![]() |
| (resim-01) Profiti Ilia Manastırı arazisi. (kaynak: hepsiemlak.com) |
Ne yalan söyleyeyim; "Ayvalık Adaları Manastırları" konusunda yazmanın ve sonunda "bir rota" önermenin, diğer bloglarım kadar kolay olacağını sanıyordum.
Zor oldu çünkü;
Yıllardır Ayvalık'taki arkadaşlarıma söyler dururum: "Ayvalık konusunda doğru dürüst araştırma yapmak istiyorsak (elbette mübadele öncesi dönemler için), Ortodoks ilahiyatı konusunda uzman olan kişilerle çalışmalıyız!" diye. Bu konuda sanırım herkesin bir bilgisi vardı ve o nedenle önerim karşılık bulmadı. Bunun üzerine bir süredir "Ortodoks ilahiyatı" hakkında okuyorum. Neyse... Benim gibi bilmeyen ve yeni öğrenen okurlar için "hap biçimine" getirdiğim bazı Ortodoks dinsel terimleri bu blogumda okuyabilirsiniz. Bilenler ise, "çok az" diye başlayan bu bölümleri rahatlıkla atlayabilirler.
Ardından, bizim Aynaroz dediğimiz Athos Dağı [Αγίου Όρους] ve oradaki manastırlar ile "Ayvalık arasındaki alakayı" göstermek meselesi vardı. Yine arkadaşlarım bilir yıllardır "kısık sesimle" bu konuyu da ileri sürüyordum ama karşılık bulamıyordum. Artık ve "çok şükür ki" bu konuda çalışanlar var. Ayvalık ve adalarındaki manastırların "inşa edilme" süreçlerini anlamak için, Athos Dağı Manastır'ları ile Ayvalık arasındaki "bağ/bağlantı/ilişki"yi (veya belki de "rastlantı"yı) bulmak için araştırma yapanlar var. Bu konuda bilgisi olan okur da rahatlıkla bu bölümü atlayabilir.
Bu blog dizisindeki amacım: Ayvalık Adaları'nda; Draku'ya göre yedi, Karaiskaki'ye göre sekiz ve Niğdelioğlu'na göre ise dokuz tane olan manastır binaları için bloglar yazmak ve becerebilirsem "gezi rotası-deneme" belirlemek olacaktır (Draku,1888;Draku,1895; Karaiskaki,1973;Niğdelioğlu,2000) (harita-01).
![]() |
| (harita-01) Niğdelioğlu'na göre Ayvalık Adaları'ndaki 9 manastırı gösteren harita (ölçeksiz) (kaynak: Niğdelioğlu,2000:23 | harita: HKK,2026). |
LEJANT
1. Profiti Ilia Manastırı,2. Agios Dimitrios Manastırı,3. Evangelitria Manastırı,4. Agios Ioannis o Prodromos Manastırı (Tavuk Adası),5. Panagias Tis Lekai Manastırı,6. Taksiyarhis Çamlı Manastırı,7. Agios Geórgios Manastırı (Güvercin Adası),8. Agios Dimitrios Ta Salina Manastırı,9. Agion Apostolon Manastırı.
Bir de "kaynakça" ve bunun kullanımı üzerine bir şeyler yazmalıyım... Bu blogda, okuduğum ve çok fazla şey öğrendiğim tüm eserleri "yazıda kullanılsın veya kullanılmasın" kaynakçada belirttim. Buradaki bir amacım okurun detaylı bilgi almasına yardımcı olmak idi ama bir diğer amacım ise, bu kaynakları bir araya getirmekti. Bir de tüm kaynakçayı bu "1 numaralı" blogumda verdiğimi okura hatırlatırım.
