11 Ocak 2026 Pazar

AYVALIK'lı YAZARLAR DERMESİ
Proje Dizini


Bundan sanırım altı yıl önce idi...
O günlerdeki Ayvalık İlçe Halk Kütüphanesi müdürü olan değerli arkadaşım Aygül Öncel Şahin'e bir proje götürmüştüm...

Proje başlığı şuydu: 
"Ayvalık doğumlu veya Ayvalık yazan veya Ayvalık'ta yazan KADIN YAZARLAR (roman-öykü-şiir) FUARI".

Aslında bir "edebiyat fuarı" olan bu proje:
Ayvalık'lı kadın yazarlar anafikirli ve her yıl konusu değişen bir sempozyum içermekte, bunlarla paralel süren; paneller, konferanslar, atölyeler toplanmakta, kitap kapakları ve yazar afişlerinin tasarımları oluşturmakta idi. 

Yeri "asla" değişmeyen kitap evleri-kitapçı reyonları ile yazarların kitap satış ve imza yerleri olacak idi. Program-taslak, Avrupa ve Amerika'da bazı şehirlerde yıllardır gerçekleştirilen "gerçek bir kitap şenliği" idi özetle... Yeri de, 13 Nisan Caddesi'nde yer alan, mübadeleden sonra "Hıdrellez kutladığımız", şimdi ise "bakımsız bir otopark alanı" haline getirilen "yedi kuyular" idi (foto.02 ve foto.03).

(foto.02) Ayvalık kasabasının güney-doğu girişi: "köprü".
(kaynak: HKK, 2021)

(foto.03) Yedi kuyular alanı.
(kaynak: HKK, 2018)

Aygül hemen, Ayvalık doğumlu bir yazar olan Aysun Kara başkanlığında bir hazırlık komisyonu oluşturdu. Ben de bu komisyona, program-taslak ve bazı yazarlara ait bibliyogafya bilgileri ile katkı vermiştim. 

O toplantıdan kısa bir süre sonra tedavi sürecine başladım. Ardından "pandemi" gelişti ve bunlar yetmezmiş gibi ardından, Aygül'ün "Susurluk tayini" sonrasında bu proje hayata geçirilemedi. 

Yapılan "kitap satışı amaçlı" etkinlikleri fuar olarak saymıyorum elbette [1].

AYVALIK'lı YAZARLAR DERMESİ

Geçen bu süre içinde, Ayvalık Bibliyografyası'nı da hazırlarken; acaba cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir tür "Ayvalık edebiyat dermesi-taslak oluşturabilir miyim?" diye kendime sordum... Belki de bir süre sonra diğer meslek gruplarını da içeren bir "kim kimdir" ansiklopedisi özetle... Ve "artık zamanımın" bir bölümünü bu işe ayırıp kolları sıvadım... Edebiyatçıların öz yaşamları yazdım ve bibliyografyalarını hazırladım. 

Ortaya bir tür; "Ayvalık doğumlu veya Ayvalık yazan veya Ayvalık'ta yazan TÜRK YAZARLAR (roman-öykü-şiir-araştırma) DERMESİ" de çıkıverdi. Elbette "eksik adlarla" bir derme oluştu. Unutmayın ki bu derme, ancak katkılarınızla "eksiksiz" bir duruma getirilebilecek.

Çalışmada sevgili Taylan Köken, Aygül Öncel Şahin ve Şaban Ersin Taş ile birlikte hazırladığımız Ahmet Yorulmaz çalışmasını ve yine Taylan ve Aygül'le birlikte hazırladığımız Feyza Hepçilingirler çalışmasını da kullandım. Elbette onlarda bile eksikler bulunmaktadır

Aşağıda derme için hazırladığım "taslak çalışma"yı bulacaksınız. Burada bulunan adlar bir linkle sayfasına bağlanmaktadır. Orada yazarın kısa bir "öz yaşamı" ve az rastlanan fotoğrafları bulunmaktadır. Ayrıca, "şimdilik" yazarlara ait kitaplar bulacaksınız. Önümüzdeki günlerde ise, "makaleler", "tezler" ve diğer bilgiler de bu sayfalar üzerinden okuyabileceksiniz.

Yine aşağıdaki listede "yazar Ayvalık doğumlu" ise sadece adı bulunmaktadır. Eğer yazar "Ayvalık yazan" veya "Ayvalık'ta yazan" ise doğum yeri parantez içinde belirtilmiştir.

