nüfusu 5.500 kişidir, [dağılımı] aşağıdaki gibidir:
Müslüman              80
Rum-Ortodoks  5.470
                        ----------
TOPLAM         5.500 [dizgi hatası: 5.550]

Okullar.
Bu kazada [toplam] 350 öğrencisi olan 2 Rum okulu vardır, şöyle ki:
       Erkekler 150 
Kızlar 200
                     ----------
TOPLAM 350

Öğretimi oldukça iptidai olan bu iki okul, topluluktan çokça bağış toplayan Rum Kilisesi tarafından korunur.
Kiliseler.
Mosconissi'de 5 Rum kilisesi vardır.

Ulaşım.
Mosconissi ve Cromidonissi [13] adacıklarının sakinleri Ayvalık'a ulaşmak için, büyük bir tekneden oluşan ve istedikleri zaman bu iki noktadan birine veya diğerine çekilen çok ilkel bir salla bağlantı kurarlar. Duruma göre [bu teknenin] pruvasına veya kıç tarafına halatla bağlanan tanklar da vardır. Bu noktaya Peramátaria [14] adı [da] verilir. 20 dakikadan az olmayan [bir sürede] bu küçük [yeri] geçtikten sonra, Cromidonissi adacığının sonundan anakaraya doğru uzanan 470 metrelik bir köprü bulunur ve bu [köprüyü] kullanarak 20 dakika sonra Ayvalık şehrinin kuzey girişine varılır.

Doğal ürünler.
Bu küçük adacık grubunda, çok az miktarda tahıl ve şarap üretilir, [bu üretim] yerel tüketimi ancak karşılar. Orada şarap ihracatı çok azdır. Başlıca endüstrileri, yağ ve sabun imalatıdır; ama sakinler her şeyden önce orada çok bol olan balıkçılıkla uğraşırlar; [ayrıca] 200 varil civarında ticari değeri oldukça yüksek eğreltiotu [polypode] toplanır.

Ticaret.
Anlaşıldığı kadarıyla, Mosconissi ticareti çok kapsamlı değildir; ancak zeytinyağı ve eğreltiotu [polypode] ihracatı görece olarak oldukça önemlidir.

Tuzlalar.
Bu kazada iki tuzla vardır.

Sanayi kuruluşları.
Sanayi kuruluşları şunlardır: 7 eski sistem yağ değirmeni, 6 sabun fabrikası ve 5 yel değirmeni.

Mahkemeler.
Mosconissi'de, hukuki, cezai veya ticari tüm konulara bakan bir [adet] ilk derece mahkeme [bulunur].

Deniz ulaşımı.
Yunda (Mosconissi) adası'nın 1/13 Mart 1889'dan 28 Şubat 1890'a kadar deniz hareketi şöyledir:
Toplamda 28.443 ton ağırlığındaki 2.233 gemi. ...
(Cuinet,1892:472-474)

18. Şerafettin Mağmûmî [Eşref Fevzi], 1869 – 1927 yılları arasında yaşamış sonradan Mısır tabiyetine geçmiş, Osmanlı doktor, siyasetçi, gazateci ve yazarı idi. Ayvalık'ta en uzun süre kalan Türk yazarıdır. 1909 yılında bu görevi sırasında tuttuğu notları Seyahat hatıraları adıyla Kahire'de bastı (Şerafettin,1909). Kitap birçok defa çevrildi ve basıldı (Şerafettin,2002;Şerafettin,2008;Şerafettin,2010 ve Şerafettin,2023). 

Dr. Şerafettin Bey, Gülhane Mekteb-i Tıbbiyye-i Askeriyyesi’nden 1894 yılında tabip yüzbaşı olarak mezun olduktan sonra Haydarpaşa Hastanesi’nde göreve başlar. Ve hemen hemen o tarihlerde zirveye ulaşan "kolera salgını" nedeniyle kurulan sağlık heyetinde görevlendirilir. Bu görevin son üç haftasını Ayvalık'ta geçirir. 24 Aralık 1894 ile 11 Ocak 1895 tarihleri arasında geçen o üç haftaya dair seyahat notları aracılığı ile de bizler, şehrin yaklaşık 150 yıl önceki "gündelik hayatı" hakkında bilgi sahibi olmaktayız.