Dostluk ve Saygılarımla,
01. "çok az" bölümleri
"çok az" HIRİSTİYANLIK ÜZERİNE
Filistin’de doğan İsa, yaklaşık otuz yaşlarında Peygamber (Mesih) olduğunu ilan ederek bunu duyurmaya başladı ve kendi yanlılarını yani “Mesih yanlıları”nı Hristiyan (Christian > Χριστιανός) sözcüğü ile andı. Daha sonra bildiğiniz gibi, Romalılar tarafından çarmıha gerilmek suretiyle öldürüldü. Bunun üzerine, on iki elçisi (havari) ve ardından görevlendirilen yetmiş müridi bu mesajı, yani İsa'nın peygamberliği mesajını en ücra noktalara kadar taşıdılar. İsa’nın ilkelerini sistemleştirerek Hıristiyanlık dinin öğretileri haline getiren kişi de Aziz Pavlus’tur. Bugün Hıristiyanlığa ait tüm fikirlerin, Pavlus'un fikirleri olduğunu söyleyebiliriz.Hıristiyanlık, 313 yılında Roma İmparatorluğu topraklarında serbest bırakıldı. Din içinde geliştirilen bir çok kuram, yaklaşık bin yıl boyunca tartışıldı. En son 16 Temmuz 1054 tarihinde, Kardinal Humbert'in başkanlığında Roma'dan gelen bir heyetin, İstanbul Aya Sofya Kilisesi'nde Patrik Cerularius ve arkadaşlarını aforoz eden bir karar alması ile "Batı" ve "Doğu" kiliseleri arasındaki ayrılık artık kesinleşti. Zaman içinde bu iki kiliseyi birleştirmek için çabalar verilse de, XV. yüzyıldan itibaren “evrensel” anlamına gelen “Katolik” ve “gerçek imanı koruyan” anlamınada gelen "Ortodoks” sözcükleri ile Hıristiyanlık iki ayrı düşünce sistemine bölündü. XVI. yüzyılda ise "Protestan"lığın doğması ile Hıristiyanlık bugünkü halini aldı.
"çok az" HIRİSTİYAN DİN ADAMLARI ÜZERİNEHıristiyanlık, İsa’nın anadili olan Aramca'nın alt lehcesi olan Süryanice'den oldukça etkilenmiştir. Ortadoğu Hristiyanlığı terminolojisi araştırırken Süryaniceden çok yararlanılmaktadır. Bu anlamda ilk olarak kullanılan "ruhban" sözcüğü, kiliselerde görev yapan tüm görevlileri: "ilahi okuyucularını", "manastır keşişlerini", "ruhani meclis üyelerini" ve "patriği" içeren, kilise hiyerarşisi içinde bulunan tüm din adamlarını ifade etmektedir.Doğu Hıristiyanlığında bu ruhbanlar: diakos [διάκονος], papaz [ἱερεύς] ve episkopos [ἐπίσκοπος] olarak adlandırılırlar. Bir tür ilahi okuyucusu olan ve önem sıralamasında diakostan sonra gelen altdiakos [υποδιάκονος] da kilise hizmetlilerinden sayılır.
Diakos, ruhban sınıfın ilk basamağıdır ve kilisede ayinler sırasında kutsal kitap okumak gibi ikinci derecede hizmetlerle ilgilidir. Kiliseye girdikten sonra evlenebilirler, eşleri ölürse tekrar evlenebilirler. Şayet evlenmezlerse manastırlara keşiş olarak kabul edilebilirler ve ruhbanlığın üst makamlarına hatta patriklik makamına kadar yükselebilirler.
Papazlar piskoposların altında yer alan bir statüye sahiptir ve piskoposlar yetkilerini devrettiği konularda dini görevleri yerine getirirler. Süryanicede papaz kelimesi, "manastırda münzevi bir hayat süren keşiş" anlamında değildir.
Episkopos ise Helenceden gelmiş bir sözcüktür, "yukarıdan izleyen, gözeten" [epi+spokos] anlamlarına gelmektedir. Bazı Hristiyan kiliselerinde, birkaç cemaatten oluşan bir bölgenin başpapazı olan, fetva verme yetkisine sahip üst kademeden din adamıdır.Görevleri ve sorumlulukları Katolik kiliseleri ile aynı olan bir ruhban grup daha vardır. Bunlar "evlenme" durumlarına göre iki gruba ayrlılır. Evli din adamlarının oluşturduğu gruba "Beyaz Ruhbanlar", bekârların oluşturduğu gruba ise "Kara Ruhbanlar" grubu adı verilir. Geleneksel olarak günlük hayatta giyindikleri cübbelerin rengi bu ismi almalarına neden olmuştur.Kiliselerde aktif olarak cemaate hizmet eden yerel papazlar ve diyakozlar "beyaz ruhbanlar" veya "evli din adamları" adını alırlar. Ancak 28-30 yaşları arasında evlenmiş olmaları gerekir. Evli oldukları için de kilise hiyerarşisinde piskopos, metropolit veya patrik gibi yüksek makamlara seçilemezler.