Bilgilerde "yanlışlık ve eksiklik" olabileceğini yeniden vurgular iyi incelemeler dilerim.

Ayvalık doğumlu veya Ayvalık yazan veya Ayvalık'ta yazan
TÜRK YAZARLAR (roman - öykü - şiir - araştırma) DERMESİ 
soyadı sırasıyla

- A -
Adıyeke, Ayşe Nükhet (1964) [İzmir]
Adıyeke, Nuri (1963) [İzmir]
Akay, Oğuzhan (1955) [Afyonkarahisar]
Akıncı, İbrahim Ethem (1889-1950) [Sofya/Bulgaristan]
Akkuş, Tacettin (1970) [Gönen/Balıkesir]
Aksın, Can (1941) [Ordu]
Aksoy, [Mehmet] Yaşar (1947) [İzmir]
Alkan, Elif Su (1962)
Alkan, Erdoğan (1935-2014) [Tekeköy/Samsun]
Alkan, Tozan (1963) [İstanbul]
Alpay, Şahin (1944)

- B -
Başer, Günsu (????) [Ankara]
Başol Atay, Pınar (????) [????]
Buz, Arif (1957-2022)
 
- C -
- Ç -
Çelik, Aysel (1956) [Boyabat/Sinop]
Çelik. [Necdet] Nevzat (1960), [Boyabat/Sinop]
Çetinkaya, Ali (1878-1949) [İstanbul]
Çiçekoğlu, Feride (1951) [Ankara]
Çobanoğlu, Özkul (1961)
Çölaşan, [Mustafa] Emin (1942) [Ankara]

- D -
Dağıstanlı, Mehmet (1953) [Erzurum]
Dikduran, Hacer (1978) [????]

- E -

Eloğlu, Metin (1927-1985) [İstanbul]
Emre [Özkan], Gültekin (1951) [Konya]
Erdem, Nilüfer (1966) [Gümülcene]
Esen, H. Hikmet (1952) [Edremit/Balıkesir]
Etöz [Aslıtürk], Zeliha (1963) [İzmir]

- F -

- G -
Gençer, Rahmi (1961)
Girgin, Kemal (1970) [Burhaniye/Balıkesir]
Güldal, Bülent (1954) [Ceyhan/Adana]
- H -

- I - 

- i -

- K -
Kahyaoğlu, Sinan (1958) [Tahtakuşlar, Edremit/Balıkesir]
Kilimci, Ayşe (1954) [Konak/İzmir]

- L -

- M -

- N -

- O -
Onay, Pelin (1976)
Ortaylı, İlber (1947) [????]

- Ö -
Özler, Acem (1959) [Elbistan/Kahramanmaraş]
Özyiğit, Ömer (1949)

- P -

- R -

- S -
Sayar, [Nail] Abbas (1923-1999) [Yozgat]
Selçuk, Sami (1937) [Taşkent/Konya]
Sevinç, Ender (1959-2022 ?) [Safranbolu/Karabük]
Soykan, Abdullah (1967) [Karacabey/Bursa]
Soylu, [Mehmet] Müjdat (1959)

- Ş -
Şentay, Bülent (????)
Şimşir, Nahide (1969) [Alaçatı,İzmir]

                                      - T -
Taşdemir, Serap (1963 ?) [Sivas ?]
Tavşancıl, İhsan (1940) [Gaziantep]
Tekin, Şinasi (1933-2004) [Dursunbey/Balıkesir]
Tezeren, Ziver (1913-????) [Molvo/Midilli]

- U -
Usmanbaş, İlhan (1921-2025) [İstanbul]
Uzunçarşılı [Uzunçarşılıoğlu], İsmail Hakkı (1888-1977)  [İstanbul]

- Ü -

- V -

- Y -
Yaman, Reyhan (1959) [Yalova]
Yaroğlu, Burcu (1979 ?) [Ankara]
Yazıcı, Halim (1954) [Bergama/İzmir]
Yurtsever, Emine Nilgün (?) [İstanbul]
Yurttaş, Hüseyin (1946) [Foça/İzmir]



----
DİPNOTLAR

[1] Büyük olasılıkla üç dört hafta sonra Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği'ne, bu "kadın yazarlar fuarı"nı ve "Ayvalık'ta çekilen Türk filmleri" projelerini sunacağım. Konu üzerine; yazar Aysun KaraASKEV başkanı Lamia Müslüm, Vatandaşın Yeri'nin sahibi Aysel Namlı, film yapımcısı Zafer Par, "Susurluk İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü" Aygül Öncel Şahin ve sevgili arkadaşım Taylan Köken'le de, bu projeler için Ayvalık'ta yüz yüze konuşacağım.