Doktor, manzarasını çok beğendiği Ayvalık'ta "gezmek ve hava almak için" özel bir yer aramayı gerek görmez. Şehri bizlere şöyle anlatır:
"... Zihin açmak için deniz kenarına inip gazinoların deniz üstüne çıkıntılı yazlıklarına çıkmak yeterlidir. Boğazları eğri bir yönde olduğundan görülemeyen geniş havuzun, havuzu sınırlayan kırmızı adalar ile ortada beyaz bir kitle oluşturan "Cunda" kasabasının, tepelerinde manastırlar bulunan yarımadaların, batıya doğru ve yılankavi yönde uzayan körfezin oluşturduğu canlı tablolar görmekle doyulacak, bıkılacak şeyler değildir. Ya da kentin arkasındaki tepelerin üstüne çıkıp bir çizgiye sonlanmış ve kanallarıyla çırpınıp duran yeldeğirmenlerinin dibinde durulsa ufuk çemberi ve görüş açısı genişlediğinden seyredenin gözü Ayvalık'ın üstünden atlayıp girişinde mini mini bir adacık bulunan Cunda'nın batı boğazından geçerek görkemli bir dağ gibi görünen Midilli'ye uzanır. Doğuya doğru bakan Edremit körfezini ve tepesi beyaz örtüsü ile örtülmüş Baba sıradağlarını görür. Denize arkasını çevirip durursa göz alabildiğine zeytinlik deryası (görür). ..." (Şerafettin,2002:146). 

Mağmumi, "(y)ılbaşının ikinci pazartesi günü öğleden sonra(sında)" büyük olasılıkla 7 Ocak 1895 günü Cunda Adası'na gezmeye karar verir. Kendisine refakat eden ve Ayvalık'ta uzun süredir bulunan "hükumet memurları" İzzet ve Zühtü Efendilerle birlikte deniz yoluyla adaya geçerler. Yazar gezilerini şöyle anlatır:
"... Yılbaşının ikinci pazartesi günü öğleden sonra İzzet ve Zühtü Efendilerle birlikte "Perme" denilen balıkçı alamanalarına benzeyen kayığa binerek Ayvalık'ın karşısında ve bir buçuk mil uzunluğundaki Cunda adasına gittik. Cunda adasıyla yanındaki yarımada arasında bir boğaz olup vapur buradan Ayvalık'ın doğal limanına girmekte ve çıkmaktadır. Cunda kasabası boğazın başlangıcında kumlu olup batıya bakan bir yamaç üstündedir. Bin beş yüzden fazla hanesi, sanat eseri ve süslü kiliseleri, Ayvalık'a oranla geniş sokakları vardır. "Cunda" eskiden Ayvalık'ın bir bucağı iken sonra Akdeniz Adalan ilinin Midilli Mutasarrıflığına katılarak ilçe haline getirilmiş olup ahalisinin zeytinlikleri hep Ayvalık tarafındadır.

Vapurların geçtiği boğaz eskiden ancak küçük kayıkların geçebilecekleri kadar sığ iken son zamanlarda yapılan çalışmalarla derinleştirilip iki yakalı fenerler ve fenerler arasına sabit şamandıralar konulmuştur ve şimdi en büyük gemiler bu iki hat arasından kolayca geçmektedirler.

Kasabayı tamamiyle dolaşıp arkadaşlarımın bir iki dostuna yeni yıl kutlamasını yapmalarından sonra harap bir yeldeğirmeni bulunan yüksek bir tepeciğe tırmanarak çıktık. Gözlerimizin önünde görünen tablo güzelliğin ve doğa mükemmelliğinin bir örneği idi. Kudret (Tanrı) güzellik vermekte buraya çok eli açık davranmıştı. Bu noktadan "Cunda" adasının sahilleri çepeçevre görülmekte olup doğudan başlayarak, olduğumuz noktada bir kere dönünce yani gözümüzle ufuk dairesini dolaşınca Edremit körfezini, boş insansız adaları, sayılamayacak kadar çok boğaz, körfez ve limanları, Cunda'nın karadan ayrıldığı su geçidini, Midilli Adası'nı ve boş adaları, ayağımızın altında Cunda kasabası ile güneşten akan nurdan elmas gibi parlayan batı boğazını, boğazın girişindeki mini mini Manastır adacığını, batıya doğru uzayan eğri büğrü körfezi martı kadar küçük görülen beyaz yelkenli kayıkları, Ayvalık kasabasını kuş bakışıyla gözledik. Harap değirmen kulesinin etrafında birçok kez dönerek bu panoramayı tekrar tekrar seyreyledik. Güneş al bulut saçaklarıyla donanmış olarak guruba gömülmek üzereydi ki kayığa binip Cunda'dan hareket ettik. Arkadaşlar yarım yıldır Ayvalık'ta oturdukları halde kürekle yarım saat uzaklıktaki bu Cunda adasına gitmemişler. Bugün benim özendirmemle ziyaret ettikleri için mutlu olduklarını söylüyorlardı. ..." (Şerafettin,2002:146-148)