"Siyah ruhbanlar" ise Hristiyanlıkta evlenmeleri kesinlikle yasak olan ve bir manastır hayatı yaşayan keşişlerden oluşan grubu ifade eder. Bunlar hayatlarını tamamen Tanrı'ya adamışlardır; bekar ve yoksul yaşayacakları için yemin etmişlerdir. Piskoposlar, metropolitler ve patrikler bu gruptan seçilebilir.
"çok az" HIRİSTİYAN İBADETHANELERİ ÜZERİNEHıristiyanlıkta, "İsa Mesih'in adına bir araya gelmiş inananlar topluluğu"na yani cemaate ekklesia [ἐκκλησία] adı verilir. Helenceden gelmektedir ve seküler, siyasi olarak "Antik şehir devletlerinde yurttaşların meclisi" anlamına gelmekteydi.Bilindiği gibi Hristiyanların bir ibadethane inşa etmeler yaklaşık 80 yılından sonra oldu. İlk dönemlerde Hıristiyanlar, sinagoglara giderek ibadet ediyorlardı ve Yahudilerin onları dışlamalarından sonra kendilerine ait mekânlarda ibadet etmeye başlamışlardı.
İslam kaynaklarında Hristiyan ibadethanelerini ifade etmek için: "... “kenise, bîa, deyr, umr, kalâye, savmea” gibi ifadeler kullanılmıştır. ... Bununla birlikte, zamanla yerleşim yerlerinde inşa edilmiş mabetlerin “bîa-kenise” (kilise), yerleşim yeri dışında kalmış olanların ise “deyr” (manastır) olarak adlandırılması belirginlik kazanmıştır. ..." (Belge,2018:28).
“Manastır” sözcüğü ise Helence "tek, yalnız, biricik" anlamına gelen “monos”tan [μόνος] türetilmiştir. Manastır ise bu kelimenin Türkçeleşmiş şeklidir. Hristiyan ideallerine bağlı kalarak hayatın ibadet temelli olarak planlandığı manastırcılık tarzıdır.
"çok az" ATHOS DAĞI (Aynaroz) ÜZERİNE
Athos Dağı [Άγιον Όρος > Kutsal Dağ], Aynaroz, Halkidiki [Χαλκιδικής] yarımadasının Ege Denizi’ne doğru uzanan üç yarımadasından biridir (harita-02). Selanik [Θεσσαλονίκη] şehrinin güneydoğusunda bulunmaktadır. Bu yarımadaya Antik dönemde Aktè [Ἀκτή] denilmekteydi ve yarımadanın uç kısmındaki yüksek dağdan dolayı da bu bölge Athos denildiği sanılmaktadır. Aynaroz'un da bu addan türediği söylenmektedir.
![]() |
(harita-02) 1829 yılında çizilen Athos Dağı haritası. (kaynak: athosweblog.com). |
"... İlk çağlarda burada bir yerleşim olup olmadığı tam olarak bilinmemektedir. Helenistik dönemde ise burada yerleşim olabileceğini gösteren bazı bulgular bulunmuştur. Bizans döneminde ise burası denizden kıyıya yaklaşılması zor olan sert iklimli ve sarp kayalıklara sahip olan bu yer dünyadan uzak yaşamak isteyen keşişlerin barınma yeri haline gelmiştir. Kolovos adında bir keşiş, kuzeydeki kanalın yakınında Hierissos şehri civarında ilk teşkilatlı manastırı kurmuştur. Kısa sürede burası dini bir merkez haline gelmiş ve yarımadanın tepelerinde yer alan dağınık halde bulunan kişilerle kuzeydeki kıta toprağındaki küçük topluluklar halinde yaşayan ve tarımla uğraşan keşişleri bir araya getirmiştir.
En erken 7. yüzyıldan itibaren keşişlerin yaşadığı yer olan Athos Dağında ilk manastır yapımı 10.yüzyılda başlamıştır. Trebizondlu [Trabzonlu] Aziz Athanasios 10. yüzyılda Athos Dağındaki manastır topluluğunun ilk adımlarını atan rahip olarak bilinmektedir. Athos zamanla Doğu manastırları arasındaki en büyük merkezlerden biri olur. Aynı Sina Dağında olduğu gibi Athos dağında da manastırlar, keşişlerin olduğu köyler ev münzeviler için hücreler dağın eteğine konumlanmıştır. Athos keşişleri Sina’daki keşişlerden etkilenmiştir. ..." (Ersin,2023:104-105).
