1973 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1973 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2015 Salı

1973 - Kambur

Yönetmen            : Atıf Yılmaz
Senaryo               : Ayşe Şasa
                              Erdoğan Tünaş
Yapımcı               : İrfan Ünal
Stüdyo                 : Lale Film (Seslendirme)
                              Ören Film (Renklendirme)
Müzik                  : Mikis Theodorakis
Yapım                  : Akün Film
Afiş Basım          :
Tür                      : Dram
Film                    : Renkli
Süre                    : 89 dakika
IMDB puanı        : 6.2/10 (7.0/10)

Filmin Geçtiği Mekanlar
    - Ayvalık merkezi
    - Çamlı Kapri plajı
    - Şeytan Sofrası
    - Cunda Agios Yannis Şapeli
    - Cunda Taxiarchis Kilisesi

Oyuncular:
    Fatma Girik - (Azize)
    Kadir İnanır - (Ali)
    Suzan Avcı - (Tasula)
    Danyal Topatan - (Selim)
    İhsan Yüce - (Azize'nin babası)
    Muazzez Kurdoğlu - (Ali'nin annesi)
    Sabahat İzgü - (Şarkıcı)
    Orhan Çoban - (Garson)

Konu:
Eminim şimdi "abarttın" diyeceksiniz ama bir düşüncemi paylaşayım sizlerle: Love Story'den sonra beni etkileyen en mükemmel "aşk filmidir" Kambur...

70'li yılların fedakar sevgili temasını bu derece "abartılı" (aşık olduğu kör kemancıya gözlerini bağışlama fikri) ele alan bir başka "kendini sevgilisi için adama" filmini anımsamıyorum Yeşilçam sineması içinde.

Veremli sevgilinin "kan tükürüklü mendilini" koklayıp verem olanlarını biliyorum ya da mahkeme salonunda sevgilisinin işlediği suçu "üstlenip" hapis yatanları da ama bu filmdeki fedakarlık ve hele 70'li yıllar tıbbının seviyesi ile ele alındığında ciddi bir "buluş" olsa gerek.

Ve müthiş bir "karakter": Ada halkının gözüyle "hafif meşrep" kadın Tasula. Mahalle baskısına rağmen "sahiplendiği duruşunu hep koruyan" ve Azize'nin temiz aşkını kavrayıp onu yüreklendiren, "doğdukları yerden söküp gönderdiklerimizin" (!) kalan temsilcisi Tasula.

Ve tabi Azize'nin babası... Gitmeye karar veren Azize üzülüyor babasını bırakacağı için ve ona "kızıp kızmadığını" sorunca o diyor ki kızına: "git kızım onu seviyorsan... ne derlerse desinler git... diğer kızlardan neyin eksik ki, bir tek kamburun mu? herkesin kamburu kendi içinde..."

Bu filmde ve hele 70'li yıllarda "mavi lens" takılan bir kör kemancı rolünü, ancak kadın dövebilen "ağır abi" rolünden daha güzel oynadığı için midir bilemiyorum ama, Ali için de şunu söylemeliyim: "racon" kesen Kadir Ağabey olmadan önce Kadir İnanır çok daha "bizden" birisiymiş.

Kanımca filmdeki tek "manasız" bölüm, Selim'in Azize'nin yolunu Agios Yannis Şapeli'nin önünde kesip "tecavüze yeltenmesi" sahnesidir. Basit ve manasız bir "mahalle baskısı" sahnesi koymak nedense hala Türk sinemasının vazgeçilmezidir.

Ve film nasıl "yoksul ama dürüst" olduğumuz 70'lerdeki "halimizi" resmediyorsa, Şeytan Sofrası ve Cunda'nın da "yoksul ama dürüst" olduğu ve o geri gelmeyecek günlerini resmediyor bizlere. Agios Yannis Şapeli daha Sevim-Necdet Kent Kütüphanesi olmadığı, Taxiarchis Kilisesinin "oyuncak müzesi" haline getirilmediği o "yoksul" günlerimizi resmediyor.

Filmi size sunmadan önce değinmem gereken son detay filmin tema müziği: Mikis Theodorakis tarafından bestelenen το γελαστό παιδί (güleç yüzlü/gülümseyen çocuk). Theodorakis bu müziğin bestesini, Costa-Gavras'ın 1969-1974 yılları arasında iktidarda olan, Yunan Albaylar Cuntası faşist dönemini incelediği "Z" filmi için besteledi. İrlandalı şair Brendan Behan'a ait olan şiirin bazı dizelerini değiştirerek çeviren Vasilis Rotas şarkının sözlerini yazdı. 17 kasım 1973 Atina Politeknikte faşistlere karşı direnen öğrencilerden Grigorios Lambrakis'in öldürülmesini konu alan şarkı/ağıt, bir çok sanatçı tarafından yorumlandı.