Ertesi gün yeniden Cunda'ya gitmeye karar verirler. Ancak doktor bu kez kara yoluyla gitmek ister ve arkadaşları da kabul eder. Bu sayede, Ayvalık'tan Cunda'ya kara yolu ile gidişin detaylarını öğreniyoruz:
"... Ayvalıktan yürüyerek hareketle doğuya doğru gidip doğal limanı doğudan sınırlayan birkaç yüz metre boyundaki boğazdan geçtik. Bu boğaz adeta deniz içine yapılmış bir kaldırımdan ibaret olup eni üç dört metredir ve deniz yüzünden yüksekliği bir metredir. Üstü taşla döşenmiştir. Burayı geçerek bir yarımadaya vardık. Bu yarımada ile Cunda adası arasında gayet dar ve işaret sütunları olan bir boğazcık vardı. Buradan ancak küçük deniz tekneleri geçebiliyor.

Bir yakadan öteki yakaya uzatılmış halat aracılığıyla geçen bir sal kömür yüklü develeri taşıyarak hareket etmek üzereydi. Onar para ücretle biz de girip bir kenara iliştik. Üç dakikada çekilerek Cunda adasına vardı. Biraz dinlenerek Cunda kasabasının doğanın oluşturduğu tepeciğine çıktık. O ulu görüntüyü ses çıkarmadan bir kez daha seyrettim. Kasabayı da dolaşıp karadan geri gelmeye ne vücudumuz ne de zamanımız elverdiğinden dünkü gibi kayıkla döndük. ..." (Şerafettin,2002:148)

DEVAM EDECEK...
---
DİPNOTLAR
[1] Periplus [περίπλους] antik çağdan kalma, deniz yolculuklarına kılavuzluk yapmak amaçlı yazılmış seyir defteridir. Antik çağda gelişme gösteren peripluslara Orta Çağ'da portolan haritası denilmiştir.

[2] Polimat, hezârfen, “bin”+“ilim” anlamına gelmektedir. Çok farklı disiplinde derin bilgiye sahip olan kişi demektir.

[3] Eratosthenes MÖ 276 - MÖ 194 yılları arasında yaşamış Hellen matematikçi, coğrafyacı, astronom ve filozof idi. Geography sözcüğünü kullanan ilk kişidir ve coğrafya biliminin temellerini atmıştır. Ayrıca enlem ve boylam sistemini icat etmiş ve Dünya'nın çevresini doğrulukla hesaplamıştır. Bunun yanında Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığını tam olarak hesaplamış ve 29 Şubat'ı kullanarak takvimde ortaya çıkan uyum problemini ortadan kaldırmıştır. İlk Dünya haritasını çizmiştir. Ayrıca Eratosthenes, Truva'nın fethinden Büyük İskender'e kadar yaşanan tüm olayları saptamak için çalışmalar yapmıştır.

[4] Praeses, Latince "önde oturmak" veya "başta olmak" anlamına gelen, kökeni antik döneme uzanan bir unvan idi. MS 400 civarında Roma İmparatorluğunda toplam 70 praesides bulunmaktaydı. Bu kişiler hem yargılama hem de yönetimde söz sahibi olabiliyorlardı. Genellikle imparator tarafından atanırlardı. Özellikle IV. ve V. yüzyıllarda artan askeri ve mali krizler nedeniyle praeseslerin stratejik önemi daha da artmıştır.

[5] Ahmet Yorulmaz'ın yazdığı ve on baskı yapan Ayvalık'ı gezerken kitabının her baskısında ve bir dönem Ayvalık Belediyesi'nin yayımladığı Ayda bir Ayvalık dergisinin ..... sayısında bu bilgi verilmektedir. Ayrıca Hasan Sercan Sağlam'ın bu adalar hakkındaki çalışmaları da okunmalıdır.