"çok az" ATHOS DAĞI VE KADINLAR ÜZERİNE
Athos Dağı’na kadınların girişinin yasaklanması, Hıristiyanlıktaki avaton [αβατον] ilkesi gereğidir. Avaton,
"... zaman zaman, özellikle imparatorluk kararnameleriyle ve çoğu zaman manastır işleyiş biçimlerini kaleme alan manastır babaları tarafından oluşturulan kararlar bütünü ile kadınlar, dişi hayvanlar, hadımlar… kısaca dişilik alameti bulunan her türlü canlının Athos yarımadasının tamamına giriş ve ikamet yasağını oluşturan çeşitli geleneksel ve yazılı yasal hükümleri içeren bir terimdir/Kuraldır. ...” (Ömer,2024:62).
Elbette avaton ilkesi öncesinde veya bu ilkeyi bozan ve yarımadaya giden kimi kadınlar olmuştu. Bunlardan ilki İsa'nın annesi Meryem'dir. Anlatıya göre:
"... Meryem tekneye binmiş ve bu yarımadaya gelmiştir, ... İsa’dan dilekte bulunmuş: 'Benim oğlum ve Tanrı’mdan bir dileğim var, bu bahçe benim olsun' [demiş] ... İsa da annesinin dileğini yerine getirmiş ve şöyle demiştir: 'Senin olsun, senden başka hiçbir kadın buraya gelmeyecek.' ..." (Metin,2010:68).
Bu anlatı dışında avaton meselesini ve kayıtlardaki olayları öğrenmek için Ömer'in tezini okumak gerekmektedir (Ömer,2024).
"çok az" ATHOS DAĞI VE AYVALIK ÜZERİNE
Athos Dağı manastırları 963 yılında yapılmağa başlandı. Ve bir çok manastır özellikle XVIII. yüzyıldan itibaren "inşaat borçları meselesi nedeniyle" kıpırdayamaz hale geldi. Ancak yaklaşık "kuş uçumu" 220 km uzaklıktaki bu kasaba ve adalarında ve özellikle Pantokrátoros Manastırı, Ayvalık ve adalarında inşa edilen bazı kilise ve manastırların sahibi oldu. Agios Nikolaos Kilisesi (Köksal,21 Haziran 2024) ve Panagia Portaitissa Kilisesi (Köksal,1 Eylül 2023) ile Ayvalıklı Ioannes Demetrakellis-Oikonomos'un yönetime gelişi bile burada bir süre kalması ve orada din eğitimi almasındandı (Köksal,2 Aralık 2014). Jowett, Christian researches in the Mediterranean from MDCCCXV to MDCCCXX in Furtherance of the Objects of the Church Missionary Society (1822) adlı eserde Gregorius'dan bahsederken Athos Dağı manastırlarını anar. Ayrıca Theophilus ile yaptığı sohbette, buradaki "inziva hayatından" söz eder (Jowett,1822:61;Köksal,18 Nisan 2018).
Athos Dağı ve Ayvalık konusunaki "bağ/bağlantı/ilişki"ye en fazla değinen Deniz Saban Ergi olmuştur. Saban Ergi doktora tezinde, Athos Dağı'nı bir başlık halinde ele almış ve ayrıca tezinin birçok yerinde de bu konuya değinmiştir (Saban Ergi,2017).