 

29 Aralık 2025 Pazartesi

Yılbaşı yazıları IV: Osmanlı İmparatorluğu'nda yeni yıl kutlamaları

 

(foto.01) Osmanlı İmparatorluğu, değişik milliyetlere ve değişik dinlere
kayıtlı insan topluluğunun bir arada yaşadığı bir devlet idi. Yaklaşık
1910'a ait olan bu reklamda (Liebig Et Suyu), Sultan Ahmet Çeşmesi
önünde ticaret yapan bazı Osmanlıları çizmiştir. Reklam Almanca
olmasına karşın, Liebig "et suyu" üreten bir Birleşik Krallık şiketiydi.
kaynak: Hulton Arşivi, Londra/Birleşik Krallık.

XIII. yüzyılda Selçuklu ve Bizans devletlerinin sınırları arasında bir beylik olan Osmanlılar, kısa sürede gerçek bir "imparatorluk"a dönüştü. İmparatorluğun bünyesinde: TürklerHelenler, Ermeniler, YahudilerAraplar, Kürtler, Bulgarlar, Arnavutlar, Boşnaklar, Berberiler, Çerkezler, Gürcüler, Abazalar, Çeçenler, vd barındırmakta ve bunlar İslam'dan başka, HıritiyanlıkYahudilik gibi diğer dinlere inanmakta idi (Ahmad,2017;Ortaylı.2008).

Osmanlı İmparatorluğu'nun "resmi takvimi", 1840 yılına kadar Hicri takvimdi. Hicri takvim Muharrem ayı ile başlıyor, Zilhicce ayı ile tamamlanıyordu. Ayın hareketlerine göre biçimlenen bu takvim, güneşin hareketlerine göre biçimlenen miladi takvime göre "11 gün fark" içermekte idi ve 625 yılında tasarlanan hicri takvim bir takım sayısal düzeltmeler ile güncel tutulmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık dört yüz yıl boyunca hicri takvimi kullandı (Köksal,27 Aralık 2025).

Ama sarayın ve müslüman halkların takvimi ile müslüman olmayan halkların gündelik takvimleri ayrılık taşırdı. Bu durum, hicri takvim ve türevleri ile miladi takvim ve türevleri arasındaki matematiksel "zaman ayrılığı" anlamına da gelmekteydi. Hicri takvime göre yıl, Muharrem ayında başlar ve yılbaşı ise "bir tür yas günü" olan Muharrem ayının 10'unda gerçekleşirdi [1]Muharrem, aynı zamanda Muharrem-ül-Haram olarak da anılırdı.

Osmanlı sarayında yeni yıl tebrikleşmesi Muharrem ayının birinci gününde yapılırdı. Bu günde kadınların yeni elbiseler giymesi uğurlu sayılmıştır (Osmanoğlu,2017:105).

Bu ayın İslâm dini anlamları dışında bir diğer anlamı da Osmanlı İmparatorluğu'nun hicri yılbaşısı olması idi. Bu gün padişah, yakın çevresine çoklukla para olan ve adına muharremiye denilen armağanlar dağıtırdı. 

Osmanlı sarayında, hicri takvime göre ilk yılbaşı kutlamasının ne zaman yapıldığını kesin olarak bilmiyoruz ama vakanüvis Ahmet Lütfi Efendi'nin [2] kayıtlarına göre ilk kutlama, şair Nedim tarafından III. Ahmet'e hitaben 1 Muharrem 1129 (M. 16 Aralık 1716) tarihinde yapılmıştır. Bu yeni yıl tebriğinde şu beyit yazılıdır:
“Yazıldı hâme-i kudretle çarha bu tarih
Mübârek ola şâhinşâha mâh-ı sâl-i cedîd"

[Yazıldı İlahi kudret kalemi ile feleğe âleme bu tarih,
Kutlu olsun padişahıma yeni senesi]
(İpekten ve Özergin, 1959:138)

Padişaha şairler tarafından yazılan yılbaşı beyitleri dışında bürokratlar, paşalar ve bazı önemli sivillerin de göze girmek ve ödüllendirilmek için yılbaşı kutlaması yaptığı kayıtlarda bulunmaktadır. 