[6] Ayvalık'ın 1881-1922 arası yıllarını, “Şark ticret yıllıkları” yaprakları üzerinden derlerken, Midilli Adası'na bağlı adaya Mosco-Nissi, buradaki köye de Mosco dendiğini yazmıştım (Köksal,2022).

[7] Ægirus [Αἴγειρος] Antik Lesbos'un kuzeyinde bulunan bir kasabasıydı. Günümüzde Aegeirus (Kabaklı), Midilli Adası'nın yakınlarında olduğu düşünülmektedir.

[8] Pyrrha [Πύρρα] Antik Lesbos'un batısında bulunan körfezin kenarında bulunan bir kasabasıydı. Yaşlı Plinus, Pyrrha'nın “denizin altında kaldığını” yazar (Piliny,1855:487-488).

[9] Yaklaşık 3.643,60 mt.

[10] Muharrem kararnamesi, Osmanlı Devletinin ödeyemediği iç ve dış borçlarını düzenlemek amacıyla, alacaklıların talepleri doğrultusunda II.Abdülhamid döneminde, 15 Ekim 1881 [28 Muharrem 1299] tarihinde açıklanan mali kararlardır.

[11] Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi. Osmanlı İmparatorluğu, Kırım Savaşı sırasında oluşan savaş maliyetlerini karşılamak için 1854 yılından itibaren başladığı dış borçlanma sürecinde oluşan büyük borçlarını ödeyemez hale gelince, 1880 yılında, alacaklı ülkeler borçların tasfiyesi için bu kurumu oluşturdular.

[12] Cuinet'in bu eserinde, Midilli'deki Fezléké tuzlası ile Mosconisi'deki Hacı-Apostol tuzlasının “hemen hemen aynı” olduğuna değinir. Fezléké tuzlası 1890 yılında, yaklaşık 150.000 metrekare büyüklüğünde 23 havuzdan oluşuyormuş. Buradaki tuz, “... mayıs ayının başından 15 temmuza kadar ...” oluşuyormuş. Buradan yaklaşık 2.000.000 kilogram tuz üretiliyormuş. Bunun maliyeti ise 1.000 kilogram başına yaklaşık 16 para imiş. Verilen dipnota göre o yıllarda 1 para yaklaşık yarım centime eşit imiş. Fransız para birimi olan centime, frankın yüzde biri değerinde idi. (Cuinet,1890:364-365)

[13] Cromidonissi [Κρομμύδονησι] günümüzde Lale (Dolap, Soğan) Adası olarak adlandırılmaktadır.

[14] Péramatária [Περαματάρια] günümüzde Dolap Boğazı olarak adlandırılmaktadır.

---
KAYNAKÇA

Aelian, -. (1959).
Aelian on the characteristics - of animals books I-V c.I, (çev.) A.F. Schölfield, Massachusetts: Harvard University Press.

Aristoteles, -. (2018).
Aristoteles hayvanların hareketleri üzerine : bütün yapıtları – 1 (2.b), (çev.) Furkan Akderin, İstanbul: SAY Yayınları.

Arslan, M. (2012).
Pseudo-Skylaks: periplous, 2(1), 239-257, Antalya: Phaselis Ak.Ü. Edebiyat Fakültesi Akdeniz İnsani Bilimler Dergisi.

Arslan, M. (2016).
Pseudo-Skylaks, seyrüsefer, -(2), 246-307, Antalya: Libri Kitap Tanıtımı, Eleştiri ve Çeviri Dergisi.

Arundell, F.V.J. (1834).
Discoveries in Asia Minor v.2., Londra: Ordinary to this Majesty.

Ayvalık Miras (2025).
son erişim tarihi: 29 Ağustos 2025.,

Baedeker, K. (1905).
Konstantinopel und das Westliche Kleinasien, Lipzig: Karl Baedeker Yayımevi.

Chishull, E. (1747).
Travels in Turkey and back to England, Londra: W.Bowyer.

Chishull, E. (1993).
Türkiye gezisi ve İngiltere'ye dönüş, İstanbul: Bağlam Yayıncılık.

Chishull, E. (2025).
Türkiye'ye seyahat  ve İngiltere'ye dönüş, İstanbul: Dorlion Yayınları.