Saban Ergi tezinde şunları yazmaktadır:
"... 2.4.4. Athos Dağı (Aynoroz) ... 1784 yılından itibaren, Athos Dağı Keşişler Büyük Kurulu’nun, Ayvalık keşişlerinin de yöneticileri olmalarını gerekçe göstererek, Athoniada Okulu’ndaki öğrenciliğinden bu yana tanıdıkları Papaz İkonomos tarafından halktan toplatılan bağışların bundan sonra biriktirilmek üzere Athos keşişlerine verilmesini talep ettikleri bilinmektedir ... . Bu talebin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kesin bir veri yoksa da Athos Dağı’ndan Ayvalık’ın gelişimi için para harcandığı ve Athos’tan gelen keşişlerin Ayvalık’ta kiliseler inşa ettirdiği bilinmektedir .... Özellikle, 28 Haziran 1852’de, şehrin kuzeyinde bulunan Ayos Haralambos Kilisesi ve hastanesine bağlı bir alanda, kutsal kabul edilen bir su kaynağının, Faneromeni Ayazması’nın keşfedilmesi Athos’un harekete geçmesine sebep olmuş ve Athos Dağı’ndan Ayvalık’a para akışı başlamıştır ... . Buna göre Athos Dağı’ndaki manastırlardan Pantokrator, Dionysiou ve İviron Ayvalık’a bağışlarda bulunmuş, bu manastırlar Ayvalık’a keşişler göndererek kiliseler yaptırtmıştır. 1870 civarı inşa edildiği bilinen, fakat günümüze ulaşamayan Ayvalık Ayos Nikolaos Kilisesi, Pantokrator Manastırı keşişleri tarafından ve 1899 tarihli, günümüze de ulaşan Portaitissa Kilisesi’nin, İviron Manastırı keşişleri tarafından yaptırıldığı bilinmektedir .... Dolayısıyla Ayvalık’ın 1850’li yıllardan itibaren ticaret ile olduğu kadar dini gelişmeler vesilesiyle de zenginleşip kalkındığı anlaşılmaktadır. (abç.) Hatta Ayvalık’ta ölen ve sonrasında şehit (neo-martyr) ilan edilen Yorgos Chiopolitou’nun (Γεώργιος Χιοπολίτου) Ayvalık’ın kuzeyinde bir şapele gömüldüğü ve şehit (neo-martyr) ilan edilen bir diğer kişinin, papaz David’in de Ayvalık’ta öldüğüs öylentisi, Ayvalık’ın 1821 sonrası bir çeşit hac yerine dönüşmesine yol açmış, bu kişiler ayrıca Ayvalık’ın koruyucuları ilan edilmiştir ..." (Saban Ergi,2017:49-50).
Ayrıca Saban Ergi araştırması sırasında Heybeliada Ruhban Okulu Kütüphanesi’nde yaptığı araştırmada rahip ve ilahiyatçı Dimitrios Strati’nin [Δημήτριος Στρατή] kitabı ve makalesi ile karşılaştığını ve "... Ayvalık ile Athos Dağı arasındaki ilişkiyi, söz konusu dönemde yaşamış papazların aralarında yaptıkları yazışmalar ile destekleye[n] ..." (Saban Ergi,2017:3) açıklamalardan yararlandığını yazmaktadır (Strati,2002 ve Strati,2007).
Orijinal kitap Ayvalık'taki kütüphanemde olduğu için alıntı yapamadığım Serap Taşdemir'de Athos Dağı'na değinilmektedir (Taşdemir,2020).
Hasan Sercan Sağlam'da Athos Dağı manastırları ile Ayvalık arasındaki ilişkiye değinen makaleleri vardır.
02. PROFITI ILIA MANASTIRI
Bu blog dizisinde Niğdelioğlu'nun tez çalışması (Niğdelioğlu,2000) ile Draku'nun yayımları (Draku,1888;Draku,1895.a;Draku,1895.b) bir tür "belirleyici" olmuştur. Karaiskaki'nin kitabı ise (Karaiskaki,1973) daha kütüphaneme gelmediği için, Niğdelioğlu'nun tercümeleri kadar bir yer işgal etmektedir. Elbette Ahmet Yorulmaz'ın eseri de (Yorulmaz,2011) bu çalışmada yer almaktadır.
Niğdelioğlu bugün yerinde bulunmayan bu manastırın "lokasyonunu" şöyle yapar:
".. köprünün [Lale Adası'nı Alibey Adası'na bağlayan köprü] güney yönünde bulunan küçük koy ile Nasos'lulardan kalma küçük hisar arasında tarihi Nasos Beldesi kalıntıları üzerine kurulmuştu[r] ..." (Niğdelioğlu,2000:145).
Draku eserinde daha fazla bilgi verir ve Profiti Ilia Manastırı'ndan şöyle baseder:
"...
PROFITI ILIASNasiotanlar'ın [Alibey Adası'nda yaşayan halkın, Adalıların] ıssız şehrinin tenha tepesinde, Dolapi bölgesinde [Dolap Boğazı > Δολάπι], klasik dönemde Nasiotanların akropolü olan Thesbitos Helios [Tişbe'li İlyas > Θεσβίτου Ηλιού] manastırı günümüze kadar ulaşmıştır. Şehir ile akropol arasındaki mesafe iki antik stadyum [1] uzunluğunu geçmemekte olup, burada amfitiyatro benzeri bir tiyatro bulunmaktaydı. (abç.) Bununla birlikte, akropol içinde, antik adını koruyarak Helios'a dönüştürülen başka bir Asklepios veya Apollon ve Helios tapınağının da kurulmuş olması mümkündür.