Ben filme geçmeden Theodorakis'in 1988 Türkiye konserlerinden birinde kaydedilen haliyle bu parçayı sizlere izletmek istiyorum.

σκοτώσαν οι φασίστες το γελαστό παιδί
faşistler gülümseyen çocuğu öldürdü

Bence artık filmi izleme zamanı geldi. İyi seyirler...

YOUTUBE'den İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN



17 Ağustos 2015 Pazartesi

1973 - Hayat Bayram Olsa

Yönetmen : Orhan Aksoy
Senaryo : Bülent Oran
          Ahmet Üstel
Yapımcı : Hürrem Erman
Stüdyo : Erman Film
Müzik              :
Yapım : Ören Film   
Laboratuvar : Süperfon
Afiş Basım : 
Tür         : Romantik, Komedi
Film         : Renkli
Süre : 88 dakika
IMDB puanı : 5.7/10 (5.0/10)

Filmin Geçtiği Mekanlar
    - Ayvalık merkezi
    - Ayvalık motor iskelesi
    - Cunda merkezi
    - Cunda motor iskelesi

Oyuncular:
     Kadir İnanır - (Doğan Barutoğlu)
     Hülya Koçyiğit - (Ceylan Ateşoğlu)
     Ali Şen - (Haşim Barutoğlu)
     Hulusi Kentmen - (Musa Ateşoğlu)
     Cevat Kurtuluş - (Uşak Veli)
     Bilge Zobu - (Cafer İşbilir)
     Şefik Döğen - (Ateşoğlu'nun adamı)
     Kadri Ögelman
     Handan Adal - (Ceylan'ın Halası)
     Günay Güner - (Ferdi Barutoğlu)
     Ahmet Turgutlu (Kaptan)
     Meral Kurtuluş - (Zarife'nin Annesi)
     Ahmet Şenses
     İhsan Bayraktar
     Erol Yeşilyaprak
     İbrahim Uğurlu
     Ayten Kayalı
     Yüksel Gözen - (Kutsi Dede)
     Itır Gürdemirel - (Zarife)
     İbrahim Uğurlu
     Özdemir Aydın

Konu
Doğan Barutoğlu ve Ceylan Ateşoğlu iki "düşman sülalenin" son kuşaklarıdır. Ve "dedesinin dedesinin dedesinin dedeleri" arasında başlayan "düşmanlık" hala sürmektedir. Bu iki düşman aile öylesine bir mücadele içindedir ki, bunlardan peşin para ile mal alan Cafer İşbilir adlı tüccarın bile işleri bozulur: Barutoğlullarının sattıklarını Ateşoğulları, Ateşoğullarının sattıklarını ise Barutoğulları tahrip eder. Film Cafer İşbilir'in, Ayvalık'tan Cunda'ya doğru motorla gidişi ile başlar. Ve iki düşman ailenin çatışmalı ilişkisi ile gelişir ta ki İstanbul'da yaşayan Doğan'ın "Ada'ya" dönüşüne kadar.

Diğer iki filmden farklı olarak Hayat Bayram Olsa'da "Ayvalık" adı hep vurgulanır. Cunda için kullanılan tanımlama ise "Ada" ve "Adalı"dır. Karadeniz şiveli kaptan 90'lı yıllara kadar tüm Türk filmlerindeki "denizci" tiplemesinin vazgeçilmez üslubudur. 70'lerin Ayvalık mekanlarını izlemenin keyifi dışında bu filmde "müthiş bir detay" işlenmiştir: Aivaliotiko, Ayvalık zeybeği...

İleride üzerine uzun uzun yazacağım ve videolarını yayınlayacağım Aivaliotiko, sadece Ayvalıklıların oynadığı türden bir zeybektir. Klasik Ege zeybeğindeki doğaçlama hareketler onda da vardır ama Ege zeybeğindeki sert adımlar, biraz "sirtakivari" kırılmış ve esnemiştir. İşte Rüstem, Ceylan ile nişanlanacağı akşam yemekli eğlencede "çok kısa bir süre" aivaliotiko oynanır. Sonra kaliografi zeybeke döner. (Bölüm 3/ 3:34 dakika sonrası)

Hoş bir 70'li yıllar romantik komedisi olan film şüphesiz "mutlu son ile biter"...

Filmi Youtube üzerinden verdiğim linkle yayımlıyorum...
İyi seyirler.