Cuinet, V. (1892).
La Turquie d'Asie, géographie administrative: statistique, descriptive et raisonnée de chaque province de l'Asie mineure, t.1, Paris: Angers. 

de Choiseul-Gouffier, A. (1809).
Voyage pittoresque de la Grece, t.2, Paris: J.-J. Blaise & Tilliard.

de Tournefort, J. (1717).
Relation d'un voyage du Levant fait par ordre du roy t.2, Lyon: Anisson ve Posuet. 

de Tournefort, J. (2013).
Tournefort seyahatnamesi - Ege adaları c.1 (4.b), (çev.) Ali Berktay, İstanbul: Kitap Yayınevi.

Diodorus, -. (1700)
The historical library of Diodorus the Scillian, Londra: Edw. John

Erol, A. (2022).
Eskiçağ’da Ayvalık: Pordosilene / Por(d)oselene – Nasos, (yay. haz.) Berrin Akın Akbüber, 258-279, Ayvalık: Ayvalık Belediyesi.

Herodotos, -. (1904).
The histories of Herodotus, (çev.) Henry Gary, New York: D. Appleton 1904 and Company

Herodotos, -. (2012).
Tarih (8.b), (çev.) Müntekim Ökmen, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Hierokles, -. (1893).
Hieroclis Synecdemus, (yay. haz.) Augutus Burchardt, Leipzig: B. G. Teubneri Matbaası.

Holland, P. (1848).
Pliny's natural history of thirty-seven books c.2, Londra: George Barclay.

Kılıç, Y. ve Göçer, Y. (2016).
Tavuk Adası antik rıhtım alanı, -(2), 297-310, Antalya: Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Akdeniz İnsani Bilimler Dergisi.

Köksal, H.K. (2022).
Şark ticaret yıllıklarındaki bilgiler ışığında Ayvalık ve yakın çevresi (1881-1922), 151-187, Ayvalık tarihi üzerine : akademik çalışmalar seçkisi, (yay.haz.) Berrin Akın Akbüber, Ayvalık: Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları.

Meinekii, A. (1849).
Stephani Byzantii ethnicorvm quae svpersvnt, Berlin: G. Reimeri Matbaası.

Piliny, -. (1855).
The natural history of Pliny v1, Londra: Henry G. Bohn.

Pococke, R. (1743).
A description of the East and some other countries v.1, Londra: [yay. y.].

Pococke, R. (1745).
A description of the East and some other countries v.2, Londra: [yay. y.].

Scylax, -. (1639).
Periplus Scylacis Caryandensis, cum tralatione, & castigationibus Isaaci Vossii. Accedit anonymi Periplus ponti euxini, è bibliotheca Claudii Salmasii, cum ejusdem Is. Vossii versione, ac notis (yay. haz.) Isaac Vossius, Amsterdam: apud Ioh. ve Cornel. Blayev.

Senan, E., (8 Mart 2009).
son erişim tarihi: 25 Ağustos 2025.

Shipley, G. (2022).
The periplous of Pseudo-Skylax: an interim translation, ?: ancientportsantiques.com.

Strabon, -. (2000).
Antik Anadolu coğrafyası (Geographika: XII-XIII-XIV) (4.b), (çev.) Adnan Pekman, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Şerafettin, (1909).
Seyahat hatıraları (1.b) Kahire: [yayl.y.].

Şerafettin, (2002).
Bir Osmanlı doktoru'nun anıları : yüzyıl önce Anadolu ve Suriye (Ed.) Cahit Kayra. (2.b) İstanbul: Büke Yayınları.

Şerafettin, (2008).
Yüzyıl önce Anadolu ve Suriye (Ed.) Cahit Kayra. İstanbul: Boyut Yayınları.

Şerafettin, (2010).
Anadolu ve Suriye'de seyahat hatıraları (Ed.) Nazım Hikmet Polat. İstanbul: Cedit Neşriyat.

Şerafettin, (2023).
Bir Osmanlı doktorunun Anadolu ve Suriye seyahat hatıraları 1908, İstanbul: Dorlion Yayınları.
 
Thompson, D.W. (1910).
Historia animalium, the works of Aristotle, v.IV, (yay. haz.) William David Ross ve John Alexander Smith, Londra: The University Of Oxford.

Türk, M. (2025).
Hierokles listesinde Anadolu eparkhiaları ve kentleri, 17(1), 15-31, İstanbul : History Studies International Journal of History.