Bu manastırın kurucusu, 1766 yılında varlıklı bir hemşehrimiz olan Antonios'tur. (abç.) O dönemde, peygamber ikonasında görüldüğü gibi, [manastırı yöneten] başrahip Basil veya Benedict [idi], başrahibi ise manastırın ana girişine dikilen bir levhada gördüğüm üzere Moschonisli Gabriel'di. (abç.) Yapıyı ikinci onaran, 1795'te başrahip olarak atanan ve tüm atalarından kalma topraklarını bu yapı için bağışlayan (abç.) yerel rahip Paisios Proupides [Παίσιος Προυπίδης] olduğu düşünülmektedir. Proupides, yirmi yıl içinde yirmi beş bin grosia [2] harcayarak yapıyı onardı ve yapının uzunluğu 64, genişliği ise 53 adımdır (abç.) [3]. Ancak, [1821 olayları] birlikte [tapınak binası] yıkıldı ve [yerine yapılan bina] o zamandan beri tarihsel bir öneme sahip oldu; çünkü Moskonisyalılar, ... eylemlerine başlangıç noktası olarak bu konumu seçtiler; bu konuyu özel bir çalışmada ele alacağım. ... Söz konusu keşiş daha sonra bu manastırı inşa etmedi, ancak ömrü boyunca manastıra baktı ve mülklerin gelirlerinin hazineye aktarılmasını sağladı; o zamanki baş rahip ise onu mutlu etmek için kodekste manastırı yeniden inşa ettiğini yazdı, ancak İzmirli Paisios bunu yanlış bilgi olarak reddediyor. Bu başrahip kibirli ve kutsal olan şeylere söverdi ve Kallinian bölgesinde manastırı kurdu çünkü Kydonya'daki zengin Hacı Athanasios Hacı Georgios ailesinin (abç.) lütfuna ve sevgisine sahipti; onların malikanesinde manevi bir kişi olarak yetiştirilmiş ve ayda bir kez tövbe edenleri ziyaret ederdi. Burada yetmiş üç yıl boyunca kusursuz bir sağlıkla başrahip olarak görev yaptı ve 1868'de [öldü ve] oraya gömüldü. O zamanlar, çoğu o dönemin olaylarını ve şehrimizle ilgili olan resmi belgeler bulunurdu ve o zamanki piskopos, hiçbir gerekçe aranmaması için bunların yakılmasını onayladı; bu eylemle Apolloniadi [Ἀπολλωνιάδι] [4] havzasındaki iki şehrin tarihinin büyük bir kısmı kayboldu (abç.).
[1830'un] ilk günlerinden bugüne kadar, söz konusu manastır harabe halindedir; duvarları yarı yıkılmış durumdadır, ancak içeride birkaç bakımsız oda olmasına karşın kilise sağlamdır -Tropaiophoros manastırı [Agios Georgios manastırının içindeki kilise] gibi, kubbesi hasar görmemiş ve sağlamdır- 18. yüzyıldan kalma değerli ikonaları da günümüze kadar korunmuştur. Ayrıca Aziz Barbara, Eleftherios, Chiopolitolu George, Kraliçe Theodora, Tryphon ve Polydorus'un kalıntıları da bulunmaktadır. Dikkat çekici olan şudur ki, 1802'de Mitylene'de şehit edilen kutsal şehit Luka da burada inzivaya çekilmiş ve Sakızlı Nikeforos'un Leimogarion'una göre, şehitliğinden önce cennet hayatının nimetlerini almak için koruyucusu Besarion ile birlikte zaman zaman Athos'tan buraya gelmiştir.İlgili metin, yukarıda adı geçen Paisios ve rahip Christos dışında pek çok başrahipten bahsetmemektedir; 1879'da ... Christos, şehirde rahip olarak görev yaptığı için bu görevi yürütmektedir ayrıca mülklerden elde edilen geliri alıp, mümkün olduğunca onlarla ilgilenmektedir. Ayrıca bu manastırdan çok uzak olmayan bir yerde, Orta Çağ'dan kalma bir Evangelistria manastırı bulunmuştur (abç.); bu da daha eski olduğu için tercih edildiği fikrini ortadan kaldırmaktadır. ..." (Darku,1985.b:86-88).