Osmanlı İmparatorluğu, elbette "batılı manada yılbaşı kutlamak" amaçlı değil ama devletin temel gelir kalemini oluşturan ve mevsimden mevsime alınan tarım vergisi ile hicri takvime göre yapılan devletin aylık ödemeleri arasında mali denge bozulmaktaydı. Bu bozulmadan kaynaklı olarak "takvim meselesi" ile 1677 yılından itibaren de uğraşmaktaydı. Rumi takvim1840 yılından itibaren resmen kullanılmaya başlandı. 1917 yılında da mevcut takvime 13 gün eklenerek, Miladi takvimle yıl hariç eşitlenmiş oldu.

Ancak bundan önce, 23 Cemazeyilahir 1244 (M. 31 Aralık 1828günü İstanbul'da düzenlenen bir "yılbaşı balosu" kayıtlara giren ilk saray etkinliğidir. 

Padişah II. Mahmud’un "elmas taşlı yemek takımlarını" büyük bir hayranlıkla anlattığı yılbaşı balosuna Osmanlı devlet adamları da davet edilmiş ve İngiliz elçisi Sir Robert Gordon, Haliç’te demirlemiş büyük bir gemide bu partiyi düzenlemiştir. Davetliler yatsı namazıTersâne-i Âmire Dîvânhânesi’nde kıldıktan sona sandallarla gemiye gitmişler ve sabaha kadar eğlenmişlerdi. Katılımcılardan Serasker Hüsrev Paşa, ”kafir işiydi ama katılmaya mecbur kaldık işte, çatal bıçak gibi mekruh şeyler de kullandık” diye anlatmıştı o partiyi (Gastronomiturkey.com,23 Aralık 2022).

Batı tarzı yılbaşı kutlamaları II. Mahmud döneminde başlamıştı.1853-1856 yılları arasında İstanbul’daki yabancı askerler yılbaşını iyice yaygınlaştırmışlar ve artık Osmanlı aydınları ve elitleri de yılbaşı kutlamaları düzenlemekteydiler. Sultan Abdülmecid 1856 yılında Fransız elçisinin yılbaşı balosuna katılarak kutlamalara olan ilgiyi artırdı. 

31 Ağustos 1876'da tahta çıkan II. Abdülhamid "... döneminde hicri yılbaşında yapılan tebrikleşmeler miladi yılbaşında da görülmüştür. Padişah, yabancı devlet başkanlarına telgraflar göndermiş, yeni yıllarını tebrik etmiştir. ... III. Aleksandr’ın yeni yılını tebrik etmesi sonucu Rus imparatoru bu tebrik vesilesiyle ortaya konulan dostluğa samimiyetle teşekkür etmiştir. ... " (Yetimoğlu,2019:109). 

II. Abdülhamid bir başka kutlama telgrafını Rusya İmparatoriçesi Maria'ya da yollamış, ondan da yanıtlar gelmiştir.

(foto.02) Rus İmparatoru III. Aleksandr’ın eşi Maria
tarafından II. Abdülhmid’e gönderilen yeniyıl telgrafı [3].
kaynak:Yetimoğlu,2019:196-197

1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet’i izleyen yıllarda yılbaşı kutlama adeti, Müslüman-Türklerin aydın kesimleri arasında yayılmaya başladı. İstanbul’da kadın ve erkeğin beraber yılbaşını kutladığı ilk mekânın açılışını Enver Paşa’nın yaptığı söylenir.

(foto.03) Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nda
Alman askerleri Noel'i kutluyor. Yaklaşık 1914-1918 yılları arasında
çekilmiş bu fotoğrafta arka planda gözüken Osmanlı bayrağı ve
Almanya bayrağı arasında Sultan V. Mehmed'in portresi gözükmekte.
kaynak: reddit.com

Rumi Takvimin resmen kullanılmasına 6 Cemazeyilevvel 1335/15 Şubat 1332 (M. 28 Şubat 1917) günü gece yarısı geçildi ve böylece yeniyıl kutlamaları eşzamanlılık gösterdi. 

Hristiyan nüfusla beraber Müslüman nüfusun da yılbaşı kutlamaya başlaması, Beyaz Rusların İstanbul'da görünmesiyle beraber başladı. 900 bin civarında olan İstanbul nüfusuna, yaklaşık 150 bin Beyaz Rus eklendi. 1918-1923 işgal yılları arasında, Rusların yeni yıl kutlamaları Hristiyanlıktaki anlamından ayrı, sadece bir eğlence anlayışı olarak kabul görmeye başlıyordu. Refik Halit Karay’a göre halkın Miladi yılbaşı adetiyle tanışması 1917 Rus Devrimi’nden sonra İstanbul’a akın eden Beyaz Ruslar sayesinde olmuştur.

Yine KarayHâkimiyet-i Milliye Gazetesi'nin 2 Ocak 1933 günkü nüshasında o günlere şöyle değinir:
Mütareke yılbaşılarına kadar bizler, saat 12’yi çalarken ışıkların söndürülmesi düzenbazlığını bilmezdik; limandaki vapurların da bu merasime düdük çalarak katılmalarını işgal senelerinde öğrenmiştik. Esasını ararsanız, müslüman halkı Beyoğlu tarafına alıştıran da haraşolar [Beyaz Ruslar] oldu… Arkasından gelen garblılaşma hareketi, kaç göçün kalkması, balolara rağbet, bize yılbaşı geceleri sabahlama adetini de kabul ettirdi. Ama dikkat ediniz: Bu adetin sadece eğlence tarafını almışızdır. Zira bizdekinin Hıristiyanlardaki gibi dinle alakası yoktur, hayır ve hasenat işlemekle de, hele bir hafta evvel gelen Noelle de! Tuhafı şudur ki, tek geleneğimize dayanmayan bu yeni adete, yani yılbaşı sabahlamasına, bütün adet ve bayramlarımızdan fazla gayretle, dört elle sarılmış haldeyiz! Meğerse lazımmış. Bakalım şehirden köye de gidecek mi?

Halkın nasıl bir yılbaşı geçirdiğine dair bugün kadar ayrıntılı bir okuma yapamadım. Ama kutlama ve/veya anma törenleri tarihlerine bakınca, Müslüman olmayan tebanın yeniyıl törenleri hakkında biraz bilgi edinebiliyoruz.
25 Aralık Süryani, Hellen ve Ermeni Ortodokslar ile Katolikler için "noel" idi. Bu gün Hıristiyanların Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolao’yı anma günüdür. Ve noel kutlaması yapılır. Bir akşam öncesi çocuklar ev ev dolaşırlar. Sabah erkenden kiliseye gidilir, öğlen yakın akrabalarla birlikte yemek yenir. Çam ağaçları süslenir ve altlarına hediyeler bırakılır. Ayrıca Süryaniler, ateş yakar ve etrafında şarkılar söyler.

1 Ocak günü Ermeniler noel kutlamalarına başlar. Yılbaşı sofrası kurulur. Ertesi gün dükkanlar açılır ve bereket getirmesi içine nar tanecikleri serpilir.

6 Ocak günü yine Ermeniler noeli, İsa’nın Vaftiz’ini kutlarlar.Evleri ziyaret eden çocuklara hediyeler verirler. Akşam yemeği ailece yenir. 

Osmanlı döneminde nahıl:
Osmanlı sarayında ve müslüman halkların bazılarında, "noel ağacının" karşılığı nahıldı. Bu nahıllar çam ağaçları idi ve ağaçlar, balmumundan hayvanlar, yemişler, çiçek figürleri ile değerli taşlar, altın ve gümüş yapraklar, ipek mendiller ile süslenirdi. Nahıl geleneği düğünlerde de uygulanırdı. Nahılın biçimi erkeklik gücünü, üzerlerindeki yemişler ise kadının doğurganlığını, süslemelerin zenginliği ise düğün sahibinin varlığını simgelerdi. 

(foto.04) Bir nahıl (ağaç süsleme) örneği.
kaynak: Rycaut,1680:320. 

Osmanlı döneminde yılbaşı gazete yazıları ve kartpostalları:
Osmanlı döneminde gazetelerde de yılbaşı kutlamaları haberleri de yapılmıştır. Örneğin R. 8 Mart 1307 (M. 21 Nisan 1901) tarihli İkdam Gazetesi yılbaşını okuyucularına şöyle duyurmuştur:
Sal-i Cedid- 1319-Bugün re’si sene-i hicriye olmak hasebiyle adat-ı kadime-i saltanat-ı seniyyeden olmak üzere bi’l-cümle vükela-yı feham ve vüzera-yı izam ve ulema-yı ilam ve rical-i kiram hazeratı Mabeyn-i Hümayun-u cenab-ı mülukane canib-i alisine bi’l-azime hak-i pay-i maeali ihtiva-yı velinimet-i azamiye  arz-ı tebrikat-ı sadıkane eyleyeceklerdir.


(foto.05) Handan Rüştü'nün Paris'ten Melahat Hanım'a
gönderdiği kartpostal, 20 Aralık 1912.
kaynak: saltresearch.org.

Diğer yazılar 

---
DİPNOTLAR
[1] Bu gün, 10 Muharrem 61 (M. 10 Ekim 680)'de Muhammed'in torunu Hüseyin'in, Yezid orduları tarafından esir alıdıktan sonra, işkence görerek öldürülmesi ile sonuçlanan Kerbelâ olaylarının yıl dönümüdür. O günden sonra her yıl, Şiî ve Alevîler 1 Muharrem'de muharrem orucuna başlarlar ve 10 gün boyunca oruçlarını tutarlar. Oruç süresi boyunca "suyun damlası haramdır, eğlenilmez, düğün şenlik yapılmaz, kurban kesilmez". 

HanefîlerMâlikiler ve Şâfiîler de bu orucu değişik tarihler belirleyerek tutarlar ve mevlid okuturlar. Muharrem ayının 10. günü aynı zamanda "Aşure Günü" dür.

[2] Ahmed Lutfi EfendiOsmanlı vak‘anüvis ve şairi idi. 1817 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Mehmed Ağa’dır. İlk okulu İstabul'da okudu. Bir süre Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun’a gitti. Buradan ayrılarak Amcazâde Hüseyin Paşa Medresesi’ne devam etti. 1837 yılında Takvimhâne mukabeleciliği görevine getirildi. Ardından Sadâret Mektûbî Kalemi’ne tayin edildi. Bu görevde iken aynı zamanda Farsçadan çeviriler de yaptı. Nisan 1845’te İmar Meclisi seyyar kâtibi olarak Vidin ve Niş taraflarında bulundu. 1848’de geçici olarak vergi tahsili için Filibe’ye gönderildi. Sonra İstanbul’a döndü ve Anadolu eyaleti teftiş kâtipliği yaptı. Birçok kitaplar yayımladı. 1907 yılında öldü.

[3] Cumurbaşkanlığı Osmanlı Arşivine Y. PRK. NMH, 1/94 numara ile kayıtlı olan telgrafın tercümesi şöyledir:
"Taraf-ı Eşref-i Hazret-i Pâdişâhiye Rusya İmparatoriçesi Hazretlerinden Vârid Olan Telgrafnâme Tercümesidir. Sene-i cedîde münâsebetiyle zât-ı şevketsimât-ı hazret-i şehriyârilerinin hakkımda irâe buyurdukları iltifat-ı meâli-i gâyât-ı şâhânelerinden memnûn olarak sene-i merkûmenin hakk-ı haşmetânelerinde dahi mübârek olmasını temenni ederim. Mary" (Yetimoğlu,2019:197)

---
KAYNAKÇA

Ahmad, F. (2017).
Jön Türkler ve Osmanlı’da milletler: Ermeniler, Rumlar, Arnavutlar, Yahudiler ve Araplar, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Aktepe, M. M. (1989)
Ahmed Lutfi Efendi : (1817-1907) : Osmanlı vak‘anüvis ve şairi, c.2 sf. 97-98, İstanbul: TDV İslâm Ansiklopedisi.  

Gastronomiturkey.com (23 Aralık 2022).
son erişim tarihi:  27 Aralık 2025.

İpekten, H. ve Özergin, M. (1959).
Sultan Ahmed III. devri hâdiselerine aid tarih manzumeleri, 10(14), 125-146, İstanbul: İÜEF Tarih Dergisi.

Köksal, H. K. (27 Aralık 2025).
son erişim tarihi:  27 Aralık 2025.

Osmanoğlu, A. (2017). 
Babam Sultan Abdülhamid, İstanbul: Timaş Yayınları.
 
Ortaylı, İ. (2008).
Osmanlı’da milletler ve diplomasi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Rycaut, P. (1680). 
The History of the Turkish Empire from the year 1623. To the year 1677. Containing the Reigns of the three last emperours, viz, Sultan Morat or Amurat IV, Sultan Ibrahim, and Sultan Mahomet IV, his Son, the XIII Emperour now Reigning (1.b), Londra: J.M. for John Starkey,

Yetimoğlu, H. (2019).
Sultan ıı. Abdülhamid’in Rus İmparatorları ile mektup diplomasisi (Tez no. 554721) [Yüksek Lisans Tezi, Bozok Üniversitesi].