Draku özetle burada şunları yazmaktadır;
Manastır binasının Dolap Boğazı'nda ve bugün bulumayan Thesbitos Helios tapınağının üzerinde olduğunu,
Burada amfitiyatro benzeri bir tiyatro yapısının bulunduğunu,
Manastırın 1766 yılında varlıklı Antonios tarafından kurulduğunu,
Manastırı Basil veya Benedict adlı bir papazın yönettiğini,
O zamanki başrahibin ise Moschonisli Gabriel olduğunu,
1795 yılında "yapının" yenden onarıldığını ve onaranın "tüm atalarından kalma topraklarını bu yapı için bağışlayan" rahip Paisios Proupides olduğunu,
Yapının 20 yıl boyunca 25.000 grosian harcanarak onarıldığını,
Manastırın yaklaşık 34.45 x 41.60 metre boyutlarında olduğunu,
Manastır binasının 1821 olayları sırasında yıkıldığını,
Yapılan yeni binanın, Moskonisyalılar tarafından "eylemlerinin başlangıç noktası olarak" kabul edildiğini,
Manastıra parasal desteğin ise Ayvalıklı zengin Hacı Athanasios Hacı Georgios ailesi tarafından yaptığını
yazmaktadır.
Manastırın yaklaşık 1928 yılına kadar ayakta olduğundan bahseden Niğdelioğlu, yıkıma kadar gelinen süreci şöyle aktarır:
"... 1928 tarihinde manastırın harap fakat yine de ayakta olduğu söylenmektedir. Fakat o tarihten sonra, boğazda bir yakadan diğer yakaya çalıştırılan salın çalışanları kışın damlarında ısı[t]mak için manastırın ahşap elemanlarını yavaş yavaş götürmüşlerdir.
Manastırın duvarları 1970'li yıllara kadar yerinde kalmış fakat o tarihten sonra onlar da yavaş yavaş başka yerlerde kullanılmak üzere götürülmüştür. Fakat manastırın bulunduğu yer gezildiğinde oradaki yapının zamanında var olduğunu kanıtlayacak taşlar mevcuttur. ..." (Niğdelioğlu,2000:145).
Draku'nun yazdığına göre yaklaşık 1895 yılında "harabe durumuna karşın kullanılan" manastır binası, Niğdelioğlu tarafından yapılan sorgulamara göre yaklaşık 1928 yılına kadar hala ayaktaydı. Hatta 1970'li yıllarda "taş duvarlar" hala yerinde idi.
Profiti Ilia Manastırı hakkında son sözü Yorulmaz'a bırakamalıyım:
"... 7.Profit İlias Manastırı (İlyas Peygamber):
Köprünün Cunda'ya gidiş yönünde, 200 metre sonra, deniz tarfında... Temel kalıntılarından az bir şey duruyor. ..." (Yorulmaz,2011:171)
NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?
Her Manastır binasına ait bilgileri aktardıktan sonra, oraya ulaşım bilgilerini de verdim. Bunun için "yaya" ve "araba" gibi "bisikletle ulaşım" bilgisini vermek iştiyordum ama bu konuda başarılı olamadım. Aşağıdaki harita bu geziler boyunca Ayvalık-Lale Adası bağlantı yolundan başlayacak ve bina yerinde veya varsayımsal bina yerinde bitecektir. Yine haritada "mesafe" ve "süre" bilgileri olcaktır. Bu bilgileri "hafta içi sabah saatlerinde google haritalardan" aldım.
![]() |
| (harita-03) Profiti Ilia Manastırı ulaşım haritası (ölçeksiz). yaya olarak: 2 km, 27 dakika araba ile : 2 km, 3 dakika (kaynak: google haritalar | harita: HKK,2026) |
---
DİPNOT
[1] Antik stadium, değişken bir uzunluk ölçüsü idi. 180 ila 192 metre arasında değişmekte idi. Burada, aralarında yaklaşık 270 - 300 metre olduğu düşünülebilir.
[2] Eski bir gümüş para (Türkçede kuruş olarak da bilinir), Osmanlı lirasının bir alt birimiydi (1/100 lira veya 40 paraya eşitti). Halk dilinde para anlamında da kullanılır.
[3] Eski bir uzunluk birimidir. Bir adım yaklaşık 70 - 80 cm olarak kabul edilir. Burada yaklaşık 34.45 x 41.60 mt olduğu hesablnabilir.
[4] Blogumun konusu değil ama "Ἀπολλωνιάδι", Apollonia meselesi araştırılmalıdır. İnternette kısa süre içinde yaptığım araştırmada, Antik dünyada bu ismi taşıyan çok sayıda şehir ve yerleşim birimi bulunduğundan söz edilmekte ve bize en yakın yer olarak da Uluabat Gölü'nden bahsedilektedir.
Devam edecek...
---
KAYNAKÇA (tüm blog dizisi boyunca)
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
son eişim tarihi: 20 Ekim 2026.
Adalar Deniz kılavuzu : Enez'den Marmaris Burnuna kadar, (yay.haz.) Mustafa Pultar, İstanbul: Denizler Kitabevi.
19. yüzyıl Osmanlı taşra idaresinde Aynaroz manastırları, (Tez no. 503604) [Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi].
Μικρασιαναι πραγματειαι ιστορικαι και τοπογραφικαι τ.1, Atina: (yay. y.).
Μικρασιαναι πραγματειαι ιστορικαι και τοπογραφικαι τ.1, Atina: (yay. y.).
Μικρασιαναι πραγματειαι ιστορικαι και τοπογραφικαι τ.2, Atina: (yay. y.).
Bir dinî mimari örneği: Ayvalık Aziz Georgios Manastır mevcut durumu ve koruma önerileri, 89-112, (yay.haz.) Serap Alper ve Hüseyin Murat Özgen, Colloquium Mysium I, Mysia ve çevre kültürleri, Balıkesir: Balıkesir Büyükşehir Belediyesi.
Bizans betimlemelerinde kutsal dağlar ve kökeni, (Tez no. 848028) [Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi].
Ayvalık'ta sosyal ve siyasi hayat (1940-1950) (Tez No. 446954) [Yüksek lisans tezi, Celal Bayar Üniversitesi].
Jowett, W. (1822).
Christian researches in the Mediterranean from MDCCCXV to MDCCCXX in Furtherance of the Objects of the Church Missionary Society, Londra: L.B. Seely!J. Hatchard & Son.
Μοσχονήσια. Το γεμάτο γοητεία μικροσκοπικό Αρχιπέλαγος της Αιολίδας. Η πατρίδα μου. Atina.
Beni okumadan geçmeyiniz : sonuna kadar ve dikkatle okuyunuz. Zevkiniz de menfaatiniz de sihatiniz de bunu böyle emreder, Ayvalık: (yay. y.).
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 20 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 20 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
Drakos ve Ayvalık Adaları'ndan "Nisos".
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 26 Ekim 2026.
XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Aynaroz Adası, Aynaroz ruhbanları ve Rum isyanları, (Tez no. 263187) [Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi].
Ayvalık tarihi çevre dokusu içindeki manastırların incelenmesi, (Tez no. 95915) [Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi].
Ortodoks Hıristiyanlıkta Athos Dağı (Aynoroz), (Tez no. 893113) [Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi].
Το Aϊβαλι και η Mικρασιατική Aιολιδα, (yay.haz.) Kostoula Sklavenitis, Atina: Μορφωτικο Ιδρυμα Εθνικης Τραπεζας.
Osmanlı dönemi Hıristiyan dini mimarisinde Ayvalık (Kidonies) Taksiyarhis Kilisesi, (Tez no. 463186) [Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi].
son erişim tarihi: 20 Ekim 2026.
son erişim tarihi: 22 Ekim 2026.
Αγιορεί'τικα μετόχια, στις Κυδωνιές (Αϊβαλί). ΈκδοσηςΤέρτιοσ.
Σχεσεις Αγιου Ορους και Κυδωνιων. Ε’ Διεθνές Συνέδριο Ιστορίας - Μυτιλήνη και Αϊβαλί (Κυδωνίες), Μία αμφρίδρομησχέσηστοΒορειοανατολικό Αιγαίο, Αθήνα: Ινστιτούτο Νεοελληνικών Ερευνών, 51-56.
Kutsal ağacın bekçilerinden Ayvalık, Ankara: Püf Yayıncılık.
Ayvalık'ı gezerken : geçmişi ve şimdiki zamanlarıyla... (10.b), İstanbul: Remzi Kitabevi